- Kategori
- Kültür - Sanat
Sabahattin Kudret Aksal'ın Öyküleri Üzerine Bir Deneme XV

Sabahattin Kudret Aksal
Dil ve anlatım:
İnsanların sağlıklı bir biçimde düşünmesini, doğru düzgün konuşmasını ve anlatmasını sağlayan en büyük öğe dildir. Edebi bir eserin aracı olan dilin, kişiye göre şekillenmesi üslubu oluşturur. Edebi esere, edebilik özelliği kazandıran üsluptur. ‘’ Edebi eser, ancak muhteva – form –üslup üçlüsünün ferdi bir kimyasal sentezi ortamında filiz verip hayat bulabilirler. ‘’(17)
Sabahattin Kudret’in dil ve anlatımına ayrılan bu bölümde, yazarın dil ile görüşleri, hikâyelerindeki anlatım özellikleri ve üslubunu oluşturan temel öğelerin üzerinde duracaktır. ‘’ Dilin gelişerek yenilenmesi, yabancı etkilerden kurtulması, sanat için, en az sanat yapmak oranında bir amaç olmalıdır. ‘’(18) diyen yazar, dil üzerinde ciddi bir görüş sergiler ve bu konuda bilinçli olduğunu gösterir. Şair Aksal için dil çok önemli bir yer tutar. O, özleşen kelimelerin topluma nasıl mal edileceğini şöyle açıklamaktadır :
‘’Öyle sanıyorum ki dilimizin özleşmesi, oyun kişilerinin sahnede yeni sözcüklerle yadırganmadan konuştukları gün sona ermiş olacak .‘’(19)
Özleşme taraftarı olan Aksal hikâyelerinde bu yeni kelimeleri çokça kullanmıştır. Yabancı kelimeler hemen hemen yoktur. Var olanlar ise dilimizde uzun zamandır kullanıla gelmiş oturmuş kelimelerdir. Aksal , ‘’Ben dil konusunda özleşmeye, özleşmenin tam, katkısı olarak gerçekleşmesine inanıyorum .’’ (20)
Dilin olanaklarından çokça yararlanan Aksal’ın hikâyelerindeki anlatımı kavramak için önce üslubun malzemelerini kullanış tarzını bulmak gerekir. Bu sebeple kelime zenginliği , dilde değişmeler ve cümle üzerinde durulacaktır.
1. Kelime Serveti ve Dildeki Değişmeler
Sabahattin Kudret Aksal hikâyelerinin tümünde İstanbul ağzını kullanmıştır. Bunun nedeni İstanbul da doğup büyümüş olması ve İstanbul dışına hiç çıkmamış olmasıdır. Verdiği eserlerde dili çok sadedir. Hikâyelerinde de aynen bu böyledir.
Aşağıdaki kelime listesi, Aksal’ın dili hakkında bilgi verir :
Nihayet Hafif
Sakin Eşarp
Yahut Hal
Beraber Eda
Tuhaf Esnaf
Tesadüf Kâgir
Ahbaplık Rutubet
Cesaret Mânâ
Acayip Rüya
(‘’Bir Dostluk’’, GA., s.9-17)
Vakit Telaş
Zannetmek Ameliyat
Avare Ziyaret
Fırsat Tenha
Nükte Bahsetmek
Mahsun İlân
Tezgahtar Razı etmek
Elbette Vaziyet
(‘’Büyükannemin Ölümü‘’, GA., s.35-39)
Akaret
Akıl
Renk
Haber
(‘’Ev ve Ölü’’, SÖ., s.274-281)
Görüldüğü gibi Aksal’ın hikâyelerinde kullandığı kelimeler hala kullanılan oturmuş yabancı kelimelerdir. Bu kelimeler Türkçeleştirilmişlerdir. Dil oldukça sadedir. Aksal’ın hikâyelerinde deyimlere, atasözlerine pek rastlanmaz ama bolca benzetmelere baş vurulmuştur. Çünkü o hikâyelerinde halkı işlememiş ve halktan kişileri konuşturmamıştır. Dili ustaca kullanan Aksal’ın dil yanlışları ve anlatım bozukluğu diye bir sorunu yoktur. Çünkü o hikâyelerinde konudan çok kurguya ve biçime önem vermiştir. Ona göre, şiir dilini öğrenmek ‘’ ana dilin içinde bir yabancı dil öğrenmek gibidir.’’ derken dili çok ciddiye aldığını ve önemsediğini açıkça görürüz .
2. Cümle
Sabahattin Kudret’in çok değişik bir yapı özelliği göstermeyen cümle kuruluşu ve kullanış biçimi vardır. Daha çok kısa ve orta cümleler hikayelerinde yer alır. Yer yerde çok uzun cümlelere rastlanır. Bağlaçlarla kurulan cümleler de ‘ve’ ler ve ‘ki’ lerden büyük ölçüde kaçınılmıştır. Çünkü bu bağlaçlar Türkçe’nin yapısı içinde yoktur. Basit, bileşik, kurallı ve devrik cümleler iletişimi yer yer kullanan yazar, kişilerin ruh hallerini yansıtırken felsefe ile donanmış, derin düşünceleri yansıtan cümleler de bileşik ve birbirine bağlı sıralı cümleler kullanmıştır .
Sabahattin Kudret Aksal hikâyelerinde bütün cümle çeşitlerini kullanır. Kullandığı cümlelere derin anlamlar katan Aksal’ın cümleleri durağan bir nitelik gösterir. Soru cümlesinden , bileşik cümleden , kurallı cümleden devrik cümleye , fiil cümlesinden isim cümlesine kadar her cümle çeşidine yer verilmiştir.
Basit , bileşik, ve devrik cümleye birer örnek vermemiz gerekirse şu cümleleri gösterebiliriz :
‘’Bir gün erkek kadına ‘nihayet’ dedi.’’(Basit CüAmle)
‘’İki kişiyi konuşturur gibi düşünüp gidiyordu. ‘’(Bileşik Cümle)
‘’Daha dün geceden belliydi bugün bu kadar sıcak olacağı.’’(Devrik Cümle)
Hikâyelerde diyaloga fazla yer verilmediği için konuşma cümlelerine pek rastlanmaz.