- Kategori
- Dünya
Saddam ve El Beşir: Seçilmişler ve Türkiye’nin duruşu

AKP ve Türk dış politikasında değişim
Sonunda beklenen oldu ve 4 Mart 2009’da Uluslararası Ceza Mahkemesi Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir hakkında ‘’tutuklama kararı’’ aldı. El Beşir’in Darfur’da işlenen şiddetin baş sorumlusu olduğuna hükmedildi.
Cezaya El Beşir’den sonra en sert tepkiyi veren ülke Türkiye oldu. AKP iktidarı döneminde El Beşir’i iki kez konuk eden Türkiye sessiz kalmadı. TBMM Başkanı Köksal Toptan 6 Mart günü yaptığı açıklamada ‘’Neye dayanıyor bu karar? Sevin sevmeyin, sonuçta halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı hakkında tutuklama kararı çıkartıyorsunuz. Gerekçenin tatmin edici olması lazım.’’ dedi. Toptan’ın bu kadar sert çıkmasının nedeni sonraki satırlarda gizliydi: ‘’UCM’nin kararları bağlayıcı değil. Amerika da Türkiye de taraf değil.’’
Baştan belirtelim ki Sayın Toptan kesinlikle yanılıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2005 yılında aldığı 1593 no’lu karara göre Roma Antlaşması’na taraf olan veya olmayan devletlerin UCM ile işbirliği yapması zorunludur. 1
El Beşir’in ‘’seçilmiş bir cumhurbaşkanı’’ olduğu iddiası kısmen doğru. Atlanılmaması gereken bir nokta var ki o da El Beşir’in iktidara darbe yaparak gelmiş olduğudur. El Beşir seçilirken de karşısında muhalefet yoktu.
Yakın tarihe bakarsak; hiçbir zalimin halk onayı almadan iktidarda oturmadığını görürüz. Adolf Hitler de, Josef Stalin de Saddam Hüseyin de demokrasiyi kullanarak iktidarı ele geçirdiler ve zalimliklerini uyguladılar.
Saddam Hüseyin dört yılda bir ülkesini seçimlere götürdü. Rakipler bir şekilde engellense de, seçime tek parti olarak Baas partisi girse de Toptan’ın El Beşir’i savunduğu gibi Saddam’ı da savunması mantıklı olacaktı.
ABD, Irak’ı işgal ettikten sonra Saddam’ı yakalama arayışlarına girdi ve sonunda amacına ulaştı. Saddam 2006 yılının sonunda idam edildi. Bu olaya Türk Dışişleri hiçbir tepki vermedi.
Dikkat edelim; ‘’idam edilmek’’ ile ‘’tutuklanmak’’ arasında fark vardır. El Beşir hakkında tutuklama kararı çıkarıldığında hoplayanların, Saddam hakkında idam kararı alındığında ve kararın hiç de tatmin edici bir nedene dayandırılmadığı görüldüğünde isyan etmemek elde değil, doğrusu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin sadece iç politikada değil dış politikada da son derece garip ve tutarsız davrandığını görüyoruz. Bu tavrın eleştirilmemiş olması da iktidarın değil muhalefetin sorunudur. Türkiye’de yeteri kadar güçlü bir muhalefetin olmadığını görmek için gözlüğe ihtiyacımız yok…