- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı Evlat sahibi olmak kadar büyük mutluluk yok.

Biliyorum şimdi yazacağım yazı, bir televizyon dizisini anlattığım bir yazım kadar çok tıklanmayacak. Bunun farkındayım. Ama ben gene de ben bu sabah şahit olduğum ve beni çok etkileyen bir olayı sizlerle paylaşacağım bu yazımda.
Bir kaç aydır belimde bir rahatsızlığım var. Gece uykumdan uyandıran ve ancak bir ağrı kesici allınması ile dinen bir rahatsızlık. Zaman içinde bu ağrılar yürüme zorluğu yaratıp yaşam kalitemi de bozmaya başlayınca artık müdahale etme zamanı geldiğini anladım. Dün gittiğim doktorum sıkı bir muayeneden sonra fizik tedaviye başlamadan önce kemik yoğunluğu ölçümü ve bel emarı istedi. Ben de bu sabah önceden randevu aldığım hastenede emar çektirmeye gittim.
Emar için sıramı beklerken yanıma bebek arabası ile orta yaşlarda bir hanım geldi. Bebek arabasında 3,4 yaşları civarında bir kız çocuk oturuyordu. Bu yaşta bir çocuğun emar çekilecek yerde ne işi var diye düşünüp çocuğu ve anneanne zannettiğim hanımı izlemeye başladım. Birden çocuğun gözlerinde öylesine büyük bir acı ve hüzün gördüm ki anlatamam. Bu gördüğüm hüzün beni çok etkiledi. Çocuğun yanındaki hanım arabaya eğilip küçüğün kulağına 'Acımayacak, geçecek, bir şeyin kalmayacak .'diye fısıldadı. O zavallı küçük, büyük bir adamın bile gösteremeyeceği bir olgunlukla bu sözlere başını salladı ve gene aynı hüzünle çevresine baktı.
Neydi bu yaştaki bir çocuğu bu kadar hüzne koyan. Merakım galip geldi ve yanımdaki hanıma 'Geçmiş olsun, küçüğün derdi nedir.' diye sordum.
Sonradan anneanne değil de anne olduğunu öğrendiğim hanım küçük kızın beyin tümorü olduğunu, üç yaşından bu yana bir sürü ameliyet geçirdiğini ve şimdi her üç ayda bir emar çekildiğini anlattı kısaca. Sanırım kız şu anda dört yaş civarında idi.
Tam bu sırada beni emar odasından çağırdılar ve emara girdim. Emar sırasında tavandaki karoları seyrederken biraz önce şahit olduğum olaya ağlamamak için kendimi zor zapt ettim. Zira ağlarsam hareket edemeyeceğimden gözyaşlarımı, akan burnumu silemeyecektim.
Dışarı çıktığımda küçük kız ve annesi yoktu. Ama onlarla yolum biraz sonra gene kesişti. Çekilen emarımın cdsini almaya alt kata giderken bindiğim asansörde rastladım küçük kızın annesine. Yanında bir doktorla aşağı iniyordu.
Doktor, hanıma çocuğun ayaklarının neden öyle olduğunu soruyordu. Hanım da kemoterapi sırasında aldığı ışından bacak kemiklerinde arıza meydana geldiğini ve ayaklarının böyle olduğunu anlatıyordu. Küçük kızı ben arabada otururken görmüştüm, demek ki ayaklarında da sorun oluşmuş. Bu arada anne doktora çocuğun kolunda, boynundaki arızaları da anlatıyordu ki ben geleceğim kata geldim ve indim.
Kendimi hastane kapısına atıp açık havada derin bir nefes aldım. Dünyada bir insanı kendi hastalığından daha fazla üzen şeyin çocuğunun hastalığı olduğunu daha önce bir yazımda yazmıştım. Bu sözüme şu anda başka bir şeyi ilave edeceğim. Yaşamda sağlıklı çocuk sahibi olmak kadar büyük mutluluk yok.