- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı kilo verme ve bir daha almamanın altın kurallar...ı

SAKIN HA...
Malum çağımızda insanoğlu teknolojik gelişme ve maddi durumunun düzelmesi, refah seviyesinin artması ile birlikte sırtına kiloları küfelerle yükleyip öyle gezmeye, yatmaya, yemeye içmeye başladı. Böyle olunca, aldı bir kilo sorunu! İşte bu kilo sorununa çare olacak öneriler paketinden seçmeler:
Evet, kilo verme ve daha sonrasında kilo kontrolünü sağlamak için en önemli olay doğru beslenme kurallarını öğrenmekmiş
* Özellikle bayanlar stres içinde olduğunda ya da üzüldüğünde yemek yemeye yönelirlermiş. Kocaman bir dilim pastanın, çikolatanın bizi mutlu ettiğine inanır ve daha çok bu besinleri tüketirmişiz. Mesela stres altındayken yemek yeme yerine kendimizi rahatlatmak için yeni yöntemler deneyebilirmişiz. Sevdiğimiz şarkıları dinlemek, bizi rahatlatacak kokuya sahip sabun ya da duş jelleriyle ılık bir duş almak, arkadaşlarımızla görüşmek, açık havada yürüyüş yapmak ya da hobilerimizle ilgilenmek kendimizi daha iyi hissettirmemizi sağlayabilirmiş.
* Bildiğiniz gibi özel günlerimizde tatlı yeme ihtiyacımız en üst seviyeye yükselir. Böyle zamanlarda hamurlu, şerbetli tatlılar yerine kalorisi düşük, yağsız sütlü tatlıları tercih edebilirmişiz.
* Beslenme alışkanlıklarımız kilomuzu doğrudan etkilermiş. Büyük porsiyonlarla yemek, doyduktan sonra bile yemeye devam etmek gibi alışkanlıklar kilo almamıza sebep olurmuş. Hedeflediğimiz kiloya ulaşmak, kilomuzu kontrol altına almak istiyorsak; küçük porsiyonlarla beslenmemiz gerekiyormuş. Yok, benim bu alışkanlığım diye diretiyorsanız, siz bu işi şimdiden bırakın.
* Aşırı açlık duyduğumuzda şeker ihtiyacımızı muz, ananas, armut, ayva gibi meyvelerle giderebilirmişiz. Tabi Şeker Hastası değilsek! Bu meyveler bizi tok tutup atıştırma ihtiyacımızı giderirmiş.
* Eğer kilo verme programındaysanız bazı haftalar kilonuz yerinden bir gram bile oynamaz. Diyet yapan veya yapmayı deneyenler bunu bilirler! Bu, insanı hayal kırıklığına uğratan, cesaret kırıcı bir durumdur. Ama vücudumuzun yeni kilosuna alışmaya çalıştığını gösteren bir işaret de olabilirmiş. Bunu hiç düşünmemiştim! Bu nedenle vazgeçmek yok. Yola, pardon diyete devam…
* Yarım kilogram mantarı ve soğanları birlikte dilimleyip, bu karışımı bir çorba kaşığı zeytinyağı ile 8-10 dakika pişirerek ve baharatla tatlandırdıktan sonra, afiyetle yersek, mantarın içinde bulunan krom bize tokluk hissi verirmiş.
* Günde 2, 5–3 litre su içmeyi unutmamak gerekiyormuş. Suyu yemekten önce ya da sonra içmemizin bir farkı yokmuş. Sadece gün içine bölerek içmeniz gerekiyormuş. Zaten o kadar su bir seferde içilmez!
* Diyet yaparken sürekli tartılmak da bir sorun! Sürekli tartılmamız motivasyonumuzu bozabilirmiş. Kilo verip vermediğimizi her gün tartılarak test edersek bu, bizde takıntı haline gelir, gerginlik ve strese sebep olurmuş. Çünkü vereceğimiz kilonun sonucu 1 haftada ortaya çıkarmış. O nedenle haftada bir kere tartılmak gerekiyormuş.
* Düzenli olarak haftada 3-4 defa bir saat spor yapmak da gerekiyormuş. Spor, metabolizmayı hızlandırmanın yanında vücutta mutluluk hormonu salgısını artırarak motivasyonumuzu da artırırmış.
* Ara öğünlerde: 3 kuru kayısı + 3 ceviz ya da ½ simit +30 gr peynir ya da 1 tost +1 ayran tüketebilirmişiz. Ara öğünlerde bizi tok tutacak bu besinleri seçersek, ana öğünlerde çok acıkmayıp aşırı yemek yememizi engellemiş olurmuşuz.
* İşte en tehlikeli kötü alışkanlıklardan birisi! Televizyon karşısında mümkün olduğunca bir şey yememeye özen göstermek gerekiyormuş. Çünkü televizyon hem görme hem de işitme duyumuza hitap ederek, 3. duyu olan tat duygusu, kontrolümüz dışına çıkabilirmiş. Boş televizyon seyredemiyorsanız eğer, yemek yerine şekersiz bitki çayını tercih etmek en faydalısıymış. Sakın tatlandırıcı atmayın, çünkü tatlandırıcıların içinde kanserojen madde olduğu kanıtlandı.
* Bize kilo vermemiz gerektiğini hatırlatması için şişman bir fotoğrafımızı buzdolabımızın üzerine yapıştırabilirmişiz. Fotoğrafın orada olması, elimizi her fırsatta buzdolabına atmaktan bizi caydırabilir.
* Bir yemek günlüğü tutmakta fayda varmış. Günlüğe ne zaman ve neler yediğimizle beraber, yemek yediğimiz anki duygumuzu da yazarak, işi ne kadar ciddiye aldığımızı kendimize kanıtlayabiliriz. Kendimize duygularımızı ve düşüncelerimizi rahatça anlatabileceğimiz gibi rahatlıkla günlüğümüze de dökebiliriz. Bunun nedeni duygularımızı içimize atmayıp, en azından kendimize itiraf ettiğimiz için, bu duyguları bastırma amacıyla yemek yeme duygusunu aklımızdan çıkarabilirmişiz!
* Eğer sürekli aklımız yemekteyse, buzdolabı veya erzak dolabının kapısına bize 'dur' diyecek bir hatırlatma yazısı asabilirmişiz.
* Yiyeceklerden ayva, ayrıca yeşil yapraklı sebzeler (tere, roka, maydanoz, ıspanak, madımak, karalahana da) hem midede hacim kaplayarak tokluk hissine hem de iştah kesmeye yardımcı olurmuş.
* "Diyet yapıyorum" veya "Diyetim sona erdiğinde normal hayatıma döneceğim" gibi cümleler kurmak yasak! Diyet, bir ray üstünde ileri-geri giden bir tren değildir. Diyet; sağlıklı yaşama yapılan tek yönlü bir gezidir. Bunun için ancak sahip olduğumuz yaşam tarzında, arkamıza bakmadan yapacağımız değişikliklerle başarılı olabiliriz.
* Her gün azar azar alışveriş yapmak yerine büyük bir marketten haftalık veya 15 günlük alışveriş yapmak gerekiyormuş. Bu, çok daha ekonomik olmanın yanı sıra alışverişe önceden hazırladığımız diyet listesiyle gitmek, sağlıksız yiyeceklerden uzak durmamızı kolaylaştırırmış.
* Yapılan araştırmalar, sabah kahvaltının kiloyu kontrol altında tutmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Sabahları iyi beslenmek enerji seviyemizi yükseltecek, günün geri kalanında bizi gereksiz atıştırmalardan uzak tutacaktır.
* Yemeğe olabildiğince uzun zaman ayırmak gerekiyormuş. Tabi zamanım yok diye ayakta atıştırma alışkanlığını da bırakmamız gerekiyor. Beynimizin, midemizin dolduğunu anlaması için 20 dakikaya ihtiyacı varmış. Yiyecekleri yerken yavaş yavaş yersek 20 dakika içinde midemiz ben doldum diye beyine mesaj gönderdiği anda iş bitmiştir!
* Gün boyunca klasik anlamda iki veya üç kapsamlı yemek yerine, beş ya da altı öğün yemek yemeyi alışkanlık haline getirmemiz gerekiyormuş. Bu şekilde beslenmek, kan şekeri seviyemizi dengeleyecek ve kendimizi uzun süre tok hissetmemizi sağlarmış.
Bunlar aşağı yukarı herkesin bildiği gerçekler, Ancak insan olarak kişiliğimiz her zaman gerçeklere uygun davranmayı reddettiği için olsa gerek, aykırılıklar yüzünden sırtımızda fazladan yükle(kilo) dolaşmayı göze alabiliyoruz.
Haydi, kötü alışkanlıklara son verip, daha sağlıklı bir hayata merhaba diyelim.