- Kategori
- Haber
Sağlıkta skandal bitmiyor

Çok daha tuhaf ameliyat ya da olaylarla karşılaşırsak şaşırtıcı olmasın.
Yakın tarihlerde, bir kaç gün evvel, hatta dün, belki de bu gün, yani gün geçmiyor ki bir sağlık skandalı ile karşılaşmayalım.
Son bir kaç örnek;
'İşitme engelli' çocukları sağlık kontrolünden geçiren doktorlar, 'zihinsel engelli' raporu verebiliyor.
(İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi)
Bir ay içinde 49 bebek hayatını kaybedebiliyor.
(Dr. Zekai Tahir Burak Doğum Hastanesi)
Katarakt ameliyatı geçirmesi gereken kadının yanlışlıkla rahmi alınabiliyor.
(Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi)
3'ü kadın 5 güvenlik görevlisi kapandıkları bir odada grup alem yaparken,
şefleri tarafından basılabiliyor (Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Hastanesi)
Hastanın tümörlü böbreği yerine, sağlam olan böbreği alınabiliyor.
(Konya Numune Hastanesi)
Her olay sonrasında olduğu gibi Sağlık Bakanlığı müfettişleri konuyla ilgili işlem başlatıyor.
'Yanlış yaptım' diyebilen doktar görevine devam edebiliyor.
Ameliyatla alınan sağlam böbreğin akibeti de belli olmayabiliyor.
Şimdi bunları 'örnek' olarak gösterince, bazı doktorlar, "Demek ki böyle yapmamız gerekiyormuş" diyebilirler.
Demezler mi?
Derler derler...
Çok daha tuhaf ameliyat ya da olaylarla karşılaşırsak şaşırtıcı olmasın.
Gerçi daha şaşırtıcı ne olabilir, göz nerede, rahim nerede?
Hayret, bunlar hiç mi anatomi dersi görmemiş.
İnsan kaşın, gözün nerede olduğunu bilmez mi ya hu...
Sağlık Bakanı Akdağ'ın ise, bu yoğun skandallarla işi bir hayli zor gözüküyor.
Yok canım 'istifa' gibi bir mekanizmanın çalıştırılması açısından söylemiyorum.
'O mekanizma bozuk, çalışmıyor.'
Benim 'Akdağ'ın işi zor' dememdeki kasıt, her olaya ayrı ayrı müfettişlerin gönderilecek olması.
Çok zor çok, hakkını yememek lazım...