- Kategori
- Deneme
Şahsi hesap dâhili hesapla kapatılmaz

Görsel alıntı
Şahsi hesapların dâhili hesaba yansıtılması halinde tahsilatı toplumun beden kasasından çıkar ki buda huzur, güven ve mutluluk içinde yaşamayı engeller.
Şahsi hesabın dâhili hesaba katılması vicdana, hukuka ve mizana uygun olmaz.
Vaktiyle birbirleriyle candan dost olanların şahsi hesaplarını toplumdan tahsil etmeye kalkışmaları telafisi imkânsız zararlara yol açacaktır.
Nereye gidiyoruz, pusulasız, bir gemi önünü görmeden, dalgalarında yardımı ile deryada mesafe almış gidiyor.
Henüz ne sığınacak liman, ne de çarpılacak kayalar görünmüyor, lakin gemi belirsiz yöne gidiyor.
Benlik peşinden koşanlar ve nefislerine esir olmuş yolcularla birlikte yolculuk yapmaktansa, akıl haricinde söyleyecekleri söz ve söylemlere rağmen delilerle birlikte yolculuk yapmak, daha hayırlı olur.
Hukukun üstünlüğüne Fatiha okunduğu, üstünlerin hukukuna merhaba hoş geldin dendiği bir dönem yaşıyoruz.
Elbette bu ülke insanları şahsi hesapların sadece şahsiler arasında görülmesini ister. Zorun, şiddetin, tehdidin, baskının kendilerine yansımasını istemez.
Ülke insanı evet demesini de, hayır demesini de, yeter demesini de tamam demesini de bilir.
Nedir bu bölüşülmeyen, nedir bu bir türlü görülmeyen ve bitmeyen şahsi hesaplar.
Şahsi hesapların her türlü zararını, ziyanını, toplum çekiyor. Nedir bu emre amadelik, nedir bu kula kulluk. Nedir bu senlik, benlik.
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur.
” Acemlerin üstünleri için ayağa kalktığınız gibi kalkmayın”
Bu gün göze girmek ve menfaatleri için güçlüler ve üstünler için ayağa kalkanların, anaları, babaları, atalara hayatta olsaydı ayağa kalkarlar mıydı?
Kalkarlardı diyenler aslını inkâr ediyorlar, kalkmazlardı diyenler doğruyu tasdik ediyorlar.
Bir taraf değerlerini korumuş oluyor, bir diğer taraf ise değerlerini yitirmiş oluyor.
Korku var, tehdit var, benlik var, güç kullanma var, baskıcı tutum var ve nihayet tek tip toplum yaratma isteği var. Baskıcı tutum ve davranışta zulmün bir çeşididir.
Öyleyse bunca varların var olduğu bir toplumda, özgürlükten ve hürriyetten bahsetmek mümkün değil. Hele, hele demokrasinin adı bile ağza alınamaz.
Artık korku salma, tehdit etme, güç kullanma hastalığından kurtulalım. Tek tip toplum yaratma sevdasından vazgeçelim.
Perdesiz penceremizden sınırlarımızı seyredelim dikkati ve özeni elden bırakmayalım. Ateş bizim bağımıza, bahçemize sıçramasın.
Hiçbir ayette, hiçbir hadiste meşru gösterilmeyen lüks hayatı meşru göstermek için hocaların fetva vermesine gerek yoktur.
Vaktini ve istirahatını hasır üzerinde geçiren Peygamberimizi unutmayalım.
Tamam, yeter demesini bilelim. Yeteri bilmeliyiz. Yeterle tanışmalıyız.
Ne mal, ne mülk ve nede debdebeli yaşam kimseye kalmaz, kimseyle beraber esas dünyaya gitmez.
Artık insanların eşya misali derdest olduğu bir ülke görünümünden çıkıp gerçek özgürlüğe ve demokrasiye yetişelim.
Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN