- Kategori
- Edebiyat
Şairi ve şiiri olmayan ülke yenilgiye mahkumdur
Bu hafta ki Kaçak Yayın’da, Lübnan’da devam eden çatışmalara gönderme yapılarak, Mahmut Derviş’in söylemiyle "şairi ve şiiri olmayan ülke yenilgiye mahkumdur" yargısı işlenmiş. Şair ve şiir bir topluma gerçekten zafer getirebilir mi? Bildiğimiz anlamda zafer olmasa da, çekilen acıları, haksızlıkları bütün dünya ya iletmek, insanca ve onurluca direnç göstermek, tutkal niteliğinde halkı bir araya getirmek için şiirle yapılan direniş, direnişlerin en kutsalı sayılmaktadır. En duygu yüklü şiirler, en yoğun söylemler ağır koşullar altında filizlenmektedir. Artan basıncın metabolizmada meydana getirdiği değişimle bu harika şiirler dizelere gelmektedir.
Karanlığa Okunan Ezanlar adlı kitabında Nihat Genç’te Bosna’yı odak noktasına alarak şiir’in direnişteki gücünü işlemiştir. Eğer kişinin insanca duruşu eksikse, ahlak değerleri yüksek değilse, çağlara meydan okuyacak evrensel edebi eserleri, sanat eserlerini yaratabilmeside mümkün değildir. Ahlak edebiyatın, sanatın, bilimin, hayatın hamurudur, olamazsa olmazıdır.
Şiir yazabilmekten ziyade, hayata karşı belirli bir duruş açısı kazanabilmek bir şair için daha zor olsa gerektir. O özgün duruş olmadan şair ne kadar uğraşırsa uğraşsın, şiirin tutması olası değildir.
Özgürlük yanlısı, onurlu direniş savaşçılarının şiirlerini dillerimizden eksik etmeyelim. Onlara gönülden desteği ancak bu şekilde verebiliriz. Onların acılı yüreklerinden fışkıran şiirleri ezberleyerek, yüksek sesle söyleyerek, çevremizdekilere öğreterek. Siz ne yaptınız diye soran olursa, alnınız ak olarak ben en güzel direniş şiirlerini öğrettim genç nesillere diyebilirsiniz. İşte o zaman hayat akışı değişmeye başlayacak, bekleyen güzellikler teker teker ortaya çıkacak, harmoni hakim olacak.
Değişebilen ve değiştirilmesi gereken şeyleri değiştirmek için gereken cesareti, şiirler ve şairler getirecektir Lübnan’a, Bosna’ya, diğer tüm baskı altında yaşayan halklarına.