- Kategori
- Deneme
Sakız ağacına dolunay düşmüş........

<ı>Gece, dolunay yine (yani yine çıldırma günlerindeyim), gökyüzünde bulutlar geziniyor yağmur yağacak, önce kokusu geliyor. Bulutlar dolunayın bir önüne geçiyor kapatıyor bir altından üstünden geçip sanki dans ediyor. Uzaklardan köpeklerin havlama sesleri geliyor. Gökyüzü yeryüzüne yaklaşmış gibi sanki birbirlerini kucaklamak istiyor. İkisinin arasında kendimi küçücük hissediyorum. Bir nokta gibi. Kazı kampı geniş bir arazide, kendimi en açık, en oksijenli yere atıyorum. Yolun karşısında ki tepenin yamacında büyük, tek başına bir sakız ağacı var. Biçimi ve duruşu öyle güzel ki sanki binlerce yıldır orada akıp giden hayatı seyreder gibi. Şimdi dolunayda bir karanlığa gömülüyor bir ortaya çıkıyor. Kampın içinde dolanırken her önünden geçtiğimde bir bakış atıyorum ona. Bütün haşmetiyle sakız ağacını seyretmek içimi açıyor. Masallardaki ağaçlar gibi.ı>
<ı>Bulutlara rağmen hava öyle durgun ki ama fırtına öncesi sessizliğin işaretleri bu belli. Arada küçük bir esinti gelip geçiyor, saçlarımda geziniyor, kokumu bana getiriyor. ı>
<ı>Bulutlu ve dolunaylı gecede sessizliğin ortasında hüzün böcekleri ile boğuşurken hayatın getirdiklerine teşekkürlerimi yolluyorum. Kalbim böyle acırken güzelliklerini görmeye çalışıyorum. Ama herşey farklı bir renge, kokuya, şekle mi bürünmüş ne. Hüznün üzerine bir tutam pudra şekeri serper gibi sevdiğim şeyleri hatırlatıyorum kendime. Ama korkuyorum soluğumu verirsem uçup gidecek diye. Tutuyorum……..tutuyorum ve büyütüyorum içimde.ı>