- Kategori
- Futbol
Sana gitme demeyeceğim Roberto

Hoşçakal Roberto.
Ülkemize gelen ünlü futbolcular arasında belkide dünya çapında en çok tanınanıydı Roberto Carlos.Onun gibi bir futbolcuyu hangi takım oynatmaz istemez,hangi taraftar kendi takım formasını Roberto Carlos’un üzerinde görmek istemez?
Adı bile kulağa hoş geliyor;Roberto Carlos.
Real Madrid’in 2007 şampiyon olduğunda takım arkadaşları sahada secdeye gelir gibi önünde eğilerek Türkiye’ye uğurlamışlardı.Dün akşam oynanan Sheriff çanından sonra da benzer görüntüler izledik.Son dakikalarda oyuna giren Carlos maç bitiminde sahalarımızda görülmedik şekilde uğurlandı.
Buraya kadar herşey güzel ama benim içimde adını koyamadığım birşeyler var.Biraz sıkıntılıyım sanki Roberto Carlos’un gidişinde izlediği yoldan.
34 yaşında ancak(!) transfer edebildiğimiz Roberto Carlos istatistik olarak hiçbir zaman bir Ümit Özat olamadı.Maç içerisinde bir ya da iki bindirme,ne bir gol pası ne de ondan beklediğimiz posterlik frikik golleri.
Genelde rölanti bir oyun anlayışı ve aldığı anca paraya karşılık standartlarının altında bir performans.
Sezon sonuna kadar anlaşması olmasına rağmen devre arasında kendi planları için ülkesine dönme kararını klübe kabul ettirmesi ise müthiş.Demek ki Aziz Yıldırım’ında gücü yetmedi.Üstelik son maçta oynamamak için taktik bir sarı kartla cezalı duruma düştü ve noel için erkenden ülkesinin yolunu tuttu.Gerçekten müthiş.
Türkiye’nin bir Katar,Dubail yada Birleşik Arap Emirlikleri’nden ne farkı kaldı bu durumda?Yaşlı ve şöhretli futbolcu emeklilikten önce ikramiye gibi bir transfer yapıyor,kafasına göre oynuyor ve kafasına göre sezon içinde ülkesine dönüyor. Ümit Özat’a neden bu vefayı göstermesi Fenerbahçe?Ya da Tuncay’a,Anelka’ya,Van Hojjdonk’a...
Şimdi ben bu Roberto Carlos’a nasıl gitme derim ki?
Geç bile kaldı.
Roberto Carlos, Bartez’e attığı ters falsolu efsane frikiği ve her zaman gülen yüzü ile bir hoş sada olarak belleğimdeki yerini koruyacak.Ama içimde birşeyler de hep yarım kalacak onun adına.