- Kategori
- Fotoğraf
Sanaldan gerçeğe … Fotoğraf dostlarının Yalova buluşması

Doğa ve foroğraf... Ayrılmaz ikili!
Gün. 9 Kasım 2008, Yer : Yalova… Birbirini sadece internet ortamında paylaştıkları kendi çektikleri fotoğraf kareleriyle tanıyan altmış kadar fotoğrafçı çeşitli illerden hareketle Yalova’da buluştu. Ev sahipliğini benim de kurucu üyesi olmaktan onur duyduğum YAFOD (Yalova Fotoğraf Amatörleri Derneği, www.yafod.org ) yaptı. Dernek Başkanı Sayın Erdal Yavuzak’ın girişimiyle organize edilen geziye İstanbul, İzmit, Bodrum, Gölcük, Balıkesir ve Mersin’den altmışa yakın amatör fotoğrafçı katıldı.
İDO’da buluşan fotoğraf dostları Uygulama Oteli’ndeki kahvaltıya yürüyerek geldiler. Hepsi kurt gibi acıkmıştı. Kahvaltı öncesi kısa tanışma görüşmeleri oldu. Bu tanışam görüşmelerindeki diyaloglar oldukça ilginçti, çünkü insanlar birbirlerinin adlarından ve yüzlerinden ziyade rumuzlarını ve fotoğraflarını anımsıyorlardı. Dolayısıyla tanışmalarda “Merhaba, ben Ahmet, Nikon317” “Aaaa, merhaba. Ben de Nazik, Nazik67” “Siz?” “Ben Ege388, Yüksel” gibi konuşmalar havada uçuşuyor ve kimse garipsemiyordu. Herkes sanal dostlukların gerçeğe dönüşmesine şahit oluyor, dahası bizzat yaşıyordu.
Kahvaltının ardından dört minibüs halinde önce Termal’e gittik. Çevredekiler “ne oluyor, bir olay mı var? Niye her yer gazeteci doldu?” demeye başladılar. Termal’i birden her birinin elinde kallavi objektifli fotoğraf makinaları olan insanlar basmıştı, doğaldı tepkileri. Sonra yavaş yavaş herkes bir yana dağıldı da tepkiler azaldı. Termal’den Ortaburun üzerinden Çınarcık’a geçtik. Teşvikiye Pide Fırını’na uğrayıp akşamüstü mekanlarını basacağımızı hazırlıklı olmalarını söyledikten sonra Büyük Dipsiz Göl’e doğru yola koyulduk. Göl bize en güzel yüzlerinden birini gösterdi. Yansımalar, sonbahar renkleri, mantarlar herşey harikaydı. Hele bir de fotoğrafçıların olmazsa olmaz aksesuarları kırmızı kazaklar, sarı şemsiyeler tahta köprünün üzerinde arz-ı endam etmeye başlayınca ortalık pek bir şenlendi. İkiz şelalelere gitme vakti gelmesine karşın bir türlü ayrılamıyordu insanlar bu doğa harikası yerden.
Geziye katılan fotoğrafseverlerin ortak tanışma platformu olan www.fotofanclub.com ‘da çekilen fotoğraflar sergilenmeye başlandığında beni ve sevgili Nafiz Özsu’yu bir sürpriz bekliyordu. Çünkü her yanın ağaçtan yapraktan geçilmediği o genişçe göl çevresindeki incecik cılız bir daldaki üç kuru yaprağı merkez alan bir fotoğraf çekmiştik ikimiz de. Hem de ayrı zamanlarda. Sonradan öğrendik ki aynı dal ve yaprakları başka bir arkadaş daha (Cengiz Yavuzak-“Bedo” da) çekmiş ama üçüncü piştiyi yapmamak için yüklememiş. Fotoğraflara yapılan yorumlar arasında “Bu yapraklar da meşhur oldu gitti”, “Fotoğrafçı duyarlılığı bu işte” gibi ifadeler yer aldı.
İkiz Şelalelerin suyunun az olabileceğinden korkuyorduk Yalovalılar olarak ama korkumuz yersiz çıktı. Çok güzel karelere vesile oldu şelalelerimiz. Bu arada ava giden avlanır misali fotoğrafçılar birbirlerinin fotoğraflarını çekmekten de kaçınmadılar. Malum fotoğrafçılar şekilden şekile girerler güzel açıyı yakalayabilmek için. Geziye Milli Parklar’daki domuz sayımı görevi nedeniyle katılamayan dernek üyemiz Hakan Sönmez ile görevi dönüşü karşılaşmamız ise hoş bir rastlantı oldu. Kent Orman’dan ayrılırken keşke yazları açık olan Teşvikiye köyünün Gürcü kadınlarının işlettiği büfe de açık olaydı da hayatımda yediğim en lezzetli gözlemelerden ve ev baklavalarından konuklarımıza da tattırabilseydik diye düşünmeden edemedim. Neyse ki pideler de harikaydı. Pideleri beklerken geçen süre ise çok uzun herkese çok uzun geldi, zira açık hava yürüyüş herkesi fena halde acıktırmıştı. Geziye katılan küçük maskotlarımız ise hepimize neşe verdiler. Hele içlerinde bir Mustafa Kemal vardı ki gerek fotojenikliği gerekse uysallığı ve sevimliliği ile hepimizin kalbinde taht kurdu. Gerçi kaptan amcasının verdiği bir sakız uğruna beni bir kalemde sildi ama olsun. Son olarak Yürüyen Köşk’e gittik. FB-GS derbisi uğruna aramızdan erken ayrılanlar bu tarihi mekanı göremediler ama kalanlar köşkün bu güne dek çekilen en güzel fotoğrafları arasına girmeye aday enfes görüntülerini çektiler. Ayrılımaya yakın hala yeni tanışmalar oluyordu. Bu kadar geç tanışmaya hayıflanmalara, organizasyonu yineleme dilekleri eşlik ediyordu. Yalova’nın daha görmedikleri pek çok güzelliği olduğunu anlamışlardı ki, bu bize yeterdi.
Mavi – Yeşil Yollarımız uzundu, henüz ne kadarını görmüşlerdi ki. Ama eminim bu dişli fotoğrafçılar bu kadarıyla bile Yalova Valiliği’nin düzenlediği Mavi – Yeşil Yol konulu fotoğraf yarışmasının ödüllerini silip süpüreceklerdir. Dönüşünü bir sonraki güne bırakan katılımcılara gecenin ilerleyen saatlerine dek eşlik edildikten sonra vedalaşıldı, başka bir zaman, başka –veya aynı– yerde- yeniden görüşme dilekleriyle.