- Kategori
- Sanat Eğitimi
Sanat Eğitimi

YAZINSAL TÜR
ŞİİR
“Onun şiirinin temelini halk türkülerinden alınan öğeler oluşturur. Şiirinde bu öğeler öne çıkar ve lirik bir söyleyişe ulaştırır ozanı. Fakat lirizm onun şiirinde bir güz güneşi gibidir. Kimi zaman gökyüzü pırıl pırıldır, güneş şiirin sırtını ısıtır. Kimi kez de gökyüzü bulutlanır; sözcükleri duygusal değerlerinden soyan, kuru, bilgilendirmeye yönelik söyleyiş öne çıkar. Bu söyleyiş son şiirlerinde de kendini belli eder daha çok.”
Yazarın öğretici şiire olumsuz bakışını hangi tümcede görüyoruz?
Yukarıdaki paragrafı oluşturan tümcelerde “şiirin ne olduğu” üzerinde durulurken şiirin kimliğini yitirmesini
“..... sözcüklerin duygusal değerlerinden uzaklaşarak bilgilendirme görevi üstlenmeleri ... ” tümcesi yazarın öğretici şiire olumsuz bakışını göstermektedir.
Sonuç olarak yorumumuzu şöyle dile getirebiliriz :
“Şiir, lirik özellik taşımalı, öğreticilikten uzak durmalıdır.”
Lirik şiire örnek
can *
hani gözlerin vardı
gülen ağlayan
hani ellerin vardı
kolların
saran okşayan
hani sesin vardı
çın çın kulaklarda
yüreklerde sıcak
hani sen vardın
yakın yakın
günlerden gecelerden önce
Türkay Korkmaz
* doludizgin, kora şiir
Yapısı, dokusu diğer düzyazı türlerinden ayrı olan şiir, Homeros’un ünlü destanı İlyada’da
“kanatlı söz” diye tanımlanmaktadır. Bu tanımlama sözcüklerin ses ve anlam örgüsü yönünden oluşturduğu yapılanmayla ilgilidir.
Osmanlı Tezkirecisi Latifi, “sözün ruhu” der şiir için.
Ozanın söze kanat takması ya da sözün ruhuna ulaşması sözcüğe yeni anlamlar yüklenerek sağlanabilir ancak.
Ozan şiirsel eyleminde kendine özgü bir dil yaratır. Bu gerçek, şiiri şiir kılar. Ayrıca, “Şiir öğretilebilir değil; öğrenilebilir bir iştir.” (M.H.Doğan)
Türkçe, uzun söze gerek duymayan bir şiir dilidir. Yani kısa anlatımı seçmesi onu dünyanın seçkin, varsıl dilleri arasına sokabilir.Bunu başarmanın yolu şiirimizi verimli, nitelikli kılmaktan geçiyor. Dilimiz gelişince şiirimiz, şiirimiz nitelik kazanınca dilimiz gelişecektir.
satırbaşı*
sesi kuşandı sözcükler
sonrasız
taşıyor günceli
satırbaşında çığlık
uyanış ağlamaklı
düş korkulu
gün bayram değil
Türkay Korkmaz
* zaman kanatlı sözler, eğitim-sanat yayınları
AÇIKLAMALAR
Bu örnek şiir, niteleyici sözcükleri sıralayarak oluşturulan betimleme dilinden uzak, şiirde eylem sözcükleri dışlanmadığından şiir devinim kazanmış, yaşantılara akabilmiştir.
Şiir, bilgi aktarmayı amaçlamadan ozanın yarattığı dille imgelerden, düşlerden, özlemlerden oluşan bir yaşantı birikimini sunuyor.
Şiir duyumsatıp, anımsatıp sezdirirken giz taşıyor.
Bu şiir, biçim ve içerik olarak diğer örneklerden ayrılıklar taşıyor.
Dizelerin küçük harflerle başlaması, şiirinin başlığı, ozanın adının dilbilgisel kurallara uyulmadan yazılması neden böyle diye sorulabilir.
Bu soruların yanıtı ne olabilir?
Şiiri yazın türleri içinde özgür, dilbilgisi kuralı tanımayan bir türdür diye tanımlayabiliriz.
Ozan şiirini kendine özgü bir anlayışla, kurallarını kendi koyarak örmüş. İkiliklerle kurulan şiir tek dizeyle bitmektedir. Bu, ozanın şiir anlayışından kaynaklanıyor. Alışılmış şiir anlayışının dışına çıkmış.
Bu açıklamadan şiir, yerinde durmadan biçim ve içerik olarak değişiklere uğrar sonucunu çıkarabiliriz.
Her çağ kendi şiirini, her ozan kendi dilini yaratır. Şiir, her ozana, her okura göre biçimlenen; içerik kazanan bir türdür.
Şiir, içerik olarak hemen kendini ele vermiyor. Her okur ayrı sesler, söylemler, duyumsamalar, anlamlar, anlamsızlıklar yakalayabilir.
Ozan kadar okur da özgürdür. Ozan şiirini kurarken nasıl özgürlüğüne düşkünse okura da aynı özgürlüğü tanıyor.
Sözcüklerin çağrışımlar yaratacak biçimde imgeli olarak kullanılması anlamı ya da duyumsananı arka planda veriyor. Bu da ozanın özgünlüğünden kaynaklanıyor.