- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Sanat kutsal bir şey midir?

Sanat sanat için mi yoksa siyaset (amaç) için mi yapılmalı? En çok tartışılan konudur bu sanatın bir köşesinden bulaşmış yeni yetmeler tarafından. Bu kadar çok tartışılmasının nedeni kavramların aynı gibi görünmesine rağmen içlerinin herkes tarafından ayrı anlaşılmasıdır… Akademik tartışmalara girmeden kendimce kavramlardan ne anladığımı ifade edeyim önce;
Sanat sanatçının toplumla iletişim kurma biçimidir. Sanatın olmazsa olmazı iletişim şekli olmasıdır… Arkasından gelen özellikleri epey değişken ve tartışmalıdır. Başlıcaları: Var olanlardan değişik bir eser ortaya konabilir. Var olanların üstüne bir şey konularak, ilerleme sağlayan bir eser olabilir… Var olan bir ekolü temsil edebilir. Var olan şeyleri taklit etmek, sürdürmek de sanattır. Var olmayan, yeni bir iletişim şekli deneyen bir eser de olabilir… Estetik olmalıdır. Estetik ise çok değişken bir şey… Çağında ya da sonradan estetik olduğu kabul edilmelidir… Mutlaka insanlara ulaşmış, etkilemiş olmalıdır… Hatta lanetlenmiş bile olsa… İnsanlara ulaşmamış onları etkilememiş bir şeye sanat denilemez… Burada sayı önemli değildir… Önemli olan toplumdan biri/leri/nin o eseri sanat olarak algılamasıdır… Ulaşma sayısı ticari bir şeydir… Çok kabul görme saygınlığı belirlemez… Milyonlara hitap eden bir sanat eseri bazıları için anlamsız olabilir…
Siyaset ise devletin toplumu, alt ve üst kültürü düzenleme şekilleridir… Adı üstünde toplumu ata benzeten bir anlayışın ürünüdür siyaset. At bakıcılığı/terbiyeciliği (seyis’ten gelir siyaset) ile at hırsızlığı arasında gidip gelir… Devlet adamı, devlete göre düşünür
Politika ise daha çok toplumsal bir kavramdır… Siyasetin nasıl bir yol izlemesi gerektiğini tartışır durur… Devlet içinde toplumun ilerleyişini, sınıfların durumunu, paylaşımı, sorumluluk ve hakları belirleyen bir kavram olarak algılayabiliriz politik tartışmaları… Yani toplumun hangi katmanı içindeyseniz devlet içindeki ağırlığınız için bulunan yollar, öneriler ve savaşımlarınız diyebiliriz politikanın konusuna… Birey kendine göre devleti düşünür…
Bu bilgilerin ışığında; Hiçbir sanat eseri siyasetten/sistemden bağımsız olamaz… Burada sanırım asıl söylenmek istenen sistemle uyum sorunu… Bir sanatçı sistemle barışık olur ve sisteme hizmet için eserler üretebilir… Ya da sanatçı sistemin içinde kalarak onun eksik yanlarını göz önüne sererek düzeltilmesini isteyebilir… Bazıları ise sistemi yüceltebilir…
Burada bir konuya açıklık getirelim; Ben siyasetle uğraşmam, mesaj kaygım yok diyenlere yanılıyorsunuz demek lazım… Tamam yaptığınız iş sanat olabilir… Ancak bu aslında yine sanatın siyasetten bağımsızlığını getirmez… Sistemle dibine kadar barışıktır sanatçı… Sistemin insanları mutlu ettiğine inanır ve oda kendince mutludur. Sistemle barışık olanlara eser üretmekte de olabilir yaptığı iş… Sistemin gelişmesini, pekişmesini isteyen eserler de verebilir, insanları mutlu edecek, eğlendirecek eserleri de ortaya koyabilirler…
Sanat asıl toplumcu politikalar tarafından iletişim için kullanıldı… Aslına bakarsanız sanat daha çok saygınlığını, büyüsünü, gizemini ve çeşitliliğini toplumcu politikanın karşı duruşundan, hümanizminden, yenilikçiliğinden ve çağdaşlığından almıştır… Sanatın ve sanatçıların değer kazanmaları, toplumsal değişimlerin göbeğinde olmalarıyla doğru orantılıdır. Ayrıca sanatın toplumsal politikalarla iç içe olması onun kitleselleşmesini, yaygın şekilde tüketilmesini de sağlamıştır… Burada toplumcu olmayan politikalar da olduğunu unutmamak gerekir… Bu politik kurumlarda sanatı bir şekilde kullanır… Burada toplumcu politikaları açmaya gerek var mı bilmiyorum… Sisteme kökten karşı olan sosyalistlerden tutun, sistemin köle ruhuna isyan eden romantiklere, var oluşçulara, hatta anlamsızlığı savunanlara kadar tüm muhalifler, çok yoğun şekilde sanat eseri üreterek toplumla iletişimi denemiştir…
Sanat politika yaratabilir mi? Sanmıyorum… En temelde asıl olan toplumdaki çelişkilerin çözümü, adalet, ayrımcılığa karşı olmak, insanca eğitim, savaşa karşı olmak, özgür birey gelişimi, mutlu aşklar vs vs ise ve sanatçı bunları istemek, yaymak, yaşamak için eserler ortaya koyuyorsa sanat toplumcu politikadan besleniyor demektir…
Ülkemizde toplumcu politik sanat öyle kaba biçimde kullanılıyor ki/kullanıldı ki işte bu tür tartışmaların asıl kaynağı bu bile olabilir… Buna ben bir zamanlar sanat diyordum; Yukarı da sanatın özelliklerini sayarken estetiği özellikle es geçmedim, (es geçtiğim çok şey var, çünkü bu olay bir blog’la açıklanamayacak kadar karmaşık bir konu) çünkü ister sisteme muhalif, ister sistemi yücelten öyle ‘’sloganvari eserler’’ ortaya kondu ki şaşarsınız… İşin en kötü tarafı zavallı bizler hayatlarımızda sanat adına ilk defa bu ‘’eserlerle’’ karşılaştık… İşte merkezimize koyduğumuz bu eserlerin izlerini şimdi silip atmakta zorlanıyoruz… O yüzden belki böyle saçma sapan bir konu hiç gündemden düşmez…
Devletin siyasetine karşı, halkın devlete karşı geliştirdiği politikalar değil midir zaten yaşamdan payımıza düşenler? Ve sanatta sanatçının tüm dünya halklarıyla kurduğu bir iletişim şekli değil midir? Bu iletişim elbet devlet, siyaset ve karşı politikalar etrafında döngülenecektir… En etliye sütlüye karışmaz olanının bile asıl temel görevi budur… Sistemler sanatla kimlik kazanır… Sanat nerden olursa olsun saygı duyulması gereken bir şey midir? Bak bunu tartışırım işte… Hadddee leynn diyebilirim…