- Kategori
- Sosyoloji
Şans Eseri misin
Hastalıkları bile şamar oğlanına çevirince bizim doktorlar, normal ölümler tercih nedeni olmaya başladı. Doktor reçeteleriyle eczane torbalarını doldurmaktansa kendi kendinin doktoru olmaya başladı insanlar. Meğer ne kadar çok okumamış tıp mezunu varmış bu ülkede. Şans eseri doktor olamamışlar, o başka. Ama helal olsun hepsi de kendini yetiştirmiş, güngörmüş insanlar ya.
Sanatın her dalına hayranım. Bir esere verilen emeği ve sabrı düşündükçe büyüleniyorum. Bu yazıları yazarken, en çok da kitap okurken, bir roman yazmak ne kadar da zordur diye düşünüyorum. Belli bir birikimin olması, derin bir araştırma, kelimelere ve anlatıma hakimiyet şart. Biyografi ya da tarihi roman yazıyorsan özenle aktarmalısın gerçekleri, bu da kelimelere biraz daha dikkat demektir.
Sanat yapmak uzun uğraş gerektirir. En başta gönül vermek lazımdır sanata. Eğlenceli olduğu kadar yorucu ve eleştiriye açıktır sanat. Bazen şaşırıp, sanatçının sanatı yapma şeklini değil, yaptığı sanatı eleştiririz insafsızca. Bilmezkişi olarak uzman kesiliyor, biraz daha ileri giderek “ ben daha iyisini yaparım” diye ahkam kesiyoruz. Sanıldığı kadar kolay iş değildir sanat yapmak. Büyük bir yeteneğin, sabrın, uzun uğraşların, biraz da imkansızlıkların ürünüdür gerçek sanat. Sanatçı kimliğini taşımak ağırdır. Çünkü sanat, sanatçının ustalığını ve yıllarını almasına rağmen, hata kaldırmaz. Her zaman hak ettiği ilgi ve değeri göremeyebilir, bu yüzden nankördür biraz sanat.
Bir kağıda bir şeyler karalamakla, bir notaya ya da deklanşöre basmakla, bir taşı oymakla sanatçı olunmuyor. Güzel olsun olmasın, beğenelim ya da beğenmeyelim ortada sanat var. Sırf bu yüzden, eleştirinin dozunu iyi ayarlamak lazım. Sanat eleştirmenlerine lafım yok, aslında onların yaptıkları da birer sanat ve onlar da birer sanatçı.
Şansın, talihin eserleri arttı son zamanlarda. Tesadüfleri unutmamak lazım. Müzeler için çok sıradan mı kalır? Unutulmazları da ekleriz, yetmezse sanattan biraz çalarız. Şimdi olur pekala.