​ Şapka çıkarılır bu yaşam sevincine / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '12

 
Kategori
Deneme
 

Şapka çıkarılır bu yaşam sevincine

Şapka çıkarılır bu yaşam sevincine
 

21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı diye bir kuruluşun olduğunu bu akşama kadar duymamıştım.

Yetmiş iki yaşındaki genç (!) kadın dostum bana bir konser hediye etti bu akşam. "İşini gücünü bahane etme, biletleri aldım, kalk gel" dedi.

Kalktım gittim.

Kadıköy Belediyesi'ne bağlı Caddebostan Kültür Merkezi'ndeydi konser. Solist Melihat Gülses idi. Ben, sadece bunu biliyordum. Meğer 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı'nın 20.yılını kutlama konseriymiş.

Önce vakıfla ilgili bir tanıtım gösterimi yapıldı. Sloganı, 'Bir Çocuk Daha Okusun Diye" idi. Yirmi yıldır çeşitli projelerle özellikle Anadolu'daki çocuklara okuma olanağı sağlamak için burslar vermişler, okullar yaptırıp Milli Eğitim'e bağışlamışlar, Anadolu'dan gelip okuyan kız çocuklarının İstanbul'da barınması için kız yurtları açmışlar.

Sonra konsere geçildi. Altı kişilik saz heyetiyle Melihat Gülses sahneye çıktı. İsmini çok duyduğum, ününü bildiğim bu sanatçıyı ilk kez dinliyordum. Bundan utandım, çünkü Türk Sanat Müziği'ni çok seviyor ve dinliyor olan birinin bu billur sesi daha önce dinlememiş olması ayıptı, başka bir şey değil.

İlk üç şarkı ağır eserlerdi, kendi seslendirdi. Sonraki şarkılar hepimizin bildiği, sevdiği şarkılardı, seyirci korosu oluşturduk ve birlikte söyledik.

Melihat Gülses, çok güçlü sese sahip gerçek bir sanatçı olmasının yanında, insani değerleri yüksek, zarif ve güzel bir hanımefendi. Sahne hakimiyeti mükemmel, espri yeteneği harika. Tek kelimeyle mest oldum, mest etti hepimizi.

Bir ara, öyle bir an geldi ki, sanki bu yüzyılda değil, mesela on dokuzuncu yüzyılda bir konser izliyor gibi hissettim. Hani klasik müzikte oda konserleri olur ya, ufak bir müzisyen grubu eşliğinde verilir, tıpkı onun gibi. Altı kişilik saz heyetiyle muhteşem bir konser verdi Melihat hanım. Kızı da bu saz heyetindeydi, bir şarkıyı da onunla birlikte seslendirdi. Sanırım saz heyetinin diğer üyeleri de konservatuvar öğrencileriydi. Öğrenci olmalarına karşın son derece profesyonel bir iş çıkardılar.

Konserdeki seyirci profili ile ilgili bir iki şey söylemeliyim.

Biliyorsunuz bir kaç gündür kar bir çok şehrimizi esir aldı, İstanbul'da da iki gün önce ulaşımı aksatacak düzeyde yağdı. Tam bitti artık derken bu akşam üzeri birden bire kar yağmaya başlamasın mı? Herhalde gidemeyeceğiz dedim. Çünkü benim dostum, iki yıl önce bu ayda karlı bir günde evinin merdivenlerinde düşüp ayağını kırdı ve bir sürü operasyondan geçip ancak iyileşti. Dışarı çıkmak istemez dedim, telefon açıp sordum. Yok canım nerdeeee, "hayır, iptal falan yok, arabayı ayarladım ben, gidiyoruz" dedi. Konser öncesi bekleme salonunda gördüğüm manzara beni hayrete düşürdü. Hemen hemen yarıdan fazla seyircinin yaşı yetmiş ve üzeriydi. Kar, yağmur çamur dinlemeden gelmişler. Hepsi şık, iki dirhem bir çekirdek, çoğunun elinde bastonları, titrek el ve ayaklarıylaa büyük bir azimle gelmişler konsere.

Hayranlık duydum bu yaşam sevincine, takdir ettim. Sıcak koltuğuna yayılıp oturarak televizyon izlemeyi tercih eden, dışarı çıkmayı aklına bile getirmeyen gençleri düşündüm.

İyi ki gitmişim.

Her, "Acaba?" sorusuyla gittiğim etkinliklerde olduğu gibi memnun olup döndüm evime.

Hem enfes bir konser izledim hem de varlığını bilmediğim bir eğitim vakfını tanımış oldum.

Az şey mi?

 
Toplam blog
: 314
: 1210
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Üsküdar İstanbul doğumluyum ve halen burada yaşıyorum. Okumak, yazmak ve seyahat etmeyi çok seviyor..