- Kategori
- Spor
Sarı Meleklerin hüznüyle; Fenerbahçe'nin 9 puanlık paketi

Fenerbahçe’nin bir tarafta çok önemli bir lig maçı diğer tarafta tarihi öneme sahip voleybolda Avrupa şampiyonu olmak için final karşılaşması... Her iki mücadelenin de aynı saatlere denk düşmesi bizim için de ilginç bir TV kanal zapping rallisi oldu.
Futbolda erken gelen goller sonrasında Sarı Melekler’in 2-0’dan durumu 2-2’ye getirmesi bütün dikkatleri Cannes’a çevirmiş olsa da Güzeller Güzeli kızlarımız son nefeste tıkandılar; ikincilikle yetindiler.
Oysa hepimiz bu maçın sonunda gülen tarafın Fenerbahçe olacağına özellikle dördüncü setten sonra kendimizi inandırmıştık. Bir sezon boyu toplamda 10 setin altında kayıpla, yenilgisiz oynamış bir takımın aslında şampiyonluk hakkıydı. Ancak böylesi karşılaşmalar finalleri oynayarak ve kazanarak sonuçlandırılıyor ve kadroda bu kadar tecrübeli ve yabancı olmasına karşın olmayınca da olmuyor.
Özellikle Fenerbahçe için ve kuşkusuz Türkiye adına önemli bir kayıp oldu bu. Ödül törenine Avrupa Birliği’nin bayrağı ile çıkan Volley Bergamo takımı oyuncularının ne mesaj vermek istediğini çok merak ettim kuşkusuz.
Fenerbahçe-Kayserispor maçı...
Geçen hafta Galatasaray karşısında alınan 3 puanın 9 puanlık bir pakete dönüşebilmesi ve ligde çok önemli bir avantaj elde edilebilmesi için Kayserispor maçı Fenerbahçe adına çok önemliydi. Bütün hafta boyunca Fenerbahçe cephesinden; futbolcusundan yöneticisine bu yönde mesajlar geldi. Bu da hani Perşembe’nin gelişinin Çarşamba’dan anlaşılması misali bir şeydi ve sahadaki mücadelenin şeklini belirledi.
Başlama vuruşu ile birlikte, uzun zaman sonra neredeyse tamamına yakını dolu tribünlerde ve taraftarının önünde baskılı bir futbol oynamaya başladı.
Lugano bu mücadelenin sembol ismi gibiydi. Hırsı İstanbul’dan Türkiye’nin her noktasına ekranlar aracılığıyla ulaşıyordu.
Açıkçası gol atacağı da o kadar belliydi ki!
Alex’in kullandığı korner atışı öncesinde daha önce görmeye alıştığımız kale alanı içinde ve ön direğe giden Lugano bu sefer kendisine penaltı noktası etrafında bir yer buldu. Yanlış hatırlamıyorsam Sevilla’ya attığı gol benzeri, rahat ve çok etkili bir kafa vuruşu ile Fenerbahçe’yi rahatlatan, olası bir 85. dakika sendromunu yaşamasına neden olacak haftalardır devam eden 1-0’lık seriyi bozan bir gol attı.
Bu golle birlikte Fenerbahçe taraftarı da derin bir “oh” çekti.
Çok etkili görünmüyor, bol pas hatası yapıyorsalar da Özer ile Mehmet Topuz’un Fenerbahçe’nin güçlü duruşunda önemli olduğunu düşünmeye devam ediyorum. Takım oyunlarında futbolcular oynadıkça o takımın bir parçası haline geliyorlar. Her iki futbolcu da Fenerbahçe’ye yeni yeni alışıyorlar ve önümüzdeki beş maçlık seride katkılarının daha gözle görünür olacağını tahmin ediyorum.
Selçuk, Cristian’ın yokluğunda önemli bir görev sırtlanmışa benziyor. Oyun kurmada yok ama takım savunmasının merkezinde geniş bir alanı kaplıyor ve efektif olarak baktığımızda Baroni’den daha fazla iş yapıyor. Eğer Fenerbahçe şampiyonluğa ulaşırsa Selçuk son final maçlarındaki katkısı nedeniyle sanırım adı ilk sıraya yazılacak oyuncu olacaktır.
Gelelim Güiza-Gökhan-Semih cephesindeki son duruma.
Evet, Güiza Fenerbahçe’nin oyuncusudur, bu adamı elli bin kişinin yuhalaması anlaşılır bir şey değildir. Ancak bir kere daha görüldü ki Güiza bu takımın üçüncü santraforudur. İkincisinin adının Gökhan olduğunu biliyorum; ancak birincisi ortada yok.
Fenerbahçe yönetimi şunu bir kere daha düşünmelidir. Daum, Fenerbahçe’nin son on yılında dört yıl görev yaptı. Semih Şentürk ise 2002 yılından beri takım için elinden gelen herşeyi yaptı. Semih Şentürk bugün Fenerbahçe’nin anlayamayacağı şeyler yapıyorsa kuşkusuz bunda Daum ve Aragones’in katkıları üst düzeydedir.
Güiza’nın oyunda kaldığı süre boyunca sadece koştuğunu gördük. Önüne atılan hiçbir topu kontrol edemedi. Adam geçemedi, topu ayağında tutamadı. Onun yeride oyuna giren Gökhan ise bunların hepsini yaptı.
Kayserispor, inişli çıkışlı bir tablo çizmeye devam ediyor. Bunda Tolunay Kafkas’ın görevi bırakıyor olduğunun etkisinin olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe’nin çok etkili bir gününde olmasına karşın Kayserispor’un da isteksizliğinin önplanda olduğunu görebilmeliyiz. Tam bir amaçsız takım vardı sahada.
Bursaspor karşısındaki amaçsız Antalyaspor nerede, Fenerbahçe karşısındaki amaçsız Kayserispor nerede?
Fenerbahçe beş maçtır gol yemiyor. Hatta şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki Volkan’ın kalesine sadece uzaktan şutlar geliyor; rakip takımlar korner atışlarıyla ceza sahasının içinde pozisyon buluyor. Bu da Fenerbahçe’yi tekrardan ligin en büyük favorisi yaptı.
Ancak çözülmelerin yaşanacağı bir iki haftaya giriyoruz. Bugün oynanacak Sivasspor-Galatasaray maçı bu anlamda her iki takım için çerek final özelliği taşıyor. Galatasaray kaybederse büyük bir ihtimalle lig onlar için bitmiş olacak.
Son sözü kale arkasında birbirleriyle düşmancasına kavga eden Fenerbahçe taraftarına yöneltelim.
Ayıptır sorması, neyi paylaşamadınız?
Özellikle Bursaspor’un maç sonu taraftarı ile yaşadığı güzel görüntülerden sonra böylesi fotoğraflar daha bir anlaşılmaz hale geliyor.
Uzay Gökerman