​ Sarılmak Sana / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Sarılmak Sana

Sarılmak Sana
 

Sevgili…

Ortaçağdan kalma bir masumiyetle sarılmak istiyorum sana… Yürek atışlarını duymak, sıcaklığını, kokunu, serinliğini, arkadaşlığını, samimiyetini duymak istiyorum. Ruhumda ne zaman kederin gelgitleri başlasa, ne zaman bu dünya dar gelse bana, yaşamdan kopsam, haksızlığa uğrasam, aldatılsam, yenilsem, hırpalansam… Seni özlüyorum.

Yokluğun, yüreğimde ağır bir yara, yokluğun dermanı bulunmaz bir dert; her gün daha da kanamakta.

Sen gittikten sonra başımı yaslayacağım bir omuz bulmakta zorluk çekiyorum biliyor musun? Çıkara dayalı sevgilerden, karşılık bekleyen ilişkilerden tiksiniyorum. Yapmacık gülüyor etrafımda insanlar, su eski duruluğunda akmıyor, rüzgar doğal seyrinde esmiyor, ay bulutların ardına gizlenmiş, gündüzler güneşe hasret.

Hiçbir aşk, şarkısını hak etmiyor.

Denize çıkmıyorum artık, yosun kokularını unuttum…

Balıkçılar selamlarını kesti. Hep eskiyi özlüyorum bugünlerde. Senle yaşadığımız günler burnumda tütüyor. Sizin oralara gideceğim, beraber gittiğimiz köylere, nehir kenarlarına, dağ başlarına... En çok da Nemrut’u özlüyorum dağlardan. Orada sabahın ilk ışıkları ve günün son saatleri ne kadar da kırmızıydı. Kor ateşte yanan bir odun gibi ışıyordu dağlar. Nemrut’un doruğunda olsam, yanımda sen, uzaklara baksak, dönsek, dört bir yana.

Tanrıların yurdunda olmak, onlara gülümsemek farklı bir duygu, bu duyguyu sen olmadan yaşayamıyorum. Gelsen, sonra uçsak, bir çift güvercin gibi Fırat’ın mavi sularına, sonra konsak Nemrutun kırmızısına.

Dağların kokusunu özledim sevgili…

Seni nasıl özlediysem öyle… Keklik şakımalarını, dağ çayı, ıhlamur, hayıt kokularını. Gelincik kırmızısını, papatya beyazını, ağlayan gelin lalesi masumiyetini. Karacadağ’da su nasıl berraksa, toprak nasıl cömertse, Fırat kumluklarında incir öyle tatlı, nar öyle kan kırmızı çatlak, üzüm bereketlidir. Hepsi de, ne güzel hepsi de seni hatırlatır bana.

Üzerinde yaşadığımız toprakların kadrini, kıymetini bilmiyoruz sevgili… Her karışında tarih, efsane, destanlar fışkırıyor bu toprakların, Hazreti Adem bu topraklarda çiftçilik yapmış, Eyüp burada sabır ve tahammül göstermiş, İbrahim, Nemrud'u Tanrı'nın birliğine inanmaya burada davet etmiş, burada ateşe atılmıştır. Hazreti Musa Tek Tek dağlarında yedi yıl çobanlık yapmış, sihirli asasını Şuayip Peygamberden burada almıştır. Bu topraklar dinlerin ve dillerin eşiğidir, kültürlerin diyarıdır. Oysa ne kadar uzağız, ne kadar yabancı.

Ortaçağdan kalma bir masumiyetle sarılmak istiyorum sana…

Bütün feodal değerlerini kucaklayıp aşiretlerin, en namuslu yanımla, en kahraman duruşumla sarılmak istiyorum sana.

 
Toplam blog
: 107
: 1402
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversitesi ..