- Kategori
- Gündelik Yaşam
Şaşkınbakkal efsanesi...

İSTANBUL'UN BİR SEMTİNE İSMİNİ VEREN ŞAŞKINBAKKALIN İMPARATORLUĞU
Tezatlar ülkesiyiz. Her şeyin başında: ‘’<ı>Mistizm’’ı> Buradan kaynaklanıyor her şey. Bir kere her şeyimiz var evellallah! Yağı, unu, şekeri, ateşin alası, her şey var. Ortada <ı>helva yok!ı>
Her şeyin bir ilk çizgisi, başlangıcı olduğu muhakkak. Mısır Çarşısında mısır bulamazsın. Demircide kuş kafesi bulamadığın gibi. Sahaflarda, halı satılır mı? Satıyorlar. Üzerine yazmışlar, turist görsün diye İngilizce: ‘<ı>’Uçan halı’’ı> diye. Bitişiktekinde de ‘’<ı>Uçmayanıı><ı>’’ ı>var. N’olmuş yani?! Niye turistlere? Bizim başımız kel mi? Bizim Blogcu’lar <ı>İnönüı>’lerde uçmuş. Az-buz iş değil hani. Bahara yine oradalar.<ı> Pirmeteı> pusu kurmuş oralarda. Büyük buluşma olacak. Rekorlar kırılacak.
Anadolu’ya giden otobüslerin oto garı, Avrupa yakasında. Bir <ı>Ahırkapıı> var, oraya da gemi bağlanıyor. Defolu gemiler diziliyor o açıklarda.
İzmir’de herkes Karşıyaka’ya bayılıyor. Karşıyaka’lılardan kimse bayılmıyor. İzmir ve diğer semtlerden akın akın insanlar gelir vapurlarla K.Yakaya.Yer, içer gezer, tozarlar. Gözleri arkada kalır. Civar mahalle , Alaybey, Çiğli, Şemikler semtleri kendilerini K.Yakalı bellerler. Çarşısında <ı>yürüyüşleri bile değişiktirı><ı>.ı> Karşıyakalı, K.Yakada doğumlu olduğu için, önce gururludur, sonra da mutludur. Burada oturanlar da aynen…
Şimdi her yerde simit sarayları var. Eskiden <ı>gariban katığı><ı>ıı> idi. Şimdi sarayları kuruldu. Yangel Osman! B.Adada yokuşun orta yerinde solda bir yerde simidi pres yapmışlar. İçininde nefis baharatları var.. Tek kelime ile nefis. Türkiye’de öylesi yok!
İstanbul Cadde bostan, Şaşkınbakkal ve Bağdat Caddesi. En tanınmış yerler.Ve burada efsane ‘’<ı>Şaşkınbakkaı>l ‘’semti var. Sahibi kim buranın? Yani bu semte ismini veren şahıs, kim? Kimdir bu imparator? Bu efsane imparatorluk nasıl doğdu? Hemen söyleyelim. Tatlı bir hikayesi var. İnsanlığa ders verecek nitelikte. Ailenin bireyleri bu gün sağ.Onlar, bir <ı>‘’Efsane’’ı> imparatorluğun sülalesinden geliyorlar.Hem de ta kendileri: Bir semte adını veren Şaşkınbakkal Ahmet Koşar’ın hikayesi bu anlatılanlar.Ve ‘Bloglar’ daki ilktir bu!
Torun <ı>Volkanı> Koşar, kız kardeşleri <ı>Feryalı> ve <ı>Meralı>. Şaşkınbakkal Ahmet Koşar’ın Karısı Emine hanım ve gelinleri Birim Hanım. Bağdat Caddesinde bir zamanlar bir bakkal vardı. Çayırların tepesine kondurduğu bakkal-manav dükkanı ile müşteri beklerdi. Etraftan ona, ’Şaşkın Bakkal’ demişlerdi. Koskoca semti şaşırtmıştı da ondan. İn yok, cin yok. Bu dükkan niye açılır ki çayırların ortasına?!
Bu gün bu semtte ev almak, Newyork’tan çok pahalı. Adam, tarlaya bakkal dükkanı kondurmuş. Ev yok bir şey yok etrafında. Uzaklarda inşaat işçileri çalışırlar, onlarmış müşteriler. Şaşkın bakkalın torunu, Volkan Koşar ile ‘<ı>’Tele-Röportaj’’ı> yaptık İzmir’den. Aynı yerlerde oturuyorlar bu gün. Sorduk. Anlatıyor:
‘’Rahmetli babam İhsan Koşar, Dedem Ahmet Koşar için ‘<ı>Dünyanın en akıllı adamı’ı> derdi. Kimse yokken ortalıkta çayırlara manav-bakkaliye dükkanı kurmuş. Bir ayağı kısa olduğu için az topallarmış, ’Topal Ahmet’ denirmiş kendisine. Sonra sonra Şaşkın Bakkal adıyle anılmış. İki kardeşmişler. İşlerine yoğun olarak sarılmışlar. Çok tasarruflu gitmişler. Kasa anahtarını kimseye vermemişler.
Her şeyin bir ilki vardır. İlkler önemlidir. Bu yörede o ilkleri Ahmet Koşar başlatmış. Yani Şaşkın Bakkalın kendisi. O devirlerde büyük köşkler, ve Erenköy Kız Lisesi haricinde kimse yoktur. Öyle ki, Ahmet Koşar, yanında 16 işçi çalıştırmağa başlar. İstanbul’un ilk telefonlu bakkalıdır artık. Kadıköy’den Bostancı’ya kadar hiç kimsede <ı>“ telefon yokturı> daha. Tek başlarına, köşklere, büyük okullara hizmet verilmeğe başlanır. Kardeşler küfelerle satış yaparlar. Para biriktirirler. Tutumludurlar.
Nihayet sinema getirmeğe karar verir iki kardeş. Mevcut Şaşkın Bakkal dükkanı yıkılır. Yerine <ı>Atlantik Sinemasıı> yapılır. O zamanki devirde sinema, bir nimet. En iyi filmler buradadır. Konserler, temsiller, eğlenceler burada yapılır. Ortalık, Ahmet Beye dar gelir.Yurtdışına gemi almağa gider. Eee, artık bundan sonra Manço’nun şarkısı gibi, ’Domates, biber, patlıcaaaaan!’’ diye bağırmağa, elmaları ayrı, armutları ayrı parlatmağa da gerek kalmamıştır artık. Gittiği yerlerin belediye başkanları büyük işadamını hararetle karşılarlar. Gemiler birken iki, üç beş olur. Bir tanesi Adalara su taşır Koşar isimli gemisidir bu. Eski Adalıklar hatırlar bunu.
Kuru yük gemileri işleyedursun, sırada tır filosu kurmak vardır. Adı da <ı>Koşaroğluı> Nakliye Tır’dır. Torun Volkan Koşar, halen Koşaroğlu firmasında çalışmaktadır.Yakın akrabalarına aittir şimdi bu yer.Tele-Röportaj yaptım İzmir’den. Sağ olsun kırmadı:
‘<ı>’Dedem, yeniliklerin hep öncüsü oldu. Çalışma temposu içinde kalbi dayanamadı. 52 yaşında öldü. İşleri babam İhsan Koşar ve Amcam Tuncer ele aldı. Sinema 1986 da satıldı. Babam İhsan Koşar, Marmaris’te şimdiki belediye binası olan yeri, üç yıldızlı otel olarak çalıştırdı. Daha sonra kiralık bu yeri bırakıp başka oteller açtı kendisine ortağı ile. Kışın İstanbul’a gelirdi. Ve Marmaris’te vefat etti.ı> Annemin kolları arasında<ı>.ı>’’ Böyle diyor torun Volkan Koşar.
Bağdat Caddesi üstünde koskoca semte adını veren şaşkın Bakkal, bu güne kadar pek anlatılmadı.O koskoca semt, halen onun adıyla anılıyor şimdi. Ama, Şaşkınbakkal’ın kendisi bir efsane olarak belleklerde kaldı. Bu gün aynı semtte taşlar biraz oynamış. Asma semtin adı yaşıyor. Aile fertleri yaşıyor. Her şey sıcağı sıcağına. Sağlığında iş anlayışı övüldü hep. İlk evlendiklerinde, Ahmet Beyin oğlu İhsan Koçar, eşi Birim Hanımla Nil’de balayına çıktılar. Dürüst bir babanın oğlu olmanın faziletiyle büyüttü çocuklarını <ı>oğul İhsanı> <ı>Koşarı><ı>.ı> Onlara mütevazı olmanın, insan olmakla eşdeğer olduğunu öğretti para puldan öte. Faziletin, erdemin önemli hudutlarını çizdi babadan gördüğünce. Hep ona layık olmak istedi. Hep istedi. İnsanları sevdi, güvendi. Geriye oğlu Volkan Koşar ve kızları Feryal ile Meral kaldılar. Birim Hanım, kayınvalidesi <ı>Emine Hanımlaı> ile birlikte aynı semtte birlikte oturuyorlar şimdi. Eşi Ahmet Beyi sık sık anan Emine Hanım: ‘’Eski günleri’’ arıyor hep.
Şaşkın Bakkal Ahmet Koşar için, <ı>Barış Manço’nunı> sözlerini yazdığı popüler bir şarkı var: Bunu, Şaşkın Bakkal Ahmet Koşar için bestelemiş. Günümüzün yozlaşmış insanlığına hitabeden ve ders veren ve de çok dersler çıkarılabilecek bir şarkı bu : ‘’Ahmet Beyin ceketi’’
<ı>Tanrı, bütün kullara rızkını dağıtırken, / Kimi sırtüstü yatar, kimi boşta gezerken/ Kul Ahmet erken kalkar, haydi ya nasip derdi/ Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti?!/ O mahallede herkes gömlek giyerdi/ Bizim kul Ahmet bir gün bir ceket diktirir, diktirir ya!/ Mahalleye dert oldu Kul Ahmet’in ceketi/ Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken/ Leylekler lak lak edip, peynir gemisi yüklerken/ Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi/ Kimseler anlamazdı ya, kısmet ne demekti/ Herkes gömlek giye dursun/ Bizim Kul Ahmet ceketin bir de astarla kapatıverdi, kapatır ya/ Konu komşuya dert oldu Ahmet Beyin ceketi/ Bir gün, bir yoksul öldü, üzüldü mahalleli/ Ama bir kefen parası bulamadı mahalleli/ Kul Ahmet dedi yalan dünya, çıkardı ceketini, / Örttü garibin üstüne kaldırdı cenazeyi/ Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti/ Bizim Kul Ahmet, birdenbire oluverdi Ahmet Bey/ Ceket ise, Ahmet Beyin ceketi/ İbreti alem oldu Ahmet Beyin ceketi/ Sonunda herkes anladıya nasip, ya kısmeti/ Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet/ Barış’a sorar isen sen bu yolda devam et…ı>
<ı>ı>
Allah rahmet etsin.