- Kategori
- Siyaset
Satılık oy…

Kömürün karasıyla başladı her şey, sonra beyazı kirlendi eşyanın, aç kalana pasta dağıtıldı, yolsuz kalana ihale verildi, hazine arazileri, yeşil alanlar talana başlandı.
Yolsuzluklar bu kadar hoş görülmemişti ülkemde hiçbir zaman.
Yolsuzluklarla devlet, yoksullaşıyorken millet; adına ticaret denildi dalavereden zengin olmanın.
Yandaşlara veriliyordu aş, iş, pasta, börek… Dayanmıyordu buna vatan sevgisiyle çarpan hiçbir yürek.
Bizim Çalılık yaş pastayı yiyordu, vatandaş çalılıkta oynuyordu.
Fabrikalarda çalışanlar aç kalırken siyasette yalananlar varsıllaşıyordu.
Yapmacık seçim açılımları siyaset ahlakını daha da alçaltırken, yükselen şeyler de vardı ülkemde: açlık, işsizlik, yarına olan güvensizlik, dışa bağımlılık, din sömürüsü, kayırmacılık, siz-biz ayrımcılığı gibi…
Promosyon yardımlarının arttığı son günlerde hür iradeye de göz dikildi.
Fakirleşen, sadaka kültürüne alıştırılan millet, el avuç açmayı öğreniyordu.
Öğretiliyordu bunun başka yolunun olmadığı.
Veren, kendisine ait olmayanı verdiği gibi, alan da kendisinin olmayanı alıyordu.
Veren, karşılıksız vermediği gibi alan da borca alıyordu aldıklarını.
Veren el, seçmeninin kendi partisine oy verdiyse oy pusulasını cep telefonuyla fotoğraflamasını istiyordu.Seçmen cep telefonuyla çektiği fotoğrafı veren ele izletip alış-verişin fotoğrafını belgelerken hep beraber mutlu bir geleceğe gülümsüyorlardı(?!)
Bu fotoğraf kömür demekti, beyaz eşya demekti, aş demekti, iş demekti…
Bu fotoğraf güdülen, geleceği elinden alınan, oyun’a getirilip oyu çalınan ülkemin fotoğrafıydı.
İşte yurdumun fotoğrafıydı bu, demokrasi adına.
“One munite..!” daha bitmedi, sabah işini kaybediyor ülkemde yarı aç bir çok insan.
İnsanların çaresizlikten organlarını satılığa çıkardıklarını izliyorum ana haber bültenlerinde.
Açlıktan babalar kendilerini yakmaya başladı; analar, ablalar bir yerlerden yardım gelecek diye örtünüp kapanmaya başladı.
Bir işe yerleştirilebilmek için akşamcı abim, gündüzleri 2 öğün namaz kılmaya, tespih çekmeye başladı, muhafazakar görünmek adına.
Mesleğinde yükselmek isteyen memur-amir, karısını çarşaflıyor, hacca gönderiyor.
Evsiz yurtsuz kalan üniversiteli gençler, cemaatçi olmaya karar veriyor.
Teğet geçen krizle fakirleşiyor toplumum ve Atatürk’ün emaneti çağdaş, modern, demokratik, laik yapıdan her geçen gün uzaklaşıyor.
Mutsuzlaşıyor koca bir millet, umutsuzlaşıyor yarınına.