- Kategori
- Siyaset
30 Mart sabahı ne olabilir ki?
Dünya ekonomik krizde. İşsizlik aldı başını gidiyor. Türkiye bütün bunlarla birlikte mahalli seçimlerin arefesinde. İktidar ve muhalefet partilerinin hedefi bir önceki seçimlere göre daha iyi bir sonuç elde edebilmek. Aslında mahalli seçimlerde iktidar partileri her zaman bir takım avantajlara sahip olurlar. Çünkü hükümeti elinde tutan parti her zaman seçimlere eli daha güçlü girer. Propagandasını daha rahat yapar. İcraatları başarılı olduğu sürece kendini vatandaşa daha kolay izah eder. Muhalefet ilk aşamada sadece elinde bulundurduğu belediyeleri kaptırmamak ve üzerine biraz daha koymak için mücadele etme amacında olacak. Birde bölgesel farklılık var. Mesela Güneydoğu gerçeği. Güneydoğu klasik sol partilere uzak bir yer. AK Parti ve DTP Güneydoğu’da çekişecek iki parti. Özellikler Diyarbakır, Tunceli, Van, Siirt, Urfa bu partiler için çok büyük önem taşıyor. Hele ki Diyarbakır. Bir kalenin fethi gibi bir durum söz konusu.
İktidar partisi geçen mahalli seçimde ezici hatta diğer partileri resmen bitirici bir sonuç elde etmişti. Bu defa o kadar olmasa bile yine de ufak bir yüzde kaybıyla seçimlerin galibi iktidar partisi olacak gibi görünüyor. Fakat AK Parti’nin bu kez aday belirleme konusunda bir takım yanlışları oldu bana göre. Sayın başbakan bazı adayları belirlerken o seçim bölgesinde ki milletvekillerinin etkisinde kaldı sanki. Temayül yoklaması sistemi milletvekillerine değil, halka sorulmalıydı. Çünkü bir belediyenin karnesini halk verir. Kaç tane milletvekili seçim bölgesinin belediye başkanın yaptıkları ile ilgileniyor ki? Bence burada bir yanlış var. Bu yanlışlık AK Parti’ye özellikle Adana ve Eskişehir’de oy kaybının yanında belki seçimi bile kaybettirebilir.
Sayın başbakan bu temayül yoklamalarından sonra emeği geçen bazı eski başkanlarla yollarını ayırdı yerlerine yeni adaylar koydu. Bunda kimler ne kadar etkili oldu onu başbakan ve etkisi olanlar bilir. Ama yapılan bir takım bariz hatalar var ki bunlar AK Parti’ye seçimin ertesi gününde pahalıya patlayacak gibi. Muhalefet partilerinin bu açığı iyi değerlendireceği kesin. Sonuç ne olur kestirmek zor ama AK Parti temayül yoklamaları yüzünden oy kaybederse bu sistemin sağlıklı işlemediğini gösterir.
Birde büyükşehir belediyeri var. Özellikle İstanbul-Ankara-İzmir. İstanbul ve Ankara AK Parti’nin elinde. İzmir ise CHP’de. AK Parti İstanbul ve Ankara’da eski adaylarla yola devam etme kararı aldı. Bence doğru olanı yaptı. Her iki başkanın da yaptıkları ortada. Birde İzmir var, Antalya var, Eskişehir var, Diyarbakır var. Bunlarda da AK Parti iddialı adaylarla yarışa girecek. Ama İzmir’de CHP’nin kemikleşmiş bir oy kitlesi var. Antalya herşeye rağmen tehlikeli. Çünkü ne olursa olsun yinede CHP’nin kalesi sayılır. Diyarbakır ise DTP’nin olağanüstü bir baskısı altında. Baydemir yine aday ve Diyarbakırlı seçmene göz dağı vermekten hem kendisi hem de partisi DTP çekinmiyor.
30 Mart sabahı AK Parti yine birinci parti olarak çıkacak mahalli seçimlerden. Bu kesin. Fakat önceki seçimlere göre oran bir miktar düşebilir. Bazı belediyelerin patronları değişecek. Bu da normal.. Ama sonuçta halk eskisi gibi kek değil. Artık akla karayı görüyorlar. Hizmetin nerden geldiğini biliyorlar. Adayların akılcı tavırları, ilk kez başkan adayı olanların mantıklı ve saçma olmayan vaadleri, bugüne kadar başkanlık yapanların da hizmetleri 30 Mart sabahının sonuçları olacaktır.
Not olarak şunu eklemek istiyorum. Sayın Erdoğan'ın dün Diyarbakır'da yaptığı ve günlerdir sanal bir gerilime sahne olan konuşması bence Erdoğan'a olan güveni ve aynı oranda oy potansiyelini etkileyecek bir konuşmaydı.