- Kategori
- Siyaset
Savaş komedisi…

Ortadoğuda tam bir savaş oyunu oynanıyor. Sonucu en ince ayrıntısına kadar bilinen bir savaş oyunu. Kuvvetli olanlar zayıfları ezmek için çok fazla bahane de aramıyorlar. Sen demokratik değilsin demek yetiyor masum bunca insanı öldürmek, bütün insanlığın ortak değeri olması gereken değerleri yok etmek için. Daha evvel cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşenirdi. Şimdi ise egemen güçler mazlum ülkelerin cehenneminin yollarını demokrasi taşları ile döşüyor.
ABD ve onun yandaşları, daha fazla petrol sömürmek adına Irak’tan başladıkları katliamı bütün orta doğuya yaydılar. Bu günün konusu petrole egemen olmaktır. Zaten egemen oldukları bölgelerin bir kısmında ise paylaşım şart ve şekillerini yeniden belirlemektir. Petrolün yoğun olarak bulunduğu bölgelerdeki hâkimiyetlerini hiçbir acabaya meydan vermeyecek biçimde yeniden gözden geçirmek durumundadırlar ve yaptıkları da budur. Bu gün karışmış ülkelerdeki isyan olayları sadece ve sadece ABD ve yandaşlarının sergilediği oyundan ibarettir. Rusya yıllar içinde bertaraf edilmiştir. Ancak Çin tehlikeli biçimde Afrika’da yatırımları ile yayılmaktadır. Bu yayılmanın yarın sömürülen petrol bölgelerine de ulaşması söz konusudur. İşte bizim gibi halklara demokrasi, insan hakları gibi süslü etiketlerle sunulan mazlum insanların katledilme operasyonunun gerçek yüzü budur.
Türkiye NATO saldırı örgütü ile bu gün Libya’dadır. “Biz kimseyi öldürmeyiz” ninnisi ile kimse uyumasın. Bal gibi saldırı ordusunun bir parçası olduk. İşin kötüsü bizim bu saldırı gücündeki ortaklığımız petrol bölgelerinin tamamı kontrol altına alınıp işgal edilene kadar devam edecek gibi görünüyor. İşgal bittikten sonra saldırıların petrol yollarının kesin denetim altına alma adına devam edeceğini de görmek için müneccim olmak gerekmiyor.
Ne yazık ki, Türkiye bu yolların en stratejik noktalarından birinde yer alıyor. Kürt sorunu, Ermeni sorunu gibi uyduruk konuları kaşıyarak savaşmadan bölünmemizi sağlamaya çalıştıkları anlaşılıyor. Becerebilirlerse ne ala. Değilse sıranın bize gelmesi hiç de uzak değil.
Bu konuda Türk insanının savaşma gücü ve imanının ne kadar üstün olduğu gerçektir. Ancak, teknoloji çıktı, mertlik bozuldu. Sonuçtan o kadar da çok emin olmamamız gerekiyor. Şimdi anlatacağım olay düşüncelerinize bir ufuk açmak bakımından yararlı olacaktır.
1996 Kardak krizini hatırlarsınız. Nerede ise Yunanlılarla savaşa tutuşacaktık. İyi ki tutuşmamışız bütün dünya bize gülecekti. Şu habere bakın.
Yunanistan Başbakan Yardımcısı Teodoros Pangalos demecinde, Kardak krizinin bilinmeyen bir perde arkası olayını da açıkladı. Kardak krizinin sona ermesinde önemli payı bulunan ABD’li diplomat Richard Hollbrooke ile beş-altı yıl sonra New York’da buluştuğunu belirten Pangalos şunları söyledi. “Hollbooke o zamanlar Boston Bank’ta çalışıyordu. Yemekte buluştuk. Bana, Kardak krizi sırasında tek insan kaybı bile olmaması için Amerikalıların, Türk ve Yunan savaş gemilerinden fırlatılacak roket ve bombaların hedefleri vuramayacak şekilde tüm Ege’yi elektronik cihazlarla kilitlediklerini anlattı. Amerikalılar tek bir savaş gemisinin bile vurulmaması için tüm tedbirleri almıştı”.
Ne dersiniz? Biz ve bizim gibilerin, yani ABD silahları ile ordu kuranların, ordusunu onların emrine verenlerin, onların bilgi ve izinleri dışında savaş yapmasına imkân var mı? Varsa ne kadar var? Bu sorulara verilecek cevaplar yukarıdaki başlıkta savaşın bir komedi olduğu gerçeğini ortaya koyacaktır. Ama sadece masumların öldürüldüğü bir komedi. Yapılacak tek iş NATO dan derhal çıkmak, içimizdeki ABD’lileri derhal bertaraf etmektir. Değilse ileride onlar bizi bertaraf edecektir.
İzmir 2011-04-03