- Kategori
- Sosyoloji
Savaşta kim kazanır kim kaybeder?
Oskar WİLDE "ateşe taeşle karşılık verenlerin elinde genellikle kalan küldür" der. Savaşanlar çoğunlıkla gözyaşı yıkım ve acılar edinirler. Bazen de pirus zaferleri. Savaşanın yıkımsız kazancı asla olmamıştır.
Son günlerde bölgemizde savaş tamtamlarının sesi daha bir gürleşti. Hepimiz birde tamtamlara kendimizi kaptırır olduk. Ülkemizin yakıcı sorunu kürt meselesi de bu mecalde herkesi sarmış durumda. Sanki yıllarca dökülen kanlar sorunları çözmüş gibi. Kısaca bir bakalım önce, cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan irili ufaklı onlarca isyan, akabinde sürgünler acılar acılar acılar... Sonra fırtına öncesi sessizlik.... sonra kopan fırtınayla tüm dengelerimizin kayboluşu. İçimize ekilen nefret tohumları...
Hiç bir zaman makul ve mantıklı çözümler üzerinde düşünmeden yapılan öneriler. Gerçi sorunlarımızı çözme konusundaki beceriksizliğimiz ortada iken (eğitim, sağlık, ekonomi, tarım vs vs.) böyle çok taraflı, çok yönlü ve karmaşık bir meseleyi çözemeyişimiz doğal sanki. Zamanın millli eğitim bakanı ne demişti, "şu mektepler olmasa ne güzel idare ederdim maarifi" ama ne yazık ki okullar vardı ve varlık sebebi idi milli eğitim bakanlığının. Bizimde kürtlerimiz- türklerimiz var lazlarımız, çerkezlerimiz, çingenelerimiz araplarımız... Yani varlık sebeplerimiz, kardeşlerimiz. Birlikte yaşamak zorunda olduğumuz, görmek zorunda olduğumuz, birlikte üretmek zorunda olduğumuz. Kavgaya değil sevdaya hasret olduğumuz nice topluluklar nice insanlar hiç olmamışlar gibi yaptığımız niceleri, ermenisi, yahudisi, acemi... Küfür diye saydığımız... Yani ayıp ettiğimiz...
İçimizde kör şiddet duygusunu yenemeyip hep kavgaya tutuştuğumuz nice topluluk tüm güzellikleriyle renga renk var. Ve de bunlar varlık sebebimiz. Var olacaklarda. Var oldukça da sorunları da olacak güzellikleri yanında. Sorunları makul ve akıl ile çözmek de hepimizin ortak görevi.
Son 20 küsur yılda Kürt kavgasının bize kazandırdığı, annelerimizin göz yaşları, acılar, ekonomik yıkım, kin nefret, uluslararası arene da habire hırpalanma. Bizi kavga ettirenler her ölümüzden para kazandılar, kendi amaçlarını ve hedeflerini belki tutturdular. Hepimizi kullandılar... Yani hep kazandılar, bizse hep kayıp ettik ve kaybetmeye devam ediyoruz.
Bazen düşünürüm; Neden AB benzeri bir çözümü ortadoğu da düşünemeyiz. Arapların, acemlerin, kürtlerin- türklerin ortak çözümü. Biliyorum zor ama imkansız değil. İzinde vermezler bunu da biliyorum. Kavgaya tutuşup harap olacağımıza böyle çözümler üretmeliyiz belki. Kökü derinlerdedir çünkü sorunlarımızın.
Sahi savaşla yok edilen kaç kültür var. Kim başardı acaba... O zaman neden?