​ Sazan gibi atlıyor / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '07

 
Kategori
Haber
 

Sazan gibi atlıyor

Sazan gibi atlıyor
 

“Sazan gibi atladı” diye argo bir deyim vardır.

Biri, ortalığa aslı esası ve de her hangi bir dayanağı olmayan bir laf atar, bazıları da o lafı ciddiye alır ve üzerine gider.

İşte o “Ciddiye alan” kişiye “Sazan gibi atladı” denir…

Daha doğrusunu söylemek gerekirse, ben böyle biliyorum.

Ben de bu “Sazan” ne menem bir balıkmış bir araştırayım dedim. Önümüzde “İnternet” denilen bir olanak var. Giriyorsun İnternete yazıyorsun “Sazan” diye sonra da “Ara” dedin mi, ne kadar “Sazan”lar varsa hepsi geliyor oltaya, pardon olta değil, ekrana…

Bakın oralardan “Sazan balığı” hakkında aldığım bilginin biri şöyle.

Diyor ki o bilgi: “Dipleri karıştırır, suyu bulandırırlar. Çevik ve hareketli balıklardır. Sürüyle dolaşırlar. Eti fazla kılçıklıdır. İrileri iyi pişirildiğinde eti beğenilir. Nisan-Haziran arasında yumurtlarlar. Yumurtaları bitkilere yapışır. Bir dişi, bir defada yarım milyon yumurta bırakabilir. Yumurtaların çoğu diğer balıklar tarafından tüketilir. Ortam ısısına bağlı olarak en geç bir hafta içinde yumurtalar açılır. Üç yılda erginleşirler. Sazanların 100 yıl kadar yaşadığı söylenirse de, ömürleri normal olarak 40–50 yıl kadardır. Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar. Ağla bol miktarda avlanırlar. Durusu gölünde 30 kg gelenleri vardır.”

Anlamaya çalıştım “Sazan” benzetmesini ve kendime göre de şöyle bir analiz yaptım.

Şimdi bu “Sazan”lar “Dipleri karıştırır, suyu bulandırırlar…”lar mış ya… Dahası “Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar…” mış ya…

Anladınız mı?

Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ortalığa bir yem atıyor “Uzlaşıya varım” diye. Yani, balıkçıların “Sazan” yakalaması için gürültü çıkarmaları gibi…

CHP Genel başkanı Sayın deniz BAYKAL da aynen “Sazan” gibi lafın üzerine atlayıp “Dipleri karıştırıyor, suyu bulandırıyor“ durumuna giriyor.


Sen CHP Genel Başkanı olarak “Sazan” gibi ortalığa atılacağına, önce bir bekle bakalım Cumhurbaşkanlığı seçimi için “Uzlaşma” nasıl olacak, önerileri ne? Neden “Sazan” gibi lafın üzerine atlayıp, sanki uzlaşma hazırmış da CHP olarak yanaşmıyor muşun gibi karşı öneri veriyorsun!...

Şu gün, yani yeni mecliste sandalye sayısı belli olmadan cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda AKP Genel Başkanının ortaya öneri koyması, belli ki bir seçim stratejisi içinde bir oyun.

Belli ki 23 Temmuz sabahı büyük bir olasılıkla AKP 367 milletvekilini bulamayacak. Diğer partiler de 367 milletvekili toplamını bulamayacaklar ve meclis, eğer bir uzlaşma olmazsa, cumhurbaşkanlığı konusunda yine kilitlenip kalacak.

Anayasa, her ne kadar cumhurbaşkanlığı konusunda “Çözüm” ortaya koyuyorsa da, koyduğu çözüm, bu günkü gibi durumlarda, yani AKP’nin tutumunda kaynaklanan durumlarda, tam anlamı ile “Çözümsüzlük” içermekte ve işte AKP ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN da eline geçen bu fırsatı kendi lehine kullanma çabasındadır.

Nedir bu çaba?

Ortaya çıkacak ve bir torba kömüre, bir koli erzaka kandırdığı veya kandırmaya çalıştığı millete “Bakın bunlar Türkiye’de istikrarı önlemek için her şeyi kilitliyorlar” diye şikâyet edecek ve tekrar tek başına ve 367 üzerinde bir sayı ile meclise gelmeye çalışacak.

Tek amaçları açıkça budur.

Kesinlikle AKP’NİN cumhurbaşkanlığı konusunda “Uzlaşı” arayışı içinde olduğu düşüncesinde değilim.

Yeni oluşacak TBMM’de yine hükümeti kurmaya yeterli sayıya ulaşacağı varsayımı ile ki muhtemel görünen sonuç budur, muhalefet partilerinin önüne kendi seçeceği birkaç ismi koyacak ve “Bunlardan birini seçin” diyecek.

Bunun adı “Uzlaşma” mı? Karşı öneriye izin var mı?

Dikkatle söylediklerini dinleyiniz başbakanın…

Önümüzdeki günlerin “Kriz senaryosunu” hazırlayıp bu günden filmini çekmeye başladı bile…

Seyrederseniz, diyeceğim ama ben çok iyi biliyorum ki “Millet” olarak bu filimi seyredeceğiz ve de eski “Türk filmlerindeki” gibi iki gözümüz iki çeşme sinema salonlarını dolduracağız.

Ve… Parsayı toplayan yine AKP olacak…

Ne yazık ki…

11 TEMMUZ 2007

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..