- Kategori
- Güncel
SBS, üniversiteye gitme hakkı sınavına dönüyor.

Çocuklarımız, gelişimlerinin en farklı olduğu en eşitsizlik çağlarında sınavda
İlköğretimde SBS aldatmacası - 2
Ne acıdır ki, hem çocuklarımız, hem de veliler SBS'de okul birincisiyle acımasızca yarışıldığının apaçık farkında değil. Bu gerçek, “kendi okulundaki başarıyla kıyaslanıyor” diye, sanki kendi okulundaki ortalama başarıyla kıyaslanıyor gibi, yumuşatılıp sunuluyor. Oysa hesabını yapıp dökünce hiç de öyle olmadığını gördük.
Bu ülkede, henüz, yeterince çok ve yetkin bilim insanları var. Matematikçiler, istatistiçiler, psikologlar, nörologlar, eğitim bilimciler falan... Neredeler?
Bunca TV oturumları yapılıyor. Biri bile, neden geleceğimiz yavrularımıza yapılan bu “işkenceyi” enine boyuna tartışmaya açmaz ?
Önceki yazımda anlattığım gibi %70 başarılı Ayşe'ciğe ilköğretim boyunca çalışkanlığı için teşekkür ettik ama Anadolu Lisesine almadık. Üniversite okuyamaz olarak damgaladık (MEB-2010/30 sayılı genelgede gizli). Meslek Lisesine girsin ve yaşamı boyunca alt düzey işlerde, alt düzey gelirlerle ve alt düzey çalışma yaşam şartlarında çile doldursun diye 14-15 yaşlarında “alt” sınıfa ayırdık.
Ayşe daha 14-15'li yaşlarındaydı oysa, gelişimini tamamlamamıştı, üstelik tüm dünyada kabul edilen bir başarı düzeyi ile okuyordu, ama TC'nin artan nüfusunda fazlalıktı. Elenip, çürüğe çıkarılması, küresel sermayeye düşük nitelikli, “fazla” gelişmemiş, sosyal düzeyi ve bilinci düşük, direnci ve umudu kırılmış ilk veya ara eleman olması gerekiyordu.
Bütün bu aldatmacaya ne gerek var? Yapalım bir zeka testi, 110-120üstü çocukları seçelim ve “Sadece onlar üniversiteye gitme şansına sahip, onların da bir kısmını lise sonunda eleyeceğiz.” diyelim bitsin bu işkence!
“Toplumun %3-5'ini oluşturan üstün zekalılardan dışında kalan çoğunluk alt düzeyde yaşayacak.” diyelim apaçık lafı dolandırmadan. Geri kalan %95'lık çoğunluğu maddi manevi olarak ve ailelerinin ellerindeki varlıklarını da, yıllarını da, umutlarını da, son kertesine kadar dersanelerde, SBS'e hazırlanmakta, sınavlarda falan tükettirip bitirmeyelim !
Bugün, SBS 'de gizli bir okul birincisi kıyaslaması ile haksızca yeterli çocukları da eliyoruz ama elenen o çocuklar hiç olmazsa Genel Liselere gidip oradan üniversitelere girebiliyorlar. 2013'de tamamlanması hedeflenen geçişle Genel Liseleri kaldırmayı amaçlayan genelge çok daha beter!
Kamuoyunda bütün liseler Anadolu Lisesi olacak yanlış algısına neden olan bu genelge ile SBS yani Anadolu Liselerine seçme sınavı, Üniversiteye Başvurma Hakkı sınavına dönüştürülüyor. Daha 14-15 yaşında “Anadolu Lisesine giremedin, istersen meslek lisesine, istemezsen buraya kadar!” denerek eğitim hakkı da, şansı da elinden alınıyor.
Anadolu Meslek Liseleri sayısı, nüfusu 10.000 -20.000 olan yerlerde 1 tane, 20.000-40.000 olan yerlerde iki tane olacak şekilde sınırlandırılıyor. Geri kalan liseler meslek lisesine dönüştürülecek, yani bol bol Anadolu Lisesi olacak da, birinden birine girebilecek falan değil çocuklar. Apaçık yarısından fazlası meslek lisesine zorlanacak ama bunun kibar söylenişi “yönlendirme”.
Peki, çocuk 8. sınıfta SBS'i yani Anadolu Lisesine girme hakkını kazanamadı, bir sene çalışıp eksiklerini tamamlayıp sonraki yıl girebilir mi? Hayır, giremez. Üniversiteye giremezse bir sonraki sene dener, ama lisede bu şansı da yok. Yani üniversite okuma hakkını ya kazanacak ya kaybedecek 14-15 yaşında, telafisi yok.
Meslek Lisesi bitirip üniversiteye gider demeyin. Meslek Liselilere zaten pek çok bölüm kapalı. Kayıt yaptırabilecekleri az sayıda bölümü de kazanmaları adeta imkansız. Çünkü hem 4 yıl meslek lisesinde ağırlık atölye ve uygulamalarda oluyor, Üniversteye girmek için gereken derslere ağırlık verilmiyor ve akademik bilgilerle beraber zihinsel gelişim de duraksıyor (aslında geriliyor), hem de bilgi açığı uçurumlaşıyor. Özetle meslek lisesi mezunlarının üniversiteye gitme şansı yok denebilir.
Sonuçta daha 14-15 yaşındaki çocuğun, hem de ergenlik gibi çalkantılı döneminde, olağanüstü disiplin, çalışma, azim ve bilişsel yetenekleri olmasını bekliyor, o yaşlarda henüz bu düzeyde olmayan ama ileride gelişebilecek çocukların da hayatlarının akışını değiştiriyor , onları eliyor yeni yaklaşım.
MEB 2010/30 sayılı genelge ile, adeta bir sosyal bir patlama hazırlanıyor.
Toplum buna hiç hazır değil.
Ne hazırı, farkında bile değil!