- Kategori
- Siyaset
Sebeb-i vak’a

Bir süreden beri ülkemizde cereyan eden terör hadiselerine son yaşanan Diyarbakır, Ağrı, Hakkâri, Siirt ve Batman’da ki gelişmeler eklemlenmiş durumda. Ortaya konulan oyun rotasını değiştirmeden aynı hızla devam ediyor.
Aynı zamanda söz konusu hadiseleri ve ardından var olan son gelişmeler ülkemizi parçalamaya yönelik emperyalist güçleri ve onların Türkiye uzantılarını yakından alakadar etmekte.
Ülkemiz çok tehlikeli, sonu karanlık bir tünele sokulmak isteniyor. Söz konusu hadiselerin sebeplerini dört başlık altında toplamak mümkün.
1) Türkiye-Barzani Yakınlaşması:
Birinci madde olarak arz ettiğim bu gelişme özellikle PKK’yı son derece tedirgin etmektedir. Sebebine gelince;
PKK yıllar önce ülkemizin komşuları ile olan gerginliklerini de fırsat bilerek çok geniş bir saha da yerleşme imkânı bulmuştu.
Suriye ve İran’ı bu husus ta örnek vermek mümkün. Bu iki ülkenin Türkiye’ye karşı yıllarca PKK’yı himaye ettiği hepimizce aşikâr. Bunun PKK için çok rahat şekilde geniş bir saha da hareket ederek ülkemize karşı taarruzlara teşebbüs etmesine kolaylıklar sağladığı tartışa götürmez bir gerçek olarak karşımızda durmakta.
Fakat özellikle II. Körfez Savaşı’ndan sonra Suriye, İran ve Türkiye büyük bir yakınlaşma içerisinde. Bu kapsamda Suriye PKK’yı ülkesinde barındırmıyor. İran’ın söz konusu örgüte yaptığı operasyonlarda herkesçe malum. Yani anlayacağınız bu iki ülkenin desteğini çekmesi PKK’nın hareket alanını Kuzey Irak ile sınırlandırdı. Fakat Barzani’nin ülkemiz ile ilgili yaptığı sıcak çıkışlar ve temsilcilerimizin bu yönde Barzani ile yaptığı görüşmeler(Buna Irak Genelkurmay Başkanı’nın son çıkışını da örnek verebiliriz.) PKK’nın aşırı şekilde köşeye nasıl sıkıştığının en açık belirtisi. Bundan dolayıdır ki çıkış yolu arayan PKK düzelmeye başlayan bu ortamı sabote etmek için saldırılarını arttırmış durumda.
2) Yaklaşan Belediye Seçimleri:
Son çıkan hadiselerde Demokratik Toplum Partisi’nin de büyük bir payının olduğu izlenimini almaktayız.
21 Ekim 2008 Salı günü DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün Diyarbakır’da ki basın toplantısı sırasında Öcalan’dan bahsederken “sayın” ifadesini kullanması bu hadiseleri ziyadesiyle kışkırttığı manasına gelir. Bundan dolayıdır ki DTP-PKK birlikteliği izlenimi bu hadiseyle bize verilmekte. Aynı zamanda yaklaşan belediye seçimlerinin söz konusu olayların çıkmasında büyük payı olduğu kesinlik kazanmakta.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin son genel seçimlerde Demokratik Toplum Partisi’nden bu bölgede fazla oy alması bu partiyi ve arkasında olduğu sanılan PKK’yı oldukça tedirgin etmekte. Aynı zamanda hükümetin bu bölge ile ilgili son hamlelerinin de bölgenin sorunlarından rant ve siyasi rant sağlayan PKK ve Demokratik Toplum Partisi’ni endişelendiği kesinlik kazanıyor. Çünkü bu hamleler doğu halkının Adalet ve Kalkınma Partisi’ne yönelmesine sebebiyet verecektir.
Bu da yaklaşan belediye seçimlerinde kalelerini kaybetmek istemeyen Demokratik Toplum Partisi’ni kaygılandırıyor. Bundan dolayı da bu tür hadiselerle hükümeti sınır ötesi operasyon ve olağanüstü hal tarzı önlemleri almaya zorlayarak Adalet ve Kalkınma Partisi’ni halkın nezdinde çatışmacı ve kötü göstermek istiyorlar.
3) Organize Edilebilecek Türk-Kürt Savaşı:
Söz konusu hadiselerin sebeplerinden birisi de “Abdullah Öcalan’a İşkence Yapıldı” söylentisidir. Bu söylenti daha evvel de belirttiğimiz gibi Türkiye’de yaratılmak istenen “Türk-Kürt Çatışmasını körükleyecek cinsten bir haberdir. Peki, bu haberi kim sızdırmış olabilir?
Bu haberi sızdıranlar söz konusu çatışmayı ülkemizde yaratmak isteyen dış mihraklardır. Zaten PKK’ya dışarıdan tedarik ettiği desteği verenler de aynı taraflardır.
Bu çatışmanın doğmasını sağlayacak bu taraflar söz konusu iki tarafı çatıştırarak iktisadi menfaat edeceklerdir. Çünkü çatışması gereken tarafların silaha ziyadesiyle ihtiyacı olacaktır.
4) Hükümet’in Doğu Ve Güneydoğu Açılımları:
Hadiselere sebep zincirlerinin son halkası olarak hükümetin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile ilgili açılımlarını eklemek mümkün.
Diyarbakır’da ki hadiselerin Başbakan’ın söz konusu şehre yaptığı ziyaret ile aynı güne denk gelmesi fazlasıyla ilginç değil mi?
Olayların, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti sırasında tanınmış bir gsm firmasının ilgili şehirde kurduğu bir şubenin açılışını yaptığı, bölgede var olan işsizlik ve yoksulluktan beslenen PKK’nın eylemlerinin ve söz konusu bu durumdan istismar sağlayan siyasi partinin Diyarbakır toplantısının aynı güne denk gelmesi oldukça manidar aslında.
Netice itibariyle; devlet ve millet olarak söz konusu oyunlara gelmemeli, yaratılmak istenen söz konusu bu oyunları kendi hamlelerimizle kendimiz bozmalıyız.