Seçim 2011 - HEPAR (Osman Pamukoğlu) / Seçim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '11

 
Kategori
Seçim
 

Seçim 2011 - HEPAR (Osman Pamukoğlu)

Seçim 2011 - HEPAR (Osman Pamukoğlu)
 

Pamukoğlu ve HEPAR için 12 Haziran sınavı...


80 yıllık Cumhuriyet tarihimizde askerlerin sivil siyasete doğrudan ya da dolaylı olarak defalarca karıştığını biliyoruz. Burada "siyasette asker" olgusunu iki sınıfta değerlendirmek gerekir: Üniformasıyla siyaset yapanlar ve üniformasını çıkarıp siyaset yapanlar. 

Askeri üniformayla siyaset, sahiplerine ister istemez bir dokunulmazlık bahşeder. Günümüzün modern dünyasında geçerli demokratik sistemlerde, fırsat eşitliğine alenen aykırı olan böyle bir durumun yeri yoktur. Askerin iç ve dış güvenliği ilgilendiren noktalarda söz söylemeye hakkı tabii ki olmalıdır ancak bunun muhatabı doğrudan kamuoyu ve bazı köşe yazarları değil seçilmiş irade olmalıdır. 

Üniformasını çıkarmış emekli askerlerin siyasete ilgisi pek yabancı olduğumuz bir konu değil. Yakın zamanda eski Genelkurmay Başkanlarından Doğan Güreş DYP'den Kilis milletvekili olmuştu, Hasan Kundakçı ise önce DYP'den sonra ise DSP'den milletvekilli şansını denedi. Genelkurmay 2. Eski Başkanı Çevik Bir ise cumhurbaşkanlığına aday olmayı denemiş ama sonrasında mecliste Ahmet Necdet Sezer adı üstünde uzlaşılınca adı gündemden kalkmıştı. 

12 Haziran seçimlerinde de büyük kitle partilerinden emekli ya da görevinden kendi isteğiyle ayrılmış bazı askerler seçilecek sıralardan milletvekilliğine aday gösterildiler. Cumhuriyet Güçbirliği adayları arasında da emekli askerler var. 

Ben tıpkı bir doktor, bir mühendis ya da bir siyasi bilimler uzmanı gibi bir askerin de gerekli donanımlara sahip ve demokratik teamüllere saygılı ise sivil olarak siyaset yapabileceğini düşünüyorum. "Askerden siyasetçi olmaz" gibi çeşitli kesimlerce yer yer dile getirilen bir düşünceye sahip değilim. Ancak, siyaset beraberinde eleştirileri, hedef olmayı, kaybeden veya kazanan olmayı da getirir. Askeri üniformanızla ister istemez elde ettiğiniz bir çok dokunulmazlık o üniformayı çıkardığınızda otomatik olarak ortadan kalkar. Yani rahatlıkla eleştirilirsiniz, programlarınız yerden yere vurulur, düşünceleriniz sorgulanır, tartışılır. Bir başka deyişle sivil liderlerden bir farkınız yoktur artık. 

İşte Osman Pamukoğlu üniformasını çıkardıktan sonra elini taşın altına bir siyasi parti kurarak ve düşüncelerini kamuoyuna bir siyasi partinin genel başkanı olarak sunarak koydu. Bu, demokrasimiz açısından önemli bir gelişme. Askerin siyasete çeşitli gerekçelerle müdahil olmasını savunanlar, Hak ve Eşitlik Partisi'nde siyaset yapabilirler. Yeri geldiğinde eleştirileceklerini peşinen kabul ederek... 

Artıları: 

* HEPAR, özellikle genç kesimlerin ilgisini topluyor. Açılım politikalarından ve Kuzey Irak'ta son yıllarda meydana gelen gelişmelerden rahatsız toplum kesimleri HEPAR ve Pamukoğlu'nun duruşu ve söylemlerinden etkilenmişe benziyor. 

* Darbelere, muhtıralara her fırsatta karşı çıkıyor Osman Pamukoğlu. Askerin siyasete müdahalesinin kabul edilemez olduğunu söylüyor. 

* Pamukoğlu'nun askerlik süresi ve asker sayısı ile ilgili görüşleri kamuoyunca destekleniyor. 

* Pamukoğlu, Türkçe'yi akıcı, vurgulu ve etkileyici bir şekilde konuşan bir genel başkan. İzleyenlerini, dinleyenlerini sıkmıyor. 

* Yeni kurulan bir partinin genel başkanı olarak şehir şehir dolaşması, siyaseti halkın arasında yapma arzusu da artılardan sayılabilir. 

Eksileri: 

* Ordu yönetmekle ülke yönetmek artık aynı şeyler değil. Eskiden bir günün 24 saati savaşlar, stratejiler, toprak arzusu, ganimetler ve paylaşımları ile geçerdi. Şimdi ise teknoloji var, çevre duyarlılığı var, gelecek bilinci var, globalleşme var, akıl var, sağduyu var. Kültür var, sanat var, bilim var. Dolayısıyla bir siyasi partinin söylemini sadece ulusal güvenlik üzerine oturtması toplumun geniş kesimlerinin beklentileri ile örtüşmez. HEPAR'ın ekonomiden sosyal politikalara siyaset yelpazesini genişletmesi gerekir ki bir asker partisi görünümünden hızla uzaklaşsın. 

* Bir kaç ay önce HEPAR örgütlerinden bir grubun "Yetmez ama evetçi" olarak adlandırılan gazetecilere yönelik kısmi şiddet içeren bir tepkisi kamuoyuna yansıdı. Siyasi partilerin hepsi için soracağımız bir soru bu aslında: "Siz kendi siyasi çizginiz için mi varsınız? Yoksa başkalarına sataşmak, onlarla didişmek, kavga etmek için mi?" Karizmatik liderlerden, gerginlik politikalarından, sen ben söylemlerinden hoşlanır gibi gözükse de toplumumuzdaki sessiz çoğunluk özünde kavgaya prim veren bir toplum değil. İş bekliyor, icraat bekliyor, empati bekliyor, hoşgörü bekliyor. 

Kavga, didişme, gerginlik; söyleyecek lafı olmayanların günü kurtarmak için başvurduğu en yakışıksız yoldur. Protesto en tabii haktır ama düşünceye, kaleme protestoyu hele yeni kurulmuş bir parti için anlamlı görmüyorum. Bu gerginlik eksenli politikalara tüm partiler yer yer başvuruyor. Günü bu şekilde bir kurtarırsınız, iki kurtarırsınız ama bir bakmışsınız tarih yazacağını yazmış, çizeceğini çizmiş. 

HEPAR'a ve sayın Pamukoğlu'na tavsiyem örgütlerini bu yola sapmamaları için var güçleriyle uyarmaları, çağdışı kalmış idam uygulamalarını taahhüt etmek yerine daha kaliteli bir yaşam için politikalarını oluşturmalı ve siyaset üreten, düşünce üreten beyinlerle yollarına devam etmeleridir. 

12 Haziran bir ilk sınav kartal için. Başarılar... 

 
Toplam blog
: 78
: 1198
Kayıt tarihi
: 12.10.10
 
 

Alice'in harikalar diyarındaki cennet bahçesinden sesleniyorum sizlere. Burada önyargı, olur olma..