- Kategori
- Haber
Seçim geliyor seçim...

Zaman, 22 Temmuz 2007 öncesi. Türkiye Büyük Millet Meclisinde, %34, 4 oyla meclis koltuğunun yüzde altmışaltısını dolduran iktidardaki AKP’nin “Kör inadı” yüzünden ülke yaz sıcağında genel seçime götürülüyor.
İktidar son sayısını dikkate alarak “Mademki 352 milletvekili bende, o zaman GÜÇ bende, benim dediğim olacak” diyerek son dakikaya kadar cumhurbaşkanı adayını açıklamaz ve son dakikada bir tek kişinin iradesi(!) ile “Kardeş” gibi çalışan üçün biri, aday gösterilir.
Aslında bu aday gösterme, “Üç”ün bir numarasının daha da etkin olması için diğer “İki”yi bertaraf etme çabasının aşamalı uygulanmasından başka bir şey değildir ama o “İki” bunu anlamazlar ve “Kapan”a basar ve yakalanırlar…
Bu “İki”den birinin üzeri “Tamamen” çizilemediği için, şimdilik “Görünümüne” bir çizik atmakla yetinilir.
Diğeri ise, işin farkına varmış olmanın da “Can havliyle” bu kez üzerine “çizik attırmama” yolunda çaba göstermektedir.
Şimdi buraya bir nokta koyup, tekrar “Evvel zaman” içine dönelim…
Belli plan dâhilinde “Başarısız” olundurulan cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşmeyince, 45 gün içinde seçime gidilmesi gerekirken, dümenden kalkmamak için bu kez “Seçim” kararı alınır ve yürürlüğe konulur. Diğer taraftan da yardımcı enstrümanlar devreye sokularak “Anayasa değişikliği” paketi de gündeme oturtularak artık seçime “Tam kapasite” gitmeye hazır hale gelinir.
Seçim meydanlarında denilecekler bellidir.
“Ey ahali… Gördüğünüz gibi biz mağduruz…”
Diğer taraftan da bizim gibi “Hal-i zihin”ler de her gün yazar, çizer durular…
“Ey ahali… Etmeyin, eylemeyin, bu tuzağa düşmeyin. Bunların hepsi yalan. Doğru değil. Hem bir kez daha iktidara gelmek istiyorlar, hem de birbirilerini yemek için sizden destek istiyorlar” desek de kimse dinlemez ve seçim “Sathi mahalline” hızla girilir.
CHP’nin de büyük özverili çalışmaları sonucunda ortaya koyduğu raporun incelenmesinden de anlaşılacağı (!) üzere, üfürük gücü ile doldurulan yelkenlerin gayreti ile AKP bir kez daha ama daha güçlü bir oy desteği ile “İktidar” olur.
Artık AKP iktidar olmuş, yeniden ve 5 sene süre ile “İKTİDAR” koltuğunda oturmayı garantilemiştir. Yazımın başında anlattığım “Planlı” operasyonun ikinci kısmına sıra gelmiş bulunmaktadır.
Yani, partideki “İki numara” üzerine “Çizik” atılabilecek midir? Tabi tümden çizmek mümkün değil ama façası çizilebilir. Şimdi bunun üzerinde çalışılmaktadır.
Ve…
Bu arada değerli okuyanlarım ve yazanlarım ve düşünenlerim…
Bir başka önemli tarih, sessiz ve derinden yaklaşmaya devam etmektedir.
Birinci aşamada “Üfürük gücü” ile doldurularak şişirilen yelkenler ile iktidara yerleşen AKP’nin üfürük gücünün ne zaman sonlanacağını ve yelkenlerin pörsüyeceğini bilemiyoruz. Daha doğrusu zamanı tam göremiyoruz. Ama biliyoruz ki, o güç bitecek ve gemi deryanın ortasında “Dımdızlak” hareketsiz kalacak.
İkinci “Gelen zaman” ise yerel yönetimler seçimlerdir. Yani “Belediye Başkanları” seçilecektir.
Gelelim bu konuya…
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, bu seçimlerde CHP’nin kaleleri(!) denilen başkanlıkları da “Uhdesine” katmak istiyor.
Yani?...
Yani, Ankara’yı susuz kalmaya mahkûm eden İ. Melih GÖKÇEK tekrar aday olacak, hatta oğlu da Çankaya’ya aday (!) olacak ve Ankara ili tümden AKP’ye yerel yönetim olarak da bağlanmış olacak.
Birçok işi İ.Melih GÖKÇEK’in başarılı bir belediyeci olduğunu düşünebilir. Bana göre ise “İyi bir Belediyeci” hiçbir zaman olmamış, olamamıştır.
Ancak çok iyi biliyorum ki, önümüzdeki yerel yönetimler seçiminde, yine adaylığını koyacak, yine başkan olacaktır.
Ankara susuz kalmış, dert mi?...
Su ve doğal gaz üzerinden belediye ticaret yapıyormuş, dert mi?
Torbalar yine sırtlarda bir yerlerden bir yerlere taşınırken…
Ankaralı, bir daha üfürecek ve başkan Ankara’yı susuz bırakan kişi olacak.
Evet…
Bir kez daha seçim geliyor seçim, üfürük gücü ile dolmuş yelkenlerle, denizi yara yara…