- Kategori
- Güncel
Seçimin bilinmeyen sırları 1: Suçlu Kim?

Seçim bitti ve sandıklar açıldı. Ak Parti 13 yıllık iktidarın ardından %40 almasına rağmen CHP'li seçmenlerin HDP'ye geçtiği kıyak sayesinde hükümet kuramaz oldular. Ancak bu seçim sonuçları sadece bu yönüyle değil birçok yönüyle analiz gerektiriyor. Naçizane analizimi sunayım efenim.
1) Erdoğan düşmanlığının sonu
Bildiğiniz üzere ülkemizde dört temel kutup bulunmakta, ancak bu kutupları biraz daha rafine edersek iki temel kutup olduştuğunu söyleyebiliriz; Erdoğan ve düşmanları... Bu seçimde son derece ilginç bir sonuç ortaya çıkmış görünmektedir.
Milletin uzun yıllardır iktidar göremeyen ve söz sahibi olmak isteyen bir kısmı (sayısal olarak yaklaşık 3 milyon kişi) stratejik oy kullanarak hükümeti devirmişlerdir. Bu oyları Erdoğan'ın gücünü kırmak için vermişlerdir.
Ancak ilginç olan şey şudur ki bunu yapan büyük bir CHP seçmeni oylarını HDP'ye vererek bunu yapmıştır. CHP'nin %25ler civarındaki taraftar kitlesi büyük bir atılımla %30'lar seviyesine ulaşıp hükümete dur diyebileceğini düşünmediğinden olsa gerek HDP'ye barajı geçirmeyi daha uygun buldular.
Elbette bütün oylar CHP'den kaymadı Ak Partiden de iki milyon oy gitti HDP'ye. Peki bu durumun sorumlusu kim? Tek başına CHP mi yoksa tek başına Ak Parti mi? Şimdi ikisini de detaylıca ele alalım.
SUÇLU KİM?
a) CHP
CHP bir önceki seçime göre sayısal olarak 400.000 oy artırmış olsa da oran olarak yerinde saymıştır. Ancak bu seçimde CHP tabanından, yani bu seçimde CHP'ye oy verecek olan bir milyon kişi de HDP'ye oy verdi. Bu ilgi çekici kesim Atatürk'ün kurduğu partinin seçmenidir. Oy verdikleri parti ise Türkiye'de son 40 yılda 40.000 kişinin öldürülmesinden sorumlu insanlardır.
Şüphesiz oy veren CHPli seçmen şunu bilen insanlardır "Azıcık verip barajı geçirsek yeter, başa getirmiyoruz ya!" Teknik olarak haklıdırlar, sadece barajı geçmeye yetecek kadar oy vermişlerdir. Hükümetten yaklaşık 60 milletvekilini almayı da başarmışlardır.
Peki bu ne kadar zekicedir? Erdoğan'a olan düşmanlığın vatan düşmanlarına oy vermeyi gerektirecek kadar büyük olması akıl karı mıdır? Ak Parti seçim turları esnasında "İstikrar" vurgusu yapınca diğer partiler, özellikle CHP'liler "Bizi bununla mı tehdit edeceksiniz? Siz olmasanız neden istikrarsızlık oluyormuş." diyerek sağlam prim yapmaktaydılar.
Oysa gerçek şuydu; mesele Ak Parti'nin tekrar hükümet kurması değildi, onun yerine birşey konulmasıydı. Erdoğan'ın gücünü kırmak hevesiyle vatan hainlerine verilen oylar hükümeti devirmeyi başarmıştır. Ancak yerine ne koyacağız?
Eğer Ak Parti çok sağlam devrilseydi ve yerine güçlü bir tek başına CHP veya tek başına MHP iktidarı çıksaydı hiçbir sorun olmazdı. Ülke başsız kalmazdı. Şimdiyse devlet sahipsiz kalmış durumda. Üstelik bir de hainlere müthiş bir özgüven de verildi; hayırlı olsun.
b) Ak Parti
Üzgünüm ve hiç kimse kusura bakmasın ama iki numaralı sorumlu bizzat Ak Parti'nin kendisidir. Aylar öncesinden PKK'nın sokak çeteleri ellerinde kalaşnikoflarla dolaşmakta, bütün halkı tehdit etmekte, evlere YDG-H kaşeli "bu sandıkta HDP'den başkasına oy çıkarsa sandık listesindeki herkesi öldürürüz." tehditleri gimekteydi. Peki Ak Parti ne yaptı?
Sorun da bu? Görünüşe göre hiçbir şey! Eski seçimlerde de PKK geleneksel olarak seçmeni ölümle tehdit ederdi ancak seçmen listesindeki herkesi öldürürüz, kadınlarınıza tecavüz eder, çocuklarınıza da dağa kaldırırız yazılı mektuplar dağıtıp milyonlarca seçmeni teker teker ziyaret ederek tehdit etmezlerdi.
Seçim günü sandıklar kurulduğunda HDP mührü basılmış kağıtları sandıklara atmak zorunlu kılındı. Atılmasına izin vermeyen bir öğretmen komaya sokulana kadar dövüldü. Peki devlet nerede? Nerede büyük Türkiye? Oy namusumuzdur demek kolay. Neden namusumuz korunmadı? O sandıklardaki oylar nasıl oldu da geçerli sayıldı?
Elinde kalaşnikof olan teröristler 700.000 kişilik her teknolojiye sahip ordumuzu korkutuyor mu yoksa? Onlara dokunursak dünya medyası ve içeride Cüneyt Özdemirler, Şirin Payzınlar, Ahmet Ümit ve Ahmet Hakanlar; dışarıda da Amerikan ve İngiliz medyası bizi topa mı tutar yoksa...
Kimse kusura bakmasın ama önceki seçimlerde Ak Parti hiç değilse kendi oylarını koruyabiliyordu. Bu seçimde kırsaldaki tüm sandıklardan %100 HDP çıktı. Hele bir çıkmasın! PKK'lıar köylerde kalaşnikoflarla sayım nöbeti tuttular. Peki devlet nerede?
Ak Parti kendi oylarını bile koruyamaz oldu. Türkiye cumhuriyeti vatandaşları evlerine tek tek yollanan tehdit mektupları, işaretlenen evleri, zorla atılan oy pusulalarıyla seçime girmek zorunda kaldı. Hani bizim güvenliğimiz?
Üzgünüm ama şunu söylemeliyim. Evet Ak Parti cumhuriyet tarihinin en büyük kalkınma hamlesini yapmış partidir. Kabul ama bu Frankeştaynı da kendisi yaratmıştır. Doğuda insanlar bu teröristlere haraç vermek zorundadır. Tehditlere boyun eğmek zorundadır. Sandık başındaki polisler de bu duruma bir ses çıkaramamaktadır.
Bu adamlara verilen bu gazla milli birliğimiz ve güvenliğimiz birinci derece tehdit altındadır ve bunun sorumlusu da malesef Ak Parti'dir. Doğuda neden oy kaybetti deniliyorsa ir numaralı sebep budur. Kimse başka yerde aramasın.
İsterse bütün doğu fanatik Erdoğancı olsun. Elinde seçmen listesi olan ve teker teker hepsini öldürmek için bekleyen PKK'lılar şehirde nöbet beklerken kimse ne Ak Parti'ye ne de bir başkasına oy moy veremez.
Devlet önce can güvenliğini ve otoriteyi sağlamak zorundadır. Ya devlet başa ya kuzgun leşe! (Ülke içindeki satılmış Allah düşmanlarına da ayrıca bir şey söylemek icap eder ama onları çok sevgili Demirtaşlarıyla başbaşa bırakıyorum.)
2) Nasıl bir sonuç çıksaydı? Tepki nasıl olsaydı?
a) CHP ne yapmalıydı?
Eğer amaç hükümeti gücünü kırmaksa HDP'ye oy veren bu yaklaşık bir milyonluk sevgili kardeşlerimiz daha geniş bir tabana ulaşmayı deneyebilirlerdi. Hatta çok daha mantıklı bir iş yaparak HDP'ye oy vermektense HDP'den oy almayı deneyebilirlerdi.
HDP'ye % 3 vereceğine HDP'den %3 almayı becerebilseler ve bunun için çalışsalardı bugün %30 almış güçlü bir CHP görecektik. Atatürk'ün partisi olmakla övünen partinin yöneticileri Ata'nın partisini bu hale düşürmüş olmakla ne derece gurur duymaktalar merak ediyorum. Şahsen ben paşamızın partisinin bu halde olmasını büyük üzüntüyle seyretmekteyim.
Bence CHP potansiyel olarak doğu ve güneydoğuda seküler (dini işlerden çok dünyevi işlere odaklanan) yaşam tarzı benimsemiş ve solun aşırı uçlarına sıcak bakan insanlar arasında çok sağlam oy devşirebilirdi. Oysa oralara emek vermek yerine bunun için hiç çalışmayarak oralara feda olmayı tercih etmektedir. Bu ucuzculuk, tembellikle vatana ne kadar hizmet edilebileceğini ciddi şekilde tartışmak gerekir.
b) Ak Parti seçmeni ne yapmalıydı?
Aslına bakılırsa HDP'ye oy verdiler diye Ak Parti seçmeni suçlanıyor ancak onlar %100 masumlar. Onların en ufak bir günahı yok. Bütün suç Ak Parti'nin kendisindedir. Vatandaşları ölüm tehdidi altındayken ne bekliyorlardı ki? Ölümü göze alıp Ak Parti'ye oy vermelerini mi?
Bu yüzden seçmen neden HDP'ye kaydı tarışması farazidir. Önce can güvenliği olmalı, sonra bu konulara gireriz.
3) Genç seçmen etkisi
Gençlerin bu seçime damga vurduğunu da söyleyebiliriz. Ak Parti ile gözlerini açıp büyüyen bir genç nesil koalisyonların ne olduğunu, devlete neler kaybettirdiğini bilmediklerinden sosyal medyadaki özgürlükçü söylemlerin ve değişim hevesiyle HDP'ye oy verme hatasına düşmüşlerdir.
Bu genç nesil 90'larda PKK'nın yüzlerce kişiyle yaptıkları baskınları ve öldürülen binlerce insanı bilmediklerinden bugün "özgürlük, barış" sözcüğünü ağzına alanlara inanmış ve oylarını sözde değişim ve özgürlük için HDP'ye vermişlerdir.
Sonuç olarak ülke şu an büyük bir kaosun eşiğindedir. Güçlenmiş bölücüler ve hükümetsiz bir devlet sonucuna bakınca milletimizin Erdoğan'a dur demek istediği net şekilde görülüyor. Ancak keşke bunu yaparken ülkeyi hükümetsiz ve başsız bırakacak bir tercihte bulunmanın neye mal olabileceğini de düşünselerdi demeden edemiyorum.
Umut ediyorum ki CHP yönetimi "Bu seçim Ali Taran'a birkaç milyon dolar verdik mi bu iş tamamdır" zihniyetinden kurtulup vatanın dört bir köşesine gider ve orada çalışır. Bütün sol oyları kendi çatısı altında toplamaya çalışmak yerine küçük sol gruplara oy verme işini terk etmek dışında akıllıca işler yapmalıdır.
Bir parantez de MHP'ye açmak gerekir. MHP şu an ülkede çok büyük bir omurgaya sahiptir. Ak Parti'nin aldığı %41 içerisinde %50'ye yakın "Ak Parti gibi bir parti olmazsa MHP'ye oy verebiliriz" diyen bir kitle bulunmaktadır. Ancak MHP bu potansiyeli akıllıca değerlendirmelidir.
Hükümetten bu oyları alıp hükümeti zayıflatırken gelecekte nasıl hükümet olabileceğini de planlamalıdır. Hükümet zayıflasın hele gerisi kolay deyip tembellik etmemelidir. Bugün ülkenin karşı karşıya kaldığı durum Abdülhamit'in devrildiği döneme benzemektedir. Hükümet tüm grupların işbirliğiyle devrilmiştir ancak hiçkimse "Acaba devrilirse yerine kimi geçiririz?" diye düşünmemiştir.
CHP ve MHP "asgari ücreti artıracağım", HDP de "Bana oy vermezseniz ortalığı kana bularım" demeyi tercih etmiş ve nihayet ülkeyi hükümetsiz bırakmayı başarmışlardır. Adeta don lastiği gibi herkesin bir yana çekiştirmeye çalıştığı ülkemiz nihayet sap gibi ortada kalmıştır.
SONUÇ
Şimdi ülkede bir şeylerin değişmesi lazım geldiği açıktır. Hükümet de, muhalefet de, seçmen de bir şeyleri değiştirmek zorundadır. Bu değişen partilerin yönetimleri, seçmenlerin olaylara bakış açıları veya sistemin kendisi olabilir. Ancak sonuç olarak ülke bu keskin kutuplaşmayla kendi topuğuna sıkacak gibi görünüyor.
Ancak en ciddi ve gözden kaçırılan sorun ülkenin doğusunda insanların ağır ölüm tehdidi altında oldukları gerçeğidir. Bir an evvel bu tehdit ortadan kaldırılmalı ve her vatandaşın can güvenliği sağlanmalıdır.
Birileri ülkenin içerisinde bulunduğu halin serinliğinden olsa gerek Yunanistan veya Ukrayna gibi rezil duruma düşmeyeceğimizi düşünebilir. Ancak bunların hiçbiri uzak bir ihtimal değildir. Umut ediyorum ki tüm partilerimiz ve insanımız şapkayı çıkarıp önüne koyarn ve sağlıklı bir şekilde olup bitenleri değerlendirir de bu çıkmazdan kurtuluruz.