- Kategori
- Siyaset
Seçin analizi
Artık üzerinden 48 saat geçti ve en baba analizin yapılma zamanı geldi. Hem de sadece bu seçim sonuçlarının değil; 1983, 1987, 1991, 1995, 1999 ve 2002 yılı genel seçimleri sonuçlarının toplam bir değerlendirmesi. Yani dünyada ideolojilerin öldüğünün ilan edilip, yurtta müthiş bir depolitizenin yapıldığı son çeyrek yüzyılımızın seçim sonuçlarını analiz edeceğiz.
Bu süreçte gerçekleşen toplam 7 genel seçim sonuçlarına bakarak; toplumun siyasi tercihinin, gittikçe artan bir şekilde sağa kaydığını söyleyebiliriz. Bu kaymaya paralel; sol, merkez sol, merkez sağ, sağ gibi kavramların da aynı ölçüde sağa yattığını da görebiliyoruz. Bunun sonucunda; merkez solumuz, 30 yıl öncesinin merkez sağı ile aynı çizgiye gelmiştir. Yapılan bu yedi genel seçimde de İstanbul. Ankara, İzmir gibi büyük kentler ve görece gelişmiş batı illerinin ekonomik durumu iyi, eğitim düzeyi yüksek insanlarının siyasi tercihleri merkez sol partilere; gittikçe artan büyük kent gecekonduları ve diğer illerde yaşayan yoksul tabaka ile taşra sermayesinin siyasi tercihleri sağ partilere olmuştur.
Rant kavgası ve devlet imkanlarından pay alma telaşı olan anadolu sermayesini bir kenara bırakacak olursak; Kadıköy. Çankaya ve Karşıyaka’nın tuzu kuruları için solcu, Sultanbeyli, Keçiören ve Erzurum’un garibanları için sağcı diyebiliriz. Yani son 25 yıldır tüm iktidarlar (1999 daki dsp-mhp-anap iktidarı da dahil); hep yoksul garibanların siyasi tercihleri sonucu oluşmuştur. Tuzu kuru olarak tabir edilen insanların siyasi tercihleri ise; bazen ana muhalefet, bazen yavru muhalefet ve bazen de meclis dışı muhalefet şeklinde gerçekleşmiştir.
Demokrasilerde yaşayan insanları, seçmen ve seçilen diye ikiye ayırıp; ülkemiz tablosunu önlerine koysak acaba ne derler?Dünyanın tüm seçilenlerinin, “keşke ben de şu Türkiye denilen ülkede yaşasaydım ve orada seçilseydim” diye ağzının suyunun akacağı bir siyasi tablodur bu. Düşünsenize; ülkenizde sürekli muhalefette kalanlar hep tuzu kuru tabir edilen ekonomik durumu iyi ve eğitim düzeyi yüksek insanlar. Sizi eleştirip, sizden isteyebilecekleri; hep eften püften ve karşılanması kolay şeyler. Modern bir yaşam biçimi ve sosyal, kültürel talepler. Yoksulların ağızlarını açıp, sizi eleştirmesi sözkonusu bile değil. Çünkü onlar her seçimde kendi istediklerini seçmişler ve zafer çığlıkları atmışlar. Üstelik bir de onların geleneksel değerlerini sizde görmelerini sağlamışsınız. Halka tepeden bakanları değil, sizin gibi halkın içinden çıkmış birisini seçmişler. Ve bu tercihlerindeki isabet sonucu kendi zeka ve öngörülerine hayranlar. Özgüvenleri mükemmel düzeyde… Peki dünyadaki herhangi bir seçmene, hem de yoksul gariban bir seçmene göstersek şu siyasi tabloyu. Demez mi; -Yaa bu ne iştir? İktidarda hep benim seçtiklerim var ama ben hep yoksulum. Şu tuzu kurunun seçtikleri hep muhalefette ama onun tuzu yine kuru?