Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '14

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
179
 

Seçmek

Seçmek
 

seçmekte ikilem yaşamak


Kuşkusuz seçmek çok önemli bir olgudur. Yaşamınız sizin seçiminize bağlı olmadan başlamış olsa da, daha sonraları yapacağınız seçimler sizin hayatınızı ve yaşam çizginizi derinden etkileyecek ve belirleyecektir. Öncelikleriniz, birikimleriniz, öğretileriniz ve en önemlisi bilinç düzeyiniz seçimlerinizde belirleyici olacaktır. Ama hayat yalnızca sizin tercihleriniz doğrultusunda yapmış olduğunuz seçimlere fazlaca bağlı olmadan, kimi zaman sizi yaralayarak, kimi zaman hırpalayarak akıp gidecektir. Kişisel öncelemelerin pek fazlaca etkili olmadığı, toplumsal bir seçme olgusunun yarattığı bir yaşam tarzı, çoğu kez kişisel tercihlerinize bağlı olarak şekillendirmek istediğiniz yaşam tarzını kuşatacak, onu boğacaktır.

Yaşam boyu insanın kendi başına seçimini yapabileceği çok şey vardır. Bu seçimlerde doğru davranmak beraberinde rahatlamayı, tatmin olma duygusunu ve mutluluğu getirecektir. Ya yanlış seçimler? Kuşkusuz peşi sıra hayal kırıklıklarını, yenilgileri sürükleyecektir. Çoğu kez yanlış seçimlerinize ödenecek bedelleri ödedikten sonra ve gerekli dersleri almış olarak geri dönmek ve yeniden seçmek olanağınız vardır. Ya size bir daha bu olanağı vermeyen, bir daha seçme hakkı verilmeyen durumlardaki yanılgılarınız? Ödediğiniz bedellerle etrafınızda çokca bulacağınız durumu akılcılıkla açıklamak, koşullar bunu gerektiriyordu gibi çoğu insanın kendini kendine affettirme çabaları sizi rahatlatacak mı? Yanlış olsa da kişisel çıkarlarınızı önceleyerek yapmış olduğunuz sizi görece rahatlatan, ”canım, zaten herkes öyle yapıyor” dediğiniz seçimler, vicdanınızı rahatlatacak mı?

Kişisel öncelemeleriniz ve kişisel seçimleriniz nasıl kendi yaşamınızı belirliyor ve etkiliyorsa, toplumsal öncelemeler ve seçimler de hem içerisinde yaşadığınız tüm toplumun hayatını, hem de giderek istemeseniz de hayatınızı derinden etkileyecek ve belirleyecektir. Kişisel seçimlerinizle toplumsal seçimler arasındaki paralellik ve çoklu uyuşum,t oplum yaşamı içerisinde kişisel doygunluğunuzun da belirleyicisi olacaktır. Kimi zaman bu durumda kişisel tercih ve seçimlerinizi eğer toplumsal doğrular ve gerçekler yakalanmış, içinde yaşadığınız toplum çağdaşlaşma yönünde aşama göstermişse arkada bırakabilirsiniz. Bu durum size ken- dinizi yeni baştan bir gözden geçirme olanağı da yaratacaktır. Belki de siz öncelikleriniz, tercihleriniz ve seçimleriniz yönüyle yanlış yoldasınızdır. Ya gerçekler öyle değilse? O zaman yerleşik düzenle uyuşmazlık içerisinde ve arayışta olan birileri daima olacaktır. Bu durum başlangıçta bir başkaldırı gibi görünse de, aşama yapmanın çıkış noktasıdır. Zaten, toplumun seçimlerinin doğru olup olmadığının belirlendiği ve tartışıldığı yer de bu insanların vicdanı ve düşünce düzeyi zenginliğidir. Başka bir deyişle; toplumun seçimlerinin doğru olup olmadığının belirlendiği yer neresidir?

Şimdi kısa bir süre sonra cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Hepimiz gelecek günlerimizi bir yönüyle şekillendirecek kişiyi seçmek için oy kullanacağız.

Peki, kullanacağınız oylar arzuladığınız, görmek istediğiniz, gönlünüzdeki bir toplumun oluşması için ne derecede etkili olacak, ya da olmayacak?

Mutlu olup olmadığı tartışılır bir takm tesadüflerin, dalgaların bazı yerlere taşıdığı kimileri-nin miting konuşmalarındaki birikim ve içerik sığlığı gelecek için sizi ne derecede umutlandırıyor? Kişisel sataşmaların zedeleyici düzeye ulaştığı konuşmalarla yalnız kendi aralarında değil, kendilerine oy vermeyeceklerini bildikleri insanlara da acımasızca saldıranlar, toplumsal barışı ve mutluluğu nasıl sağlayacaklar?

Borsa tarihi rekorlar kırıyormuş, enflasyonun beli kırılmış, ihracat patlamış, kişi başına ulusal gelir 10.000 dolar olmuş,büyüme hızı almış başını gidiyormuş. Öyle mi?

Hani yoksulluğun büyük ölçüde üstesinden gelinmişti? Yoksulluğu Ramazanlarda iftar çadırları kurarak, seçimler öncesi erzak dağıtarak yok etmek olası mı? %74 ü yabancılar elinde olan borsanın rekor üstüne rekor kırmasıyla, kişisel gelirin tavan yapmasıyla, ihracatın patlamasıyla istediğiniz kadar öğünün. Solun söylemlerine biz sahip çıkıyoruz, onların yapamadıklarını biz yapıyoruz demek yetmiyor. Gelir dağılımında adaleti sağlayamadan yetmeyecek de!..

Ulusal onurun bir zamanlar çöl çadırlarında zedelendiğine içi yanarak şahit olan, bunu kuzey Irak’ta askerinin başına çuval geçirilmesiyle tekrar yaşayan bu ülke insanı, bölünmüş yol ustalarından bölünmüş ülke haritalarına, gerekli yanıtın verilmesini bekliyor ve istiyor. İnsanları hayatın hemen her alanında bizden, sizden ikilemi içinde bölen uygulamaları artık yaşamak istemiyor. Cumhuriyetin takıları olan fabrikaların, KİT’lerin, limanların birer birer kimileri kimlikleri şüpheli kişi ve uluslararası şirketlere yok pahasına elden çıkarılmasını, onların babalar gibi satilmasını değil, onlara babalar gibi sahip çıkılmasını istiyor. Sağlıkta ve eğitimde eşitlikçi, çözüm üretici kamusalcı girişimler bekliyor. Aslında çok şey istemiyor, umut adına ve insanca yaşamak adına, mutluluk adına.

“Kırk katır mı, kırk satır mı” ikilemi yaşamayacağı seçimleri bekliyor. Gerçekten seçmek adına… Yaşanılan kuraklık onları ürkütüyor. Ama en çok da gönüllerde, yüreklerde ve anlayışta yaşanan kuraklık…

Akın YAZICI

  

Ohannes bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 190
Toplam yorum
: 437
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 384
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster