- Kategori
- Kentleşme
Şehirden kaçmak...

Deniz kokar benim memleketim...
Küçük yerde yaşamak....
Sabah uyanınca sadece kuş seslerini duymak.
Akşam şehir gürültüsü olmadan uyumak..
Sahile gittiğinde manzarasını seyrettiğin o güzelim maviliğin ertesi gün içinde olabilmek...
Şehir bu kadar kötü mü? Değil belki, şehrin hareketinde de bir güzellik bir ahenk var elbet. Cıvıl cıvıl insan sesleri, koşuşturan insanlar. Bunlar da güzellik katıyor insanın yaşamına. Ama emekli olmadan küçük yere yerleşmeyi istemek çok mu? Bazen insanlar neden bu kadar çalışıyor diye bakıyorum hepsi yaşlılığını rahat geçirmek. Çocuklarının geleceğini Garanti altına almak istiyor. Haklılar bende istiyorum ama bunu o şirin kasabada yapabilmek istiyorum. otuzumda inzivaya çekilmek değil ki istediğim benim.
Ben kızıma güzel gelecek hazırlamak ama bunu sağlıklı anne baba ile yapmak istiyorum.
Düşünün bir şeye herhangi bir şeye yetişmeye çalışmadığınız bir gün var mı? Valla benim yok.
Ben her sabah işe yetişiyorum. İşten çıkıp otobüse yetişiyorum. Eve gitmeden ihtiyaçları alıp Sıra beklerken sabırsızlanıyorum. Eve gitmek için kızıma kavuşmak için bile acelem var. Gece basmadan iyice onun uykusu gelmeden gideyim azıcık olsun oyun oynayalım. Aman o da ne orda oyun oynarken bile acelem var benim. Evcilik ounuyoruz ama bilinç altım bana şaka mı yapıyor acaba? Bebekleri almışım koymuşum kamyona gidiyoruz. Ufaklık arkamda bana " anne " diyo anca kendime geliyorum. Bir yüzümü yıkasam iyi olacak sanırım diyorum. Soğuk su çarpıyorum yüzüme kendime geliyorum.
Ben hep şehirdeydim. Sanırım bundandır kızım büyürken acele etmesin diyorum. Geç yürüsün varsın ben onu bol bol kucağımda taşıyorum kızıyor herkes bana, varsın geç konuşsun yüz ifadesinde şıp diye anlıyorum ne istediğini hemen yapıyoruz. Eee bana yine kızıyorlar. İyide diyorum siz ne kazandınız hayatta ki çabuk oldu da herşey.
Diyeceğim odur ki yavaşlamak gerek biraz. Hayat aceleye gelmeyecek kadar güzel...