​ Şehirlerin Yeni ve Modern Hapishaneleri:AVM / Ankara / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '09

 
Kategori
Ankara
 

Şehirlerin Yeni ve Modern Hapishaneleri:AVM

Şehirlerin Yeni ve Modern Hapishaneleri:AVM
 

Yanlış hatırlamıyorsam ilk alışveriş merkezi hepimizin bildiği gibi eski adıyla Gima yeni adıyla Carrefoursa’nın bulunduğu Emek işhanıydı. Daha sonra Atakule,onun ardından Karum açıldı. Bir süre sonra ise Emniyet Müdürlüğü’nün yanındaki Et ve Balık Kurumuna ait arsa üzerine eski adıyla Gimat yeni adıyla da Ankamall olan AVM. Son yıllarda Ankara’nın dört bir yanında mantar gibi çoğalan AVM ‘ler. Buraları ziyaret etmek için hafta içi ya da hafta sonu olması hiç fark etmez.

İnsanlar bu AVM’lerine arkadaşlarıyla bulıuşmak, sinemaya gitmek ya da alış veriş yapmak için gitmekteler.

Kendi adıma konuşmam gerekirse bize yakınlığı nedeniyle Ankamall’a gidecek olursam eğer. Girmem ile çıkmam bir oluyor.

Kapıdan içeri girer girmez yoğun ve nereden geldiği belli olmayan bir koku daha doğrusu kokuların karışımı.Biraz kozmetik, biraz yemek biraz da başka şeylerin bileşimi olan bir koku. Klimaların kulağı için için tırmalayan sesleri ve ortama yaydıkları sıcak ya da serin hava.

Biraz daha orta yere yürüdüğünüzde ya da bir yere oturduğunuzda mağazalardan gelen yüksek volumlü sözüm ona şarkı ve müzik sesleri bir de oturduğunuz yerin müşterileri için seçtiği ve çaldığı müziği de işin içine kattığımız anda insanı sarhoş edebilecek boyutta bir gürültü kirliliği. Tabii bunun içine bir de insan sesini de katarsanız (yoğun ve kalabalık yerlerde insan sesleri de uğultu haline gelmekte).

İnsanı sarhoş edecek boyuttaki gürültü kirliliği ve onun hemen ardından görüntü kirliliği.

Kaç defa girdiğim gibi çıktım hatırlayamıyorum. Gürültü kirliliğini hepimiz yaklaşık olarak bilmekteyiz. Bir AVM’deki gürültü 60 desibel’in çok çok üstündedir. Bir de bunlara ebeveynlerin çocukları azarlamalarını, istedikleri oyuncağı, şekeri almadıkları için çocukların haykırışlarını ve ağlama seslerini, yüksek sesle konuşanları katarsanız. En üst katta sinemalar, gişelerin önündeyse kuyruklar bulunmakta. Oluşan kuyruklar nedeniyle insanlar nereden geçeceklerini şaşırmakta.

Derken yapılacak işleri tamamlayıp, belki karnınızı doyurup ya da yorgunluğunuzu gidermek amaçlı bir yerde oturup çayınızı, kahvenizi, meşrubatınızı içtikten sonra evinizin yolunu tutarsınız. AVM’nin çıkış kapısından adımını attığınızda bir bakarsınız ki günlük güneşlik ortamda girdiğiniz AVM’den akşam saatlerinde çıkmaktasınız. Ya da siz AVM’ye girerken hava normal ise çıktığınızda kar ya da yağmur yağdığını görürüsünüz. İçeride hiçbir şeyin farkında olamazsınız. Yapay ışıklar, klimalar sayesinde.

AVM’de zaman geçirirken dışarıda zaman nasıl geçti. Yağmur mu yoksa kar mı yağdı? Güzel bir akşamüstü güneşi sokakları aydınlattı mı? Yoksa hava normal iken birden bire soğudu mu ya da ısındı mı? Bütün bunlar olup biterken siz neredeydiniz?

Sonuçta AVM’nin iç ve dış görünümleri ne kadar güzel olursa olsun. Aslında bizi yaşamdan ve yaşadığımız günden koparan modern ve gösterişli bir hapishaneden öteye gitmez.

var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

 
Toplam blog
: 226
: 1337
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..