- Kategori
- Gündelik Yaşam
Şehit arkadaşa mektup..!

Sevgili Nedim,
Şu an ortaokul sıralarında seninle beraber çektirdiğimiz fotoğrafa bakıyorum. Hani sen arka tarafta kalmış fotoğraf karesine zorlukla girebilmiştin. Ne güzel günler geçirmiştik seninle öyle değil mi..! Sabahleyin yürüyerek sizin eve gelip oradan seni alır, sonra da seninle beraber okula giderdik. Neşe içinde, güle oynaya, her sabah farketmeden okulun bahçesine varırdık.
Hüseyin'i hatırladın değil mi? Haklısın onu nasıl unutabiliriz ki. Daha o çocuk yaşta o kadar sinirli olmayı nasıl beceriyordu bilemezdik. Bir gün resim öğretmeni Ayten Yılmaz kızıp onun kafasına kalemle birkaç kez vurunca nasıl da ona bağırmıştı. Kadıncağız da korkup geriye kaçmıştı, biz amma gülmüştük.
Ya matematik sınavını hatırladın mı, hani senin ilk sınavda 3 aldığın için bu sınavdan en az 7 alman gereken sınavı. Evet çok iyi hatırladığını biliyorum. Bilirdin benim bu tür şeyleri sevmediğimi, ama mecburdun, sonunda dayanamayıp:
-Beşir bana bu sınavda ne olur yardım et, inan çok çalıştım ama olmuyor, yapamıyorum, demiştin.
Sıra arkadaşımdın, yanyana oturuyorduk, seni nasıl yüz üstü bırakabilirdim. Doğru olmadığını bile bile sana yardım etmiştim. Ne yapayım sana çok değer veriyordum, benim en değerli arkadaşımdın. Sınavdan sana 9 aldırmıştım, 10 aldırırsam öğretmen anlar diye korkmuştum. Sen amma da sevinmiştin. Seni öyle görmek beni de çok mutlu etmişti.
Lise yıllarında daha az görüşür olmuştuk, sen edebiyat bölümündeydin ben matematikte. Sonra üniversite yılları girdi aramıza. Sen çabalamış ama sınavda başarılı olamamıştın. Ardından askere gitmeye karar vermiştin. Gidişinden haberim olmamıştı ama ara ara babanla konuşup senin hakkında bilgi alıp, sana selam gönderiyordum. Bir ara benim sınavlarım, bitirme tezim derken seni soramaz oldum.
Bir gün sizin evin yakınından geçerken anneni gördüm. Kaldırım taşına oturmuştu, kafası önündeydi. Yanına yaklaşıp:
-Teyze merhaba, nasılsnız? Nedim' den haber alıyor musunuz? Kaç günü var? dedim.
Annen başını yavaşca kaldırıp bana baktı, gözlerindeki acıyı görünce ürperdim. Parçalanmış ana yüreğinden gelen acı dolu bir sesle:
*NEDİM ŞEHİT OLDU, dedi.
Sevgili arkadaşım, öylece kalakaldım, hiçbir şey diyemedim, tek kelime bile ağzımdan çıkamadı. Onun kadar olmasa da acı dolu gözlerle annene baktım, acım iyice büyümeye başladı. Sessizce yanından ayrıldım. O gün bugündür senin evin benim için Edirnekapı şehitliği oldu, ne zaman yakınından geçsem duanı eksik etmiyorum bilesin. Artık seni göremediğim ve eski güzel günlerimizi yadedemediğimiz için çok üzülüyorum. Hele babanın o perişan hali, annenin acı dolu bakışları gözlerimin önünden hiç gitmiyor. Biliyorum her Cuma seni görmeye geliyorlar, hiç sektirmeden. Bir anne-baba için ne büyük acı.
Diğer taraftan da senin için seviniyorum, ŞEHİT oldun be ASLANIM. Kolay mı, sırtından vurdular seni, yani ŞEHİT' liğin en yüksek makamına ulaştın. CENNET bahçelerinde yerin özel olacak, düşünsene Sevgili PEYGAMBERİMİZE komşu olacak kişilerden olacaksın İNŞALLAH.
Kabrin NUR, mekanın CENNET olsun...
Arkadaşın Beşir...