- Kategori
- Siyaset
Şehitler ve işsizler

TBMM Başkanı Şahin... Tek farklı ve insanî mesaj ondan geldi.
Oy gizli, haber kutsal, yorum hürdür.
Tarih 19 Haziran 2010, öğleden sonra saatleri… Emekli Orgeneral Necati Özgen, NTV ekranlarında… İzah ediyor!
Neyi?
Aynı günün ilk saatlerinde, Şemdinli'de, bir askerî kışlaya PKK saldırısı olmuş, 9 şehit, 13 yaralı verilmiş… Hadise nasıl olmuş, işin arka planı nedir, onu izah ediyor!
Açıklamaları “tecrübelerine” ve “tahminlerine” dayanıyor… Teröristlerin askerî birliğin yakınına kadar gelemediğini, bunun mümkün olamayacağını, ancak roketatar ve uzun menzilli silahlarla ateş ederek bu kadar büyük bir zayiat verdirebildiğini anlatıyor.
Ertesi gün çıkan gazeteler ise, PKK’lıların askerlerin mevzilerine kadar girdiğini bildiriyor. 20 Haziran 2010 tarihli gazeteler içinde en çarpıcı olanı Milliyet’in manşeti: Göğüs göğüse ÇARPIŞTILAR. Siperlerde 3 teröristin cesedi bulundu.
Özgen Paşa izahını sürdürüyor: Genelkurmay’ın olayla ilgili açıklamasındaki, “Baskın sonrası çıkan çatışmada 12 PKK’lının öldürülmüş olduğu” bilgisinin eksik olabileceğini vurguluyor. Devamla, “Hiç kimse 12 PKK’lı öldü diye düşünmesin. PKK zayiatı çok daha fazladır. Çünkü örgüt ölüleri ortada bırakmıyor. Verdiği kayıp belli olmasın diye alıp götürüyor” diyor.
E. Orgeneralin izahındaki çelişkileri bir yana bırakıyorum. Lâkin üslubunda daha vahim bir yön var… Bir zihniyetin, hissiz, ruhsuz bir “anlayış”ın, anlayışsız bir anlayışın itirafı var: En hayatî meseleleri “sayı” temelinde gören, en önemli konuları kuru istatistikî rakamlarla izaha çalışan bir bakış açısının dışa vurumu… Yani E. Org. Demek istiyor ki; PKK daha fazla “sayıda” zayiat verdi, öyleyse biz galip geldik. Kazandık.
Olay bu mudur?
Gencecik çocukların toprağa düşmesi, anaların gözyaşı dökmesi, ailelerin kahrolması, yüreklerin, ciğerlerin yanması kupkuru istatistiklerle mi izah edilecek?
Bu istatistikler şehit yakınları için ne ifade eder?
Kuşaklar boyu yönetimlerin bakış açısı bu… İstanbul’un, Ankara’nın zirvelerinde oturanlar için en önemli vakalar, şehitler bir istatistik konusu…
Tıpkı işsizlik meselesinde de olduğu gibi…
İktidardakiler, etkili ve yetkililer için, işsizliğin milyonlarla ifade edilmesinin tek anlamı var: İstatistikte bir rakam!
Hangi evlerde, ne fırtınalar kopuyor, hangi yüreklerde kıyamet dalgaları kabarıyor, ne huzursuzluklar, ne ailevî dramlar, elemler yaşanıyor farkında bile değiller.
Rakam… Mühim olan rakam… Azalmış, çoğalmış, başarılıyız, başarıyoruz, yeniyoruz, azaltıyoruz… Vs.vs.vs.
Bir his, bir duygu yok… Ruhsuz, kupkuru gevezelikler…
Böyle bir bakış açısıyla meselelerin çözülmesine, hatta çözüm yolunda bir adım atılmasına imkân var mı?
TEK FARKLI SES
Cumartesi günkü olay üzerine devletin zirvesi her zamanki gibi beylik nutuklarını attı. Hiçbirisi burada tekrarlanmaya değecek kadar bir ağırlık ve değer taşımıyor.
Tek farklı ve insanî ses TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’den geldi. Şahin şunları söyledi: “Her şehit haberinden sonra ‘Allah rahmet eylesin, başınız sağ olsun, vatan sağ olsun, milletimizin başı sağ olsun’ demek adet haline geldi. Bu değerlendirmeler, açıklamalar, vatandaşımızı artık tatmin etmiyor.”
Sayın Başkan’a aynen katılıyor ve kendisini destekliyoruz. Bu sözlerin kıymetlendirilmesini gönülden temenni ediyoruz.
Meclis Başkanının sözleri tam olarak ne ifade ediyor diye düşünmeden karşı çıkmak önyargının önde gidenidir.
Aydın namusu, doğru nereden kaynaklanırsa kaynaklansın sahip çıkmayı, desteklemeyi, yanlış da nereden gelirse gelsin karşı durmayı gerektirir.
Sırf muhalefet olsun diye doğruya eğri dersek hiçbir meselede, en ufak bir ilerleme sağlayamayız.
Bir fasit daire içinde döner dururuz.