- Kategori
- Magazin
Şehrin iki ruhu

Şehirler iki ruhludur. Bir ruhları gündüz çıkar ortaya, öteki ruhu gece. Hemen hemen her şehir bu ikilemi yaşar ve yaşatır. Gündüz başka güzeldir, bakmasını bilene, gece başka. Belediye binasının ön tarafının baktığı caddeyi düşünün örneğin. Gündüz sade ve tek düze bir hali vardır. Sabahın erken saatlerinde, her gün, aynı saatte hep aynı şeyler tekrarlanır durur. Dükkânlar aynı saatte açılır. Aynı alışkanlıkla temizlenir kaldırımlar. Bankaların önünde yine kuyruklar oluşur. Kuyruktakiler değişse bile manzara hep aynıdır. Hep aynı saatte öğrenciler yollara dökülür. Ayakkabı boyacıları yine aynı köşede alır yerlerini. Börekçiden aynı kışkırtan koku yayılır, aç insanların çiğerlerine.
Öğlene kadar hafif bir uyku mahmurluğu, öğleden sonra ise sabaha göre daha çanlıdır cadde. Trafik daha karışmış, insanların daha bir aceleci hali ortaya çıkmıştır. Yemek molası, kahve arası akşam olur. Önce büyük binaların gölgesi düşer caddeye. Sonra vitrin ve sokak lambalarının ışıltısı alır yerini. İkinci ruhu canlanır şehrin ve caddenin. Artık sade gündüz elbisesini çıkarır şehir, gece kostümünü giyer. Araba gürültüsü yerini insan kahkahalarına bırakır. Sinemadan dönen gençler, tiyatro gösterisinden dönen ben yaşlı insanlar, yeni konuklarıdır gecenin. Ara sokaklar karanlıktır. Sarhoş naraları duyulur tek tük. Kediler çöp kutularını karıştırır umursuzca. Şehir uykuya hazırlanır. Sokak lambalarının dışında tüm ışıklar kararır tek, tek. Kediler ve eve dönen akşamcılar kalır sokaklarda. Sokaklar onlara aittir artık, tabii gün doğana kadar.