- Kategori
- Alışveriş - Moda
Semt pazarların da sutyen-don satanlar...

Dün biraz ihtiyaçtan, biraz meraktan, biraz da can sıkıntısından semt pazarımızı gezmek dolaşmak ve alışveriş yapmak gereği hissettim. Havanın da güzel olmasını fırsat bilerek. Bilirsiniz bayanlar çarşı pazar dolaşmayı çok sever ihtiyacı olsun olmasın...
Semt pazarları, sebze ve meyveleri hem uygun fiyat hem de taze olarak bulabileceğimiz cümbüş yeridir.. Sadece yiyecek değil tabi ki ihtiyacına göre arayanın bulabileceği her şey de mevcut.. Özellikle de sosyete pazarlarında..
Giydim eşofmanlarımı, geçirdim ayağıma spor ayakbılarımı aheste aheste girdim pazarın içine.. Bir bağırış bir hengame, kimi elmaya gel diyor, kimi domatese, pırasaya... Hele o ıspanak, marul, salatalık, göbek satan tezgahtakilerin tüm gün ellerinin soğuk suyun içinde olduğunu düşününce zor bir iş pazarcılık diyorum.. Özellikle de kış günlerin de ne zor şartlar altında çalışıyorlar.. Bizlerin sıcak odalarımızda bile üşüdüğü zamanlar onlar sürekli dışarıda karın ayazın ortasında ekmek parası için didiniyorlar kat kat giyinerek...
Bir de pazarlarda kafama takılan tezgahlar cam eşya satan sergilerdir. Risk taşıyan bir sergi.. Her sabah tek tek aç sergile, sonra akşam aynı şekilde tek tek kırmadan topla.. Yada mesela beklenmedik bir hava muhalefeti çıksa aniden, nasıl çarçabuk toparlanır ki o tezgah değil mi?.. Giysi olsun, elma-armut tezgahı olsun hemen hallaç pamuğu gibi yapıp toparlanabilir, fakat o cam eşya tezgahlarının böyle bir şansı asla yok...
Haa en çok eğlendiren tezgahlar bayan iç çamaşırlarının satıldığı tezgahlar.. Satıcılar çıkmış tezgahın ortasına, takmış sütyeni, donu kafasına orasına burasına satacağım diye kendi çapında stand-up gösterisi sergilemekte.. Bir taraftan da şöyle bağırıyorlar "Hanımlar, acımayın kocalarınızın paralarına yiyin çatır çatır".. Gülümseyerek geçip gidiyorsun önlerinden..
Son düzenlemelerle şekle şemale giren balık tezgahları da renkli.. Biraz başında durup alsam mı almasam mı tereddütü yaşıyorsun.. Satıcı bunu farkettiği an ikna çalışmalarına başlıyor..:
- "Verelim Hanımefendi"
- "Şimdi kim ayıklayacak onu?" diyorsun...
- "Ben ayıklarım" diyor...
Bahane hazır ya... Bu sefer de "Eee peki kim kızartacak şimdi.. Ev kokacak, ben kokacağım" diyorum..
Balıkçı benimle başedemeyeceğini anlayınca "Peki ne yapalım siz bilirsiniz" deyip kibarca uğurluyor..
Semt pazarlarında, küçücük tezgahlar da bile pazarlama tekniklerinin uygulandıklarını öğreniyorum.. Mesela aynı cins taze fasülyeyi, aynı tezgahta iki ayrı yere koyarak, iki ayrı fiyat uyguladıklarını söylüyorlar, bu şekilde satışlarını artırdıklarını anlatıyorlar... Buna hile mi denir, pazarlama tekniği mi denir bilemiyorum artık...
Şikayet ettikleri bir konu da semt pazarları genelde ana caddelerde ve mahalle sokaklarında olduğu için, pazarın kurulduğu gün, o semtin çarşısının pazarının trafiğinin alt üst olması, pazarcılar içinde kendi mallarını arabalarından tezgahlara almalarını güçleştiriyormuş...
Mesela bizim semtin camisi pazarının kurulduğu sokakta bulunmakta... Şayet pazarın kurulduğu gün cenaze olursa, bu camiden kaldırılamıyor.. Maltepe Belediye'mize bu konuda büyük tepkiler yağıyor.. Gerçi belediyemiz de bununla ilgili çalışmaları sürdürmekte fakat henüz bir sonuca bağlanamadı sanırım..
Aslında belediyeler her semt için kapalı geniş bir alana ,pazarcıların yemek, tuvalet, ısınma ve çay içme gibi tüm ihtiyaçlarını karşılayacakları imkanlarının bulunduğu mekanlar olarak pazar yerleini düzenleseler kanımca daha sağlıklı olur.. Sadece kapalı olarak uygulma yapılan pazar yerleri mevcut fakat yeterli olmadığını düşünüyorum...
Diyorum ya, zor iş pazarcılık özellikle de kışın, hava erken kararıyor, herkes evlerinde sıcacık yuvalarında yemeğini yemiş keyif yaparken, onlar hala sokaklar da, bu seferde gece yarılarına kadar toplanma telaşı içerisine giriyorlar.. Bunu bu şekilde haftanın yedi günü semt semt doaştıklarını düşününce kazançlarının kat be kat gerçek alınteriyle ve helal bir şekilde kazandıklarını düşünmeden edemiyorum..
Bol kazanç ve kolaylıklar diliyorum..
Resim: Hasan Yorulmaz.