- Kategori
- Kültür - Sanat
Sen çocukluğumdan kalmış bir sızısın!!!

Zaman ilerledikçe çocukluğumun yaşantımda ne kadar belirleyici olduğunu anlamaya başladım. Bütün sorgularımda çocukluğuma dönüyorum. Sevgilerim de, becerebildiysem sevgisizliklerim de temelini hep o küçük kız çocuğunun hatıralarından alıyor... O günlerde yüreğime yakın hissettiklerim, sonraları da hep bir şekilde yaşamımın içinde oldular. Uzak olanlarsa, bu mesafeden hoşnut olduklarımdı, yıllar bu mesafeleri yakın kılamadı…
Nazım Hikmetle, Nazım'ın sanatıyla tanışmam o kadar eski ki çocukluğumun kendimi bilmediğim günlerine denk düşüyor. Hangi şiiriyle sevdim O’nu bilmiyorum. Ama Hiroşima'da ölen o küçük kız çocuğunu anlatan, bu sarı saçlı mavi gözlü adamın çok iyi niyetli olduğuna o günlerde inanmıştım. İyiliği, ölmememiz ya da şeker yiyebilmemiz için imza toplamasından kaynaklanmıyordu. Duyarlılığım, çok erken gelip oturdu yüreğimin orta yerine. İşte Nazım tam olarak anlayamadığım o günlerden bana kalmış bir yürek sızısı, bir yürek alışkanlığıdır…
Bireyselliği hiç öğrenemeyişimiz, O ve onun gibi düşünenlerin mirasıydı bize……
Yaşayamadığımız insancıl hayatlarımıza kazınmış özlem, kaybettiğimiz sevdalılarımız…
Hiçbir sözcüğe sığmayan kördüğümlerimiz, belki çözme cesareti gösteremediğimiz….
Vatan özleminin en acı iç çekişi, hasreti dünya sınırlarını zorlayan…
Yüzünü bile görmediğimiz insanlar için yürek dolusu acı çekebilmenin erdemsel karşılığı…. Çalışkan, onurlu ama fazlasıyla fakir emekçilerin dokuma tezgahlarında, fabrika köşelerinde bıraktığı alınteriydi Nazım….
Özgürlüğe ve aydınlığa aşık bütün dünya halklarının barış elçisi…
Güneş aşıp giderken, ardında bıraktığı umut...
Nazım bu toprakların türküsünü söyledi hep ama ‘Kendi Türküsü’ düne kadar yasaktı bu coğrafyada…
Açlığın ve sefaletin fotoğrafını çekti Nazım…. Bu fotoğraflar insanımızın gerçeğiydi…
Onun şiiri herkes gibi olanların şiiriydi çünkü…
O yüzden dizeleri sınırları zorladı, evrenselliği yakaladı…
Küçük bir kız çocuğu olduğum günler çok geride kaldı… Nazım'ı o küçük kız çocuğuyla tanıştıran babam da yok artık. Ama Nazım ‘ın şiirleriyle büyüyen bir kızım var şimdi …
Ve hayalleri, Nazım’a bir gün bir konser salonundan seslenebilecek kadar gerçek ve güçlü…
Sızılarımız ve hayallerimizse bizi ‘Biz ‘ yapan, Nazım ‘ın ‘Biz’ deki payı büyüktür…