- Kategori
- Aşk - Evlilik
Sen olmasan kim durdurur bu deliyi.

Sen olmasan kim durdurur bu deliyi? Sen gözümün nuru kalbimin sultanısın. Ben daha doğmadan alnıma yazılansın. Sen gül gamzeli sevda çiçeğimsin. Acıyla dolu dünyamda herşeyimsin sen. Seni görmeyince hayatımın her anı keder. Rabbim özenerek yaratmış seni her zerren şaheser.
Yer gök melekler şahidim olsun benim yazım sensin. Dünyalar duysun, adın kalbimde son nefesime kadar dursun. Seni bana yazan Rabbim e şükürler olsun.
Öyle basit bir şey değil ki unutamam seni gamzeni göremezse kim durdurur bu deliyi. İnci tanem neyleyim sensiz? Bendeki fani, bak melekler bile kıskanıyor bizi.
Dert değil cefa değil başka bir şey bendeki. Ferhat, Mecnun ve Kerem anlar artık beni.
Seni çok seviyor ve senden özür diliyorum.
Bunu da beğenmedim dersen
Dayanamadı yasak aşk, hem aşkının hem yeryüzünün, hem tomurcukların üşümesine... Kuşun, kurdun, arının, karıncanın üşümesine. Göze alamadı yeşilin rengini yitirmesine..
İzin verdi tekrar tekbir ruh olmaya......
İkisi de cesaret edemiyordu bu aşka bir rota çizmeye. Korkuyorlardı rota çizmeye kalkarlarsa hiç bir limana varamayacaklarından.
Canım benim senin yokluğunda ruhunu aldım karşıma ve onunla konuştum bugün bir saate yakın... Yokluğunda buluyorum seni ...
Öpüyorum seni... canım, canım, canım.............
Bu özrümün şiirsel hali.........
Yok şiirsel halini beğenmedim dersen, buda özrümün nesir hali.
Kalbimin biricik sahibini kırdım ve bundan çok üzgünüm. Seni üzmek sana acı vermek bana çok ağır geliyor biliyor musun yavrucuğum....
Sana özrümün roman halini yazayım canım.
Fırtınalı bir ilkbahar günleri yaşanıyordu. Kışın etkileri daha yeni siliniyordu yeryüzünden.
Yasak aşk ile gamzeli aşklarını ilkbaharın her yağmuruyla ıslatıp toprağa indiriyor ve sonra aşkları yeşillik olarak yeryüzüne yayılıyordu. Bu fırtınalı ve bol sulu ilkbahar, her yüzünün çehresini değiştirmişti sanki. Çeyizi düzülmüş gelin gibi yapmıştı etrafı. Her yandan çiçekler açıyor, her yana yasak aşk ile gamzelinin aşkının kokusu yayılıyor ve insanlar bu farklı, yer yıldan değişik gelen baharın nedenini merak ediyorlardı. Kimsecikler bilmiyordu ama, bu bahar iki körpe kalbin baharıydı. İki körpe kalbin aşkı yeryüzünü kuşatmıştı.
Ama bazen yasak aşk ile Ayla’nın aşkından efsunlanan yeryüzünü kıştan kalma soğuk hava bulutları kaplıyor ve yeni tomurcuklanan çiçekler üşüyorlardı... Öyle ki insanlarda üşüyor nedenini bilmiyorlardı..
Nedeni yasak aşkın gamzelisini üzmesiydi... Belki nazara gelmişlerdi... Ama sonuçta yasak aşk da, gamzeli de, yeryüzü de üşümeye başlamıştı . Yeni açan tomurcuklar üşümeye başlamıştı.. Yeryüzü büyük bir tehlikeye gidiyordu aslında. Yeşiller rengini yitirmeye başlamıştı..
Hem de hepsinden önemlisi aşkının üşümesıne...
Nihayet yasak aşk aşkının gönlünü alıp tekrar ısıtmak istedi tüm cihanı aşklarıyla. Gamzeli biraz naz etse de aslında oda cidden üşümüştü ve ihtiyacı vardı aşkına.
Aslında ikisi de biliyordu aşklarının sonu yoktu... Vuslat yoktu bu aşkta... Beraberlik mümkün değildi başından belliydi...
Sanki harakiri yapıyordu ikisi de ölüme giden uçağa biniyorlar ve ikisi de zaman zaman bu imkansız aşkı düşünüp kahroluyordu, belki de defalarca tadıyorlardı ölümü...
Rotamı? Ne rotası diyorlardı.. Gemi aşk gemisi olsun da o kendi rotasını çizer zamanla diyorlardı...
Hayalinde tatlı senin gibi off...
Yasak aşktan gamzelisine sevgilerimle............. Kucak dolusu.