- Kategori
- Haber
Sen ona bakma kızım

Bu "Kardeş" e-mailine bakmamış, daha tatilde!...
- Alo…
- Efendim…
- İyi günler kızım. Duydum ki bu gün Ulusal Bilim Olimpiyatları ödülü almışsın, seni kutluyorum.
- Teşekkür ederim efendim.
- Yine duydum ki o törende, Milli Eğitim Bakanımız, seni siyah türbanın ile sahneye çıkmana ve ödülünü de Müsteşar Vekili tarafından verilmesine bozulmuş. Etrafa "Bu olayların tepki aldığını bildiğiniz halde neden izin verdiniz. Bilerek mi yapıyorsunuz" diye kükremiş.
- Evet efendim, ben de duydum. Öyle olmuş.
- Sen kafana takma kızım. Ben Bakanın kulağını çekerim, neymiş öyle kızmak, olur mu öyle şey? Aslanlar (Dişi aslan olsa gerek) gibi çıkacaksın ve türbanınla da ödülünü alacaksın.
- Teşekkür ederim efendim.
- Yalnız, çıkarken keşke başına renkli türben taksaydın. Örnek almadın mı bizim kızlardan ya da diğer ablalarından? Bak ne güzel allı morlu, desenli türban takıyorlar. Hem de moda da yaratıyorlar.
- Bir daha dikkat ederim efendim…
- Okulda da başın örtülü değil mi kızım?
- Hayır efendim, okulda başım açık, sadece ödül töreninde ödül alırken taktım.
- !?...
- !...
- Oldu mu ya şimdi. Neyse, idare ederiz. Okulda da takıyor olsaydın daha anlamlı oldurdu ya, dediğim gibi önemli değil. Hadi, sana başarılar diliyorum.
- Teşekkür ederim efendim.
Yukarıdaki telefon “Muhaberatı” muhtemelen yapılmadı. Ama yapılsaydı hiç de şaşırmazdım.
Efendim, televizyonlarda da “Canlı” olarak izlediğimiz kadarıyla, TÜBİTAK’ın Ulusal Bilim Olimpiyatları ödül töreninde bir ilköğretim öğrencisinin sahneye türbanıyla çıkarak ödül alması, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’i kızdırmış. Bakan, TÜBİTAK Başkanı Prof. Nüket YETİŞ’e, "Bu olayların tepki aldığını bildiğiniz halde neden izin verdiniz. Bilerek mi yapıyorsunuz" diye de çıkışmış!
Televizyonlardan canlı olarak da izlediğimiz görüntü şöyle…
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in katıldığı ve TÜBİTAK’ın (Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu) düzenlediği 12. ve 15. Ulusal Bilim Olimpiyatları ödül töreninde, türbanlı ilköğretim öğrencisi sahneye çıkarak ödül aldı. Benzer başka törenlerde de yaşanan ve tartışma konusu olan bu görüntü bu kez Çelik’i de kızdırdı. Döndü TÜBİTAK Başkanı Prof. Nüket YETİŞ’e, "Bu olayların tepki aldığını bildiğiniz halde neden izin verdiniz. Bilerek mi yapıyorsunuz" diye de çıkıştı. Hem de ağızlarını kapatarak. Gerçi ağzını kapatan TÜBİTAK başkanı idi, Bakan açıktan kükrüyordu doğrusu. Ulusal İlköğretim Matematik Olimpiyatı’nda bronz madalya alan ve sahneye siyah türbanı ile çıkan İstanbul Şefkat Koleji öğrencisi Elif Büşra Doğuş’a ödülünü MEB Müsteşar Vekili Mehmet Temel verdi.
Tam bu sırada görüyoruz ki Bakan “Sözlü” olarak harekete geçiyor ama sözün ilerisinde bir şey yok, töreni sonuna kadar izliyor, öğrenci başı örtülü olarak ödülünü alıyor. Yani, bundan önceki olaylarda olduğu gibi sahneden aşağı indirilmiyor.
Bunun adına ne denilir, bilmiyorum. Ama gördüğüm, Bakan’ın “Her iki tarafa” da baktığıdır. Hem olaya “Anında” fiili tepki göstermiyor, hem de “…Bilerek mi yapıyorsunuz…” diye hava atıyor.
Bakan, “İvedi” kaydı (çok hızlı) ile soruşturma açtırmış.
Kime mi?
O öğrenci oraya gelirken kendisine refakat (eşlik) eden öğretmenlere filan…
Bunlar hep olacaktır. Yetkililer (!) olaylara bakarken iki tarafa birden aynı anda (!) bakmaya devam edecekler.
Ben size yine dostum, Kardeşim Sakir KARPAT’ın (Çok teşekkür ediyorum, bu konuda beni hep besliyor) gönderdiği bir fıkrayı aktarayım da biraz keyfiniz gelsin.
Aslan senelik izne gidecekmiş, izine gitmeden önce "Hareketlidir, ormanı dolaşıp gelince bana rapor verir" diye düşünüp vekâletini tavşana bırakmış.
Bunu tüm hayvanlara e-mail atıp bildirmiş “Tavşan vekilimdir, ona saygısızlık ederseniz geldiğimde hesabını sorarım” diye yazmış.
Tavşan ertesi günü çalımla ormanda dolaşmaya başlamış. Bakmış kurt dereden su içiyor. Yanına yaklaşıp bir parmak atmış. Kurt öfkeyle geriye dönmüş, bakmış ki tavşan, mail aklına gelince lahavle çekip yürümüş.
Biraz daha gitmiş, bakmış fil ağaçtan meyve koparıp yiyor. Ona da yaklaşıp bir parmak atmış. Fil ezmek üzere dönmüş bakmış ki tavşan, mail'i de düşünüp vazgeçmiş.
Biraz daha gitmiş bakmış ayı kovandan bal yiyor. Gidip bir parmak atmış. Ayı bir hışımla dönüp tavşanı yakalamış, bir güzel dövmüş sonra da becerip bırakmış.
Tavşan poposunu tutarak yürürken bir yandan söyleniyormuş: "AYI OĞLU AYI, YİNE MAİLLERİNE BAKMAMIŞ".
Şimdi fıkradan sonra “Ne demek istedin, Aslan kim tavşan kim” filan diye sormayın. Yazı ile fıkra arasında da bağlantı kurmaya kalkışmayın, sonra duman olursunuz. Aslan her zaman aslandır, tavşan da tavşan.
Geri kalanlar da e-maillerini okuyanlar ile okuma zahmetinde bulunmayanlar olarak ikiye ayrılır zaten.
Örneğin; daha e-maillerine bakmayan medya var bu konuda…
13 ARALIK 2007