- Kategori
- Deneme
Sen suçlusun kardeşim!

sahte yüzler
Öncelikle bu yazıya nasıl başlayacağım bilemediğimi belirteyim. Umarım ilham meleğim bana yardım eder. Ne yazacağım, nasıl yazacağım derken bir şey takıldı aklıma: Hayat… Hepimizin aklına takılan kelime bu değil midir? Aslında aklımıza takıldığı andaki alıp verdiğimiz nefesin ta kendisidir hayat… Elbette sadece nefes almak değildir hayat. İnsanların sürekli daha iyisine sahip olmak için çabaladığı, hatta yeri geldiğinde hırs yaptığı bir olgudur. Tabii herkes en iyisine sahip olmak ister ama bunu herkes elde edemez. Kimisi gerçekten hak ederek sahip olur, kimisi ise başkasının haklarını gasp ederek alır o muhteşem hayatları... Kimisi para için yaşar, kimisi ise yaşamak için paraya ihtiyaç duyar.
Ben paranın geçerli olmadığı bir dünya hayalindeyim. Benim gibi düşünenler elbet vardır. Aynı para, bir insanın bir akşam yemeği iken diğerinin aylık maaşı ise kim sever böyle dünyayı... Küçükken anlamazdım böyle şeylerden; borsanın düşmesi, doların çıkması bana bir oyun gibi gelirdi mesela. Bu, gerçekten de bir oyundur aslında. Güçlülerin dünyayı yönettiği, güçsüzlerin eli kolu bağlı bir şekilde yönetildiği bir oyun… Güçsüzlerin buna ağzını açıp tek kelime etmeye cesaret edemediği, ‘sözde’ güçlülerin kendini dünyanın sahibi zannettiği kirli bir oyun… Bu oyunun kazananı, kaybedeni ta başından belli. Ama kazananın nasıl kazandığına gelince hiçbir sorgulama yok; o, hemen el üstünde tutulur, pohpohlanır. Ama bilinmez ki kazananın bu oyunu kazanmak için ne türlü çarklar döndürdüğü, türlü türlü hileler yaptığı...
İşte bilgisiz bir toplum da araştırmaz ‘kazanan’ın nasıl kazandığını, işine gelmez araştırmak. Sanki daha önemli işleri varmış gibi... Tembelliğe vurur. Bu kirli oyuna bizzat kendisinin katkı sağladığını anlamaz ya da katkı sağladığı şeyin kirli bir oyun olduğunu kestiremez. Nerden kestirsin ki?.. Onun da bir suçu yok. Onu cahil bırakıp kendisine kul ettiren düzen sayesinde hiçbir şekilde uyanmaz. Kimse de onu bir türlü uyandıramaz. O, tatlı tatlı mışıl mışıl uyurken etrafında neler dönüyor, ne oluyor diye de bakmaz; güvende olduğunu zanneder. Rüyasında böyle fır fır kelebekler, ötüşen kuşlar görür. Bir gün bir gürültüyle uyanır. Bir bakmış; kuşlar vurulmuş, kelebeklerin kanatları kopmuş. O kelebeğin ömrü bir gün değil miydi zaten, değer miydi kanatlarını kaybetmesine? Varsın uçsun, zaten bir gün uçacak. Bırakın o kuşlar da ötsün, bu dünya üzerindeki eşsiz melodileriyle cıvıldaşsın. Uçanları vurmasınlar, kanatlarını koparmasınlar… Ama uyursan tabii vururlar, tabii koparırlar!
Uyumasaydın kardeşim! Bu kirli oyuna alet olmasaydın! Bu çarkı döndüreceğine ona çomak soksaydın! O zaman vurabilirler miydi, cesaret ederler miydi buna? Sen suçlusun kardeşim! Sen… Hayır, şimdi ağlama! Sakın ağlama karşımda böyle!..