Seni satanı sen de sat! Sat sat.... / İş Yaşamı - Kariyer / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '08

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
 

Seni satanı sen de sat! Sat sat....

Seni satanı sen de sat! Sat sat....
 

http://tr.wikipedia.org


Şirket yemeklerine mümkünse katılmayın diyeceğim ama.......

Emir büyük yerden olunca ne mümkün!

Bu yemekler ne için yapılır.

Motivasyon için?

Çalışanlara birlik, beraberlik duygusunu aşılayabilmek için?

Kutlama için?

Hadi......

Bu kadar saf olamazsınız....(!)....(Pardon)

Sinirlendiniz şimdi!

Kurtla, kuzu.

Aslan ile ceylan ne zaman bir araya gelir?

“Kurdun ve Aslanın karnı tok olduğu zaman” diyen ilk kişiyi çıkartırım sınıftan...

Tamam, ben söyleyeyim.

Şirket yemeklerinde(!)

***

Masa oturum planları önceden yapılır. Kimin kiminle yan yana düşeceği belirlenir.

Beş yıldızlı otelin kapısından içeriye girersiniz, en yakın aynada kılığınıza kıyafetinize son kez bakarsınız..

Görevliye yemek için geldiğinizi söyler size eşlik etmesini rica edersiniz.

Hoş; otelin her yeri çalıştığınız şirketin isminin yazılı olduğu ok işaretleri ile doludur ya neyse!

Kapıda şirketten, büyük ihtimalle insan kaynaklarından biri sizi karşılar..

Sizi alıp Genel Müdürün masasına götürürse, bilin ki hapı yuttunuz..Örümcek ağının en kaçılmaz yerine düştünüz...

Genel Müdür sizinle neden aynı masada oturmayı istemiş olabilir?

Sizi çok sevdiği için?

Çalışmalarınızdan dolayı tebrik etmek için?

Hadi daha iyimser bir şey bulalım; terfi ettiğinizi kulağınıza fısıldamak için?

Amiriniz hakkında sorular sormak için?

Sizin hakkınızda kafasında oluşan soru işaretlerini çözmek için?

Kim bilir belki de hepsi için!

***

En sempatik gülüşünüz, en masum bakışınızla “ merhaba” der, Amerikanvari bir şekilde müdürünüzle toka yaparsınız.( Kolunu koparacak gibi)

O masada bacak bacak üstüne atmak ne mümkün, sandalyenin ucuna ilişirsiniz.

Ordövr tabaklarındakilere bakarsınız, Müdür yemeğe başlamadan hiçbir şeyi ellemezsiniz.

Garson gelir, ne içeceğinizi sorar.

Bu an gecenin kopma noktasıdır.

Genel Müdür rakı ister... Sizin de ona uymanız uygun düşer...

Ben de rakı içerim derseniz ki demeyin... Gripin’ i yutarsınız ( Ne kocaman haptır o Yarabbi)

Ayran, kola vesaire içerseniz biraz sonra Müdür yanınızdan kalkar başka masaya geçer..Sizden iş çıkmayacağını anlamıştır, ya takibe aldığı fingirdek bir bayanın masasına gider, ya da listesindeki ikinci kişinin yanına çöreklenir.

Biz aynı masada oturduğunuz ve alkol aldığınız hipotezinden kaldığımız yerden devam edelim.

Fingirdek bayanla Genel Müdürün arasındaki diyalogları yazmak daha keyifli olur, masa altı çalışmalarını anlatmak hikâyenin kesinlikle akılda kalmasını kolaylaştırır ya neyse...(!)

***

Kocaman bir yetmişlik gelir masaya, korkutucudur.. “Hepsini biz mi içeceğiz bunun?” diye düşünürken.

Babacan efendi sakiliği kendi yapar, rakı bardağınızda su için iki parmak boşluk bırakır.

Su rakının sadece rengini değiştirmiştir.

Bardakların birbirine vurduğu anda çıkarttığı sesten sonra ilk yudumu alırsınız..

İçinize bir kor düşer, arkadan suya dayanırsınız..Biraz beyaz peynir...

İlk yarım saatte birinci duble biter..

Yan masalarda oturan arkadaşlarınızın kıskanan gözlerini fark edersiniz, keyiflenirsiniz.

İkinci dublenin sonunda anlamadan bacak bacak üstüne atmışsınızdır.

Ceket çıkar iskemlenin arkasına konur, kravat gevşetilir.

Sahnedeki sanatçıya eşlik edilmeye başlanır. Bazı şarkıları bilmiyorsunuzdur ama olsun!

Üçüncü dublede kravatta çıkmıştır artık, gömleğin kolları katlanmıştır..Dudaklarda garip bir tebessüm vardır...

Eşiniz arar..

Müdürün duyabileceği bir ses tonu ile;

Sen yat beni bekleme!” denir.

***

Üçüncü dublenin ortalarında Genel Müdür kolunu omzunuza atar, “ anlat bakalım” der “ işler nasıl?”

Soruyu derine girmeden atlatmaya çalışırsınız...

- Nasıl olsun Müdürüm bildiğiniz gibi....

O deşer.

— Geçen seneye oranla kötü gidiyorsunuz.

- Rakip firmaların yaptığı vadeler ve ıskontolar inanılmaz..

— Sizden vade talebi gelmedi bana!

— Biz İsmail Bey’e yazdığımız raporlarda sürekli anlatıyoruz... Hatta konu ile ilgili bir projem vardı.. Geçen ay verdim, olumlu ya da olumsuz geri dönülmedi!

— Senin mi o proje? İsmail kendi imzası ile verdi bana!

Burada yaşanılan hayal kırıklığını uzun uzun anlatmanın gereği var mı?

Bence yok...

Olayın kurmaca olduğunu ayran içen bir çalışanın anlaması kuvvetle muhtemel ama unutmayın siz tepeleme doldurulmuş üç bardak rakı içmiş yavru bir ceylansınız, üstelik aslanın kucağında oturuyorsunuz.

Kural işler bu durumlarda; seni satanı sen de sat!

— Müdürüm yeminle o proje benim.

— Ben anladım zaten İsmail’le on beş yıldır çalışıyorum. Tarzını bilirim..

— Müdürüm bir şey söyleyeyim mi? Aramızda kalsın

- ........................

— Sekreter Berna var ya!

- Evet..

— İsmail Bey ona ev tutmuş,

- Hadi canım!! İsmail evli!!

— Onu diyorum evli işte kitapsız...

- Vay edepsiz vaaaaaaay !!

- Ayrıca rakip firmalara bilgi sızdırdığından da şüpheleniyorum.. Ne yaparsak onlar bizden daha önce yapıyor farkında değil misiniz?

- Şimdi taşlar oturuyor yerineeee..... Sana bir şey soracağım sen bu İsmail’in işini yapabilir misin?

— Elli tanesini cebimden çıkartırım...

***

Adı üstünde şirket yemeği..

Her şey iyi güzel ama atladığınız bir detay var...

Genel Müdür ve İsmail Bey okuldan arkadaş....(!)

Nerden bileceksiniz değil mi?

***

İşin aslı şudur; İsmail Bey hazırladığınız projeyi Genel Müdüre vermiştir.. Çalışmayı çok beğenen Müdür sizinle laflamak, babadan kalma yöntemlerle ileride işine yarayıp yaramayacağınızı ölçmek istemiştir...

Unutmayın; Herkes yanında güvenebileceği insanlar ister!

 
Toplam blog
: 1280
: 1114
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..