Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '13

 
Kategori
Futbol
 

Şenol Güneş'e yakışmayan açıklama.

Şenol Güneş'e yakışmayan açıklama.
 

TSYD  nin 50. yılı Sporun Zirvesi Panelinde konuşan Şenol Güneş;

Futbolda etik değerlerin yerle bir olduğu bir dönemin yaşandığını, futbol dünyasını tatmin edecek bir ölçünün yakalanmadığı savundu. Kanuna rağmen futbolda şiddetin de hala devam ettiğini belirten Şenol Güneş, 'Hani şiddet ne oldu- Devam ediyor. Kanun da var, uygulama yok. Uygulamayı da doğru düzgün yapmıyorsun. Zaten orada kaybettik davayı biz. Biz başta davayı kaybettik. Düğmenin ilkini yanlış bağladık, arkasından bağlamaya çalışıyoruz. Zaten ilki yanlış' diye konuştu.

Gerek sporculuğunda gerekse teknik direktörlük yıllarından bugüne kadar pozitif yönüyle tanıdığımız Şenol Güneş' in en son açıklaması kendisine yakışmadı.

Kendisine yakışmadı ancak şu günlerin şiddet ve nefret içerikli gündemine de pek aykırı gelmedi.

Fenerbahçe ile Trabzonsporun dostluğu bitmiştir. 50 yıl geçse bile düzelmez ana başlığı altında yapılan açıklama ve fikir beyanı kendisine yakışmadığı gibi geçmiş söylemleri ile de çelişmektedir. Bu açıklamanın hiç bir şeye katkısı olmayacağı gibi tam tersine çok olumsuz sonuçlarınında olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Futbolun baş aktörlerinden taraftarları harekete geçirenler, oyuncular, yöneticiler, basın ve teknik sorumlulardır. Bence taraftarları bir tarafa, takım oyuncu ve yöneticileri diğer taraf koymak gerekir. Çünkü birbirlerini etkileyen unsurlar bunlardır. Taraftarlar arasında giderek artan şiddet söylemi ve eyleminin nedeni, oyuncu yönetici ve teknik direktörlerin diğer klüplere yönelik  şiddet çağrıştıran veya suçlu gösteren söylemleriyle artış göstermektedir.

Durum böyle iken rakip taraftarlara yönelik nefret duygularını daha da artıracak  Dostluğumuz 50 yıl düzelmez şeklindeki sözler ateşe körükle gitmek değil midir.?

Süper ligde ikinci yarının başlamasına sayılı günler kala radikal ama olumlu davranışlara ihtiyacımız vardır. Eğer şiddetin azalmasını istiyorsak eğer teknik direktörler kendi oyuncularını karşı takımın aşırı nefret söylemi ve küfür içeren söylemleri ile motive etmeyi düşünmüyorlarsa radikal kararlar şarttır.

1461 Trabzonspor -Fenerbahçe arasında oynanan kupa maçında rakip takım taraftarlarının küfürlü tezahüratları ve sahaya atılanlara karşılık Fenerbahçeli oyuncuların bunlar bizi daha çok motive ediyor şeklindeki demeçlerinin analizi gerekiyor.

Bir derbi maçı öncesi teknik direktörün soyunma odasına oyuncularına taktik yerine rakip oyuncuların kendileri ile ilgili dalga geçen aşağalayan sözlerinin bulunduğu gazete haberiyle oyuncularını motive etmesi nefret duyguları ile kazanmaya yönelik aşırı şartlandırma yapması spor ruhu ile bağdaşabilir mi.? Hadi çıkıp sizi aşağılayanlara derslerini verin diyerek sahaya sürmesi ve maç sonunda da bizi rakip takımın şu sözleri motive etti. Hepimiz şartlandık. İnandık ve işte yendik diyerek demeçler vermesi taraftar için giderek artan karşı nefret ve şiddet tohumlarını ekti yıllarca. Spor gazeteleri adı altında çıkan ucubeler daha fazla tiraj için neler yazmadılar neler yapmadılar ki. Bugün bile ismi ve logosu direkt hakaret ve küfür çağrıştıran sözüm ona spor gazetesi varken sporda şiddetin kin ve nefterin azalacağını kimse hayal etmesin.

Bu vahim duruma bir de şenol Güneşin hiç beklenmeyen ve dostluk yerine düşmanlığın devam edeceğine olan inancını belirten açıklaması aslında şaşırtıcı olmamıştır. Sadece kendi kişiliği ve bilinen sportmenliğine yakışmamıştır.

İlk derbi maçında rakip takım oyuncularını veya taraftarlarını bizzat kendisinin karşılayacağını söyleyebilse maç öncesi maç sonrasında birlikte uğurlayabilse hem ezber bozan bir tavır sergilemiş olur hem de taraftarlarının nefretini sınırlamış veya azaltmış olmaz mıydı?

Bugün dostluğun 50 yıl daha sürebileceğine inanan Şenol Güneş bundan yıllarca önce kendisine Fenerbahçe Teknik Direktörlük görevi teklifini son anda gerçeğe dönüşmemesini unutmamalı.

Hiç bir teknik direktör rakip takımda da kendisi gibi sorumluluklara sahip bir meslektaşının olduğunu unutmamalı. Empati yapmalı ve yanlışı değil haklıyı ve doğruyu savunmalı. Yanlış kendi tarafından da geliyorsa buna cesaretle yanlış diyebilmeli ve karşı koymalı.

Bugün Beşiktaş  Kulüp başkanının taraftarlar arasında yıllardır süren gerginliği bitirebilmek için Bursaspor klübünü ziyaret etmesi anlamlıdır ve değerlidir.. Basın bu olaya daha fazla yer vermelidir. Ziyaret sadece ziyarette kalmayıp Bursapor ve BJK nin ilk lig maçında yöneticiler ve oyuncular hep birlikte dostluk içinde hareket ettiklerinde bu olumlu havanın taraftarlara yansımaması düşünülemez. Beşiktaş klübü başkanı tam aksine bir tavır ile bizde Bursaspor taraftarlarını kendi sahamızda görmek istemiyoruz deseydi bunun kime ne katkısı olacaktı. Tam aksine bunun nefreti dahada artıran bir geleceğin habercisi olmayacak mıydı. Ama kolayı değil zor olanı ve doğru olanı seçen Fikret Ormana destek olunmalı diye düşünüyorum.

Bugün söylenen sözler taraftarlar arasında mutlaka olumlu ya da olumsuz karşılık bulur. Şiddet ön plana çıkar ya da fair play. Bugünden anlayamadığınız eylemlerin köklerini geçmiş sözler ve demeçlerde aramak lazımdır. Basının sadece farklı ve marjinal bir demeç alabilmek için ısrarla klüp başkanlarına ya da oyunculara tuttuğu mikrofoonlar nazikçe geri çevrilmelidir.

Taraftarlar harekete geçmek için bekleyen fitili ateşlenmemiş bomba gibidir. Onlara ne yönde hareket edecekleri etkisi dışardan gelmektedir. Bu etki olumsuz olursa bombalar patlayacaktır ve şu anda da patlamaya devam etmektedir. Ancak basın, teknik direktörler ve yöneticiler  taraftarlardan şikayet etmektense onları pozitif davranışlara yönlendiremedikleri için kendilerini sorgulamalıdırlar. Taraftarların şiddet eylemlerinin, küfür söylemlerinin kendiliğinden oluşmadığının bilinmesi gerekiyor. Teknik direktörler ve yöneticiler olumsuz yönde konuşarak taraftarlardan olumlu davranış bekleyemezler. Basın toplantısında rakip klübe deyim yerinde ise taş atanlar kendi taraftarlarının gül atmasını beklemesinler.

Son olarak bir Teknik direktör olarak çok sevdiğim Şenol Güneş in hiç unutamadığım sevincinin 2002 de ki çeyrek final maçında Senegal i 1-0 yendiğimiz maçtan sonraki sevinci olduğunu belirtmek istiyorum. Altın gol den sonra sahaya koşarak girmesi ve çocuklar gibi tamamen içten sevincini yansıtması benim için çok değerli bir zafer sahnesi ve mutluluğun karesidir. Kendisinin bu sevinçlerini tekrar yaşamasını dilerim. Ancak bu taraz söylemlerle mi buna ulaşabilir yoksa başka bir şekilde mi.? Bunu da sorgulamasını beklerim.

 
Toplam blog
: 96
: 648
Kayıt tarihi
: 12.08.08
 
 

Karadenizliyim. İzmir' de yaşıyorum.  Dünyanın tek bir ülke  olduğuna inanarak  bütün insanların ..