- Kategori
- Güncel
Serdar Ortaç'ın özrü barış sürecine katkı sağlar mı?
Star TV'de yayınlanan Popstar Alaturka isimli yarışmada Bülent Ersoy, Orhan Gencebay ve Demet Akalın ile birlikte jüri üyeliği yapan Serdar Ortaç, yarışmaya Bulgaristan'dan katılan İsmail isimli yarışmacının seslendirdiği şarkının ardından klasik değerlendirmelerinden birini yaptıktan sonra daha önemli bir konuya da değindi.
Geç kalmış bir günah çıkarmaydı. 10 Şubat 1999 tarihinde yapılan Magazin Gazetecileri Derneği Ödül Töreni'nde Ahmet Kaya'nın konuşmasının ardından aralarında kendisinin de bulunduğu bir grubun sanatçıya çatal ve bıçak fırlatması olayını hatırlatarak kendi adına özür diledi Serdar Ortaç.
Kuliste Orhan Gencebay'ın kendisine ders niteliğinde birkaç şey söyleyerek 36 etnik kökenin bir arada yaşamasından bahsettiğini belirten Serdar Ortaç yıllar önceki o olayda gaza geldiğini itiraf etti. Anadiliyle şarkılar söyleyemeyen bir halktan kendi adına özür diliyordu Serdar Ortaç. Çocukluğundan beri kendine öğretilen statükocu anlayışa kendini kaptırmıştı o da. Bu yönüyle değerlendirdiğinizde o milliyetçi reaksiyondan vazgeçip aklıselim bir çizgiye geçmiş bir adamın erdemli tutumunu görüyoruz. Bir Serdar Ortaç dinlemeyeni olarak bu sağlıklı düşüncesinden dolayı kendisini tebrik etmem gerekiyor.
Söz konusu talihsiz gece, bu ülkede yaşayan Kürtlere ‘seçkin’ Türklerin bakışını da göstermişti. Kürtçeye yönelik toplumsal alerjinin üst düzey boyutlarıydı.
Bir Kürtün kendi kimliğini ifade etmesinden rahatsız olmak, yıllar boyunca kafadan kafaya aktarılmış bir sorunumuzdu. Çünkü “ne mutlu Türküm diyene” idi. Her halkın tek ulus altında birleşmesini önermek, Orhan Gencebay’ın Serdar Ortaç’a kuliste söylediği sözlerde kendisine hatırlattığı 36 etnik kökeni reddetmekti aslında. Asimile etmenin kansız yöntemiydi. Direnenler içinse kanlı yöntemler uygulamaktan çekinilmeyecekti.
Serdar Ortaç’ın özür dilemiş olması, süreci halkın anlaması adına güzel sonuçlar doğuracaktır. Ancak başka bir açıdan baktığımızda, süreci desteklemenin popüler olmak adına güzel bir eylem olduğunu da görebiliriz. Hatta O Ses Türkiye’de Ahmet Kaya’nın benzeri bir şarkıcının birinci yapılmasıyla başlayan, Ahmet Kaya’dan ve Kürtlerden özür dileme gelişmelerinin samimiyetini gölgeleyen bir popülerleşme sürecinden de bahsedebiliriz. Tüketim toplumunun televizyonlar yoluyla tükettiği her şeyin bir parçası olamayacak kadar ciddi bir meselenin bu hengâme içinde tekrar eski çözümsüzlüğüne dönmesi gibi bir tehlike içine girebiliriz. Dolayısıyla Serdar Ortaç’ın açıklamaları, tıpkı O Ses Türkiye yarışmasında Ahmet Kaya atağı gibi bir yapımcı müdahalesi olabilir.
Şimdi yazının iyimser yönüne tekrar dönelim. Velev ki öyle… Netice itibariyle Serdar Ortaç cesur bir açıklama yaptı. Genel bir dinleyici kitlesine sahip biri, belki de hayranlarının önemli bir kısmını sinirlendirecek bir açıklama yapmış oldu. Çünkü konu her ne kadar popüler olsa da genel milliyetçi reaksiyonu hala sert ve saldırmaya açık bir pozisyonda durmaya devam ediyor. Bu konuda yapılan her olumlu açıklamayı cesur olarak değerlendirmemiz için önemli bir sebep bu. Ayrıca bu derecede ünlü insanların böyle bir süreçte barışa katkı sağlayacak açıklamalar yapması, kitleleri de olumlu etkileyecektir.
Serdar Ortaç’la ilgili dinlemeyen insanlarda bir önyargı vardır. Ben müzik konusundaki beğenileri eleştirmemeye gayret ederim. Ama ben de dinlemeyi tercih etmem. Ancak söylediği sözler, dinlemeyi tercih edeceğimiz türden. Önyargıyla bakılan popüler bir adamın, kendi önyargılarını kırışı ve özür dileme erdemi takdiri hak ediyor.
www.twitter.com/dgnozcn