- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Ses getiren gazeteci Erdal Çetin 'sessizce' öldü

Erdal Çetin, gergin, hırslı, hızlı ve düzgün bir gazeteciydi...(Gazeteci İsmet Solak)
"Ses getiren gazeteci 'sessizce' öldü" başlığı ile bugünkü Hürriyet'te İsmet SOLAK imzalı bir yazı vardı. Yazı ölen gazeteci Erdal Çetin'i anlatıyordu. Bu yazı Yalçın Bayer'in "Yeter Söz Milletin" köşesindeydi.
Yalçın Bayer, İsmet SOLAK'ın yazısını köşesine almasaydı, gazeteci Erdal Çetin'in ölümünden benim de haberim olmayacaktı. Gazeteciler yeryüzünün kahramanlarıdır. Savaşmadan savaş meydanlarında ölürler... Haber peşinde koşarken ölürler... Göze batarlar... Akla, göze, mantığa, sağduyuya, uyanışa hitabederler... Kalemlerini adam gibi kullananlar; halkın gözü, kulağı, aklı, umudu olurlar... Korkutulurlar, sindirilirler, işlerinden edilirler; satın almaya çelışılırlar, kalemlerini kıramazlar; ama öldürülürler...
Bir sevdadır gazetecilik; cesaret ve umut yüklüdür... Kılıçtan keskindir kalemleri gazetecilerin; insanın insanlaşması için tüketirler ömürlerini...
Her kuşağın sevdiği ve sürekli olarak okuduğu gazeteciler vardır. Bunlar zamanla aileden biri olurlar; biz onları tanımasak ta... Bir düşünce ordusunun önde giden komutanı gibidirler... Onlar yazdıkça; onlar yılmadıkça onların okuyucuları umutlarını diri tutarak yaşarlar. Gazeteciler umut taşırlar...
Ses getiren gazeteci Erdal Çetin sessizce öldü...
Ölümün sesi olur mu?!..
Demek ki ölümün de seslisi, sessizi oluyormuş...
"Erdal Çetin, gergin, hırslı, hızlı ve düzgün bir gazeteciydi... Her haberi, her yazısı ses getirirdi. Ama onca acılar çektikten sonra sessizce öldü.
1960'lı yılların ilk yarısında, Ankara'daki Son Baskı Gazetesi'nde mesleğe adımını attı. Bir süre Dünya Gazetesi'nde muhabirlik yaptı. Hürriyet Haber Ajansı'nın Samsun ve Diyarbakır bürolarında uzun yıllar şeflik yaptı. 1973 yılı başında Teoman Erel ile birlikte ANKA Ajansı'na geçti. Ajansın hızla büyüdüğü döneme damgasını vuranlardan biriydi. O dönemde ANKA çalışanlarının bir başka özelliği daha vardı: ANKA içinde habercilik yapanlar, gazetelerde köşe yazarlığı da yapıyorlardı. Altan Öymen Cumhuriyet'te, Örsan Öymen önce Günaydın'da sonra Milliyet'te, Teoman Erel Günaydın'da, Uğur Mumcu ve Müşerref Hekimoğlu Cumhuriyet'te İsmet Solak ve Ahmet Tan Politika'da, Erdal Çetin Yeni Ortam'da köşe yazarlığı yapıyorlardı. Yahya Demirel'in 'hayali mobilya ihracatı' ile ilgili ilk yazıyı Erdal Çetin yazmıştı.
Erdal Çetin, İstanbul'a geldiğinde de önce Tercüman ve Bulvar gazetelerinde, daha sonra da Sabah ve Milliyet'te çalıştı.
Bu sırada ilk eşini beyin ameliyatı sonrasında yitirdi. Oğlu Yavuz'a kendini adadı. Ama bir saz virtüözü olarak ün yapan Yavuz Çetin, en fazla dinlenen rock'çı olduğunda bir bunalım sonunda Boğaz Köprüsü'nden atlayarak intihar etti. Erdal Çetin, gazetecilik yılları ile ilgili anılarını yakın arkadaşı gazeteci İbrahim Hitay ile iki kitapta topladı.
Son yıllarda içine kapanan Erdal Çetin, gazeteci gibi bir gazeteci olarak sessizce gitti.
Henüz altmış yaşındaydı... Cenazesi dün İstanbul'da toprağa verildi." (İsmet SOLAK; Hürriyet 23 Ağustos 2008 Cumartesi)
İyi bir yazar olmak zor iştir; hele de iyi bir gazeteci olmak daha da zordur. İyi bir gazeteciyi; gazeteci Erdal Çetin'i yitirdik... Yiğit ölür de şanı kalır misali; gazeteci ölür; kalemi ve o kalemiyle yazdıkları kalır.
Zaman eski zaman değil artık... Ömür uzun çok şükür; kalem bol, adam da bol... Ama kalem adam gibi adamların elinde anlam kazanır; yoksa öbür türlü toprağı çiziktiren bir çöp olur eldeki kalem ve o çizikler de rüzgarda, yağmurda yokolup gider... Adam gibi adamların yazdıklarıysa hep kalır....
fot.www.hizligazeteci.com
Yalçın Bayer, İsmet SOLAK'ın yazısını köşesine almasaydı, gazeteci Erdal Çetin'in ölümünden benim de haberim olmayacaktı. Gazeteciler yeryüzünün kahramanlarıdır. Savaşmadan savaş meydanlarında ölürler... Haber peşinde koşarken ölürler... Göze batarlar... Akla, göze, mantığa, sağduyuya, uyanışa hitabederler... Kalemlerini adam gibi kullananlar; halkın gözü, kulağı, aklı, umudu olurlar... Korkutulurlar, sindirilirler, işlerinden edilirler; satın almaya çelışılırlar, kalemlerini kıramazlar; ama öldürülürler...
Bir sevdadır gazetecilik; cesaret ve umut yüklüdür... Kılıçtan keskindir kalemleri gazetecilerin; insanın insanlaşması için tüketirler ömürlerini...
Her kuşağın sevdiği ve sürekli olarak okuduğu gazeteciler vardır. Bunlar zamanla aileden biri olurlar; biz onları tanımasak ta... Bir düşünce ordusunun önde giden komutanı gibidirler... Onlar yazdıkça; onlar yılmadıkça onların okuyucuları umutlarını diri tutarak yaşarlar. Gazeteciler umut taşırlar...
Ses getiren gazeteci Erdal Çetin sessizce öldü...
Ölümün sesi olur mu?!..
Demek ki ölümün de seslisi, sessizi oluyormuş...
"Erdal Çetin, gergin, hırslı, hızlı ve düzgün bir gazeteciydi... Her haberi, her yazısı ses getirirdi. Ama onca acılar çektikten sonra sessizce öldü.
1960'lı yılların ilk yarısında, Ankara'daki Son Baskı Gazetesi'nde mesleğe adımını attı. Bir süre Dünya Gazetesi'nde muhabirlik yaptı. Hürriyet Haber Ajansı'nın Samsun ve Diyarbakır bürolarında uzun yıllar şeflik yaptı. 1973 yılı başında Teoman Erel ile birlikte ANKA Ajansı'na geçti. Ajansın hızla büyüdüğü döneme damgasını vuranlardan biriydi. O dönemde ANKA çalışanlarının bir başka özelliği daha vardı: ANKA içinde habercilik yapanlar, gazetelerde köşe yazarlığı da yapıyorlardı. Altan Öymen Cumhuriyet'te, Örsan Öymen önce Günaydın'da sonra Milliyet'te, Teoman Erel Günaydın'da, Uğur Mumcu ve Müşerref Hekimoğlu Cumhuriyet'te İsmet Solak ve Ahmet Tan Politika'da, Erdal Çetin Yeni Ortam'da köşe yazarlığı yapıyorlardı. Yahya Demirel'in 'hayali mobilya ihracatı' ile ilgili ilk yazıyı Erdal Çetin yazmıştı.
Erdal Çetin, İstanbul'a geldiğinde de önce Tercüman ve Bulvar gazetelerinde, daha sonra da Sabah ve Milliyet'te çalıştı.
Bu sırada ilk eşini beyin ameliyatı sonrasında yitirdi. Oğlu Yavuz'a kendini adadı. Ama bir saz virtüözü olarak ün yapan Yavuz Çetin, en fazla dinlenen rock'çı olduğunda bir bunalım sonunda Boğaz Köprüsü'nden atlayarak intihar etti. Erdal Çetin, gazetecilik yılları ile ilgili anılarını yakın arkadaşı gazeteci İbrahim Hitay ile iki kitapta topladı.
Son yıllarda içine kapanan Erdal Çetin, gazeteci gibi bir gazeteci olarak sessizce gitti.
Henüz altmış yaşındaydı... Cenazesi dün İstanbul'da toprağa verildi." (İsmet SOLAK; Hürriyet 23 Ağustos 2008 Cumartesi)
İyi bir yazar olmak zor iştir; hele de iyi bir gazeteci olmak daha da zordur. İyi bir gazeteciyi; gazeteci Erdal Çetin'i yitirdik... Yiğit ölür de şanı kalır misali; gazeteci ölür; kalemi ve o kalemiyle yazdıkları kalır.
Zaman eski zaman değil artık... Ömür uzun çok şükür; kalem bol, adam da bol... Ama kalem adam gibi adamların elinde anlam kazanır; yoksa öbür türlü toprağı çiziktiren bir çöp olur eldeki kalem ve o çizikler de rüzgarda, yağmurda yokolup gider... Adam gibi adamların yazdıklarıysa hep kalır....
fot.www.hizligazeteci.com