- Kategori
- Kitap
Sevdalım Hayat- Zülfü Livaneli

http://www.ilknokta.com/urun/56748/Sevdalim-Hayat--Zulfu-Livaneli.html
"On parmağında on marifet" deyimine tıpa tıp uyan başka kaç kişi vardır ki yeryüzünde? San'at dersen san'at,
siyaset dersen siyaset, sinema dersen sinema, müzik dersen alası; gazetecilik, felsefe, edebiyat, kültür elçiliği. Yaptığı her işte başarı sağlamış Zülfü Livaneli, ama bana sorarsanız her zaman ille de "Müzik Adamı Livaneli, derim...
Siyaset ona uygun değildi, fazla insancıl ve barışsever. O iş biraz kıvraklık ister, nabza göre şerbet hazırlamak gerek. Kültür-edebiyat da bir derece yakışıyor, ama okuyanı az olan bir memlekette ne derece iş yapar malum.
Müzik öyle değil, gümbür gümbür söyler, gümbür gümbür dinlenir. Stadyum konserleri meşhurdur, yurtiçinde ve yurt dışında. Şarkıları hala taptaze, hala gündemde, yaşlısı genci tanır tınısından.
"Akasya kokan gecelerde
Türküler söyleyip dolaşırdın sen
Birer birer dökülen hecelerde
Kendi yüreğinle yarışırdın sen
Sağ olsun uçan kuşlar
Çiçeğe durmuş ağaç
Yaşasın sevdalılar
Sevdalım hayat"
.....
Daha niceleri; Hey Özgürlük, Yiğidim Aslanım, Karlı Kayın...say say bitmez.
****
Livaneli'nin okuduğum 3. kitabı bu. Mutluluk ve Leyla'nın Evi, diğerleri.
Kitap, Anı türünde. Yazar, hakkında şimdiye dek bilmediğimiz ya da yanlış bildiğimiz birçok konuyu sade ve samimi bir dille anlatmış. Çoğumuz onu Elazığlı bilirdik, meğer Artvinliymiş. Yine tarzından dolayı Alevi sanırdık, kitabında da bahsettiği gibi önadı Ömer ile ilgili kuşkularımız olsa da, değilmiş ama Alevi fanatiğiymiş. Çocukluğu baba mesleğinden dolayı yurdun değişik bölgelerinde geçmiş. Yine önyargıların aksine çocukken sıkı din eğitimi almış.
Bugünkü başarılarına bakıldığında yine yanılgıya düşmek olası, başarılı bir öğrenci olamamış hiç. Hatta başarılı bir baba ve eş olmadığını da yer yer yazıyor kitabında.
Birkaç arkadaşıyla ortaklaşa bir basımevi kurmakla başlayan fişlenme serüveni diyar-ı gurbette geçirmek zorunda kaldığı 11 yıllık sürgün hayatına neden oluyor. Okurken üzülüyor insan da o sürgün ve kaçış olmasa bugünkü Zülfü Livaneli de olmazdı, böyle düşünerek teselli bulabilir insan.
Yaşaması gerekiyormuş yaşamış...Zorluk çekmesine rağmen iyi ki de yaşamış. Yoksa dünyanın birçok yerinde birçok ünlü müzisyenle tanışması, fırsatlar yakalaması, konser vermesi, ödüller alması mümkün olabilir miydi?
Kitabı okurken ayrıca heyecanlandığım ve onurlandığım bölümler var. Zülfü Livaneli çocuk yaşlarında babasıyla köy köy gezerken, Çorum'un bir köyünde tanışır bağlamasıyla. Nereden nereye? Babası memur olmasa ne işi var benim memlekette?
****
Anlatımı akıcı, dili anlaşılır ve sade. Olaylar malum, sıkıntılar benzer. Hayaller ve özlemler çoğumuza tanıdık.
Adının yanında onlarca sıfatı olsa da, o bir insan, iyi bir insan...
Okunmaya değer!
Arka kapak Notu:
Tartışma yaratacak "anılar denizi"...
Zülfü Livaneli`nin, Mutluluk ve Leyla`nın Evi adlı çok satan kitaplarının ardından beklenen anlatısı çıkıyor.
Bir dönemin siyaset ve sanat olaylarına ışık tutacak, her kuşaktan insanlar arasında ilgi uyandıracak anı ve değerlendirmeleri kapsayan roman tadındaki bu kitapta, okuma serüveni peşindeki bir çocuğun düşleri, hücrelere kapatılan ve sürgünlere mahkûm edilen bir aydının serüveni anlatılıyor.