- Kategori
- Gündelik Yaşam
Severim...

Şemsiyeyi sevmem. Şemsiyenin yağmur ile arama girmesinden hiç hazetmem. Hareketlerimi kısıtlar şemsiye, kolumu yorar. Yağmur biter fark etmem, salak gibi açık şemsiyeyle dolaşmaya devam ederim. Kaldırımda yürümem zorlaşır. Ucu birisinin gözüne gelecek diye korkarım. İnsanlara dikkat etmekten önüme bakamam, ayağım suya girer,çorabım ıslanır. Bunlar ve bunlar gibi bir çok sebepten, ben şemsiyeyi sevmem. Ben kapişon severim... Kapişonun beni yağmurun hem içinde tutmasını hem de ondan korumasını ve her adımda yavaşça ıslanıp ağırlaşmasını severim. Islanan kumaşın kokusunu severim. Kumaşın yağmura dayanamayıp, ıslaklığı yavaşça kafama geçirmesini heyecanla beklerim. Kapişonumun koruduğu kafamla şemsiyelere çarpa çarpa gitmeye bayılırım.
***
Ayyuka çıkmayı, ayyuktan inmeyi severim.
***
Bir hata yaptığım zaman sonuçlarıyla yüzleşmeyi beklerken, tırnaklarımı yerken, kızarıp bozarırken, yüzüme geç yaşta uykusunda altına kaçırmış bir çocuğun pişman ifadesini yapıştırmışken, yani kısacası kaygılar ayyuka çıkmışken, yapmış olduğum şeyin aslında o kadar da mühim bir hata olmadağının anlaşıldığı anı severim. Tüm hatalarım öyle olsun isterim.
***
Hava soğuduğu zaman çift çorap giymeyi, yetmedi bir de üstüne patik giymeyi severim. Patik evet. Hala severim, hep seveceğim.
***
Yağmurlu günlerde yürüyüş yaparken, rüzgar karşıdan estiğinde bir kaç damla yüzüme vuracak, elbette. Bir kaç damladan sadece bir tanesi nasıl edecekse edecek, ve tam da iki kirpiğin arasından gözümün içine "pıt" diye damlayacak. Tek gözüm iki saniye için buğulu görecek etrafı. Ben de bu anı hep seveceğim. Hem de çok seveceğim.
K.