- Kategori
- Sanat Eğitimi
Sevgi dünyası - Aydının yalnızlığı
Bir araştırmaya göre benim ülkemin insanlarının genel kültür ortalamasının 70 yıl sonunda ilkokul 4. sınıf düzeyinde olduğunu okuyunca pek şaşırmadım doğrusu. Ama yine de içim burkuldu.
Bu araştırma şunu göstermektedir: Ülkemin yazan-çizen ve okuyan insan gruplarının sayısı çok azdır. Bu nedenle de yalnızlığa itilmiş ve sesini yeterince duyuramamaktadır. Okuma, araştırma ve sorgulama yapamayan toplum yığınları, böylece aydınını da yiyip bitirmekte, onu yalnızlığa itmektedir.
Üretken insanlar, sanatçı ruhludurlar. Devamlı insan için birşeyler üretirler. Kendilerini yeniledikçe de mutlu olurlar. Çalışma şevki kazanırlar. Daha çok insana ulaşmak ve onlarla bu sevinci paylaşmak isterler. Bu nedenle de çok duygusal olur onlar.
Cahil ve okuma-araştırma yoksulu insan gurupları aydınlanmaktan korktukları için karanlığa koşarlar. Küçük insanların gölgelerinin büyüdüğü yerlerde güneş karanlığa mağlup olur. Karanlığa küfredenler de bulunur orada ama bir mum yakacak mecalleri yoktur.
İşte bu nedenledir ki ülkemin üzerindeki kara bulutlar pek dağılmaz. Çöreklenir de çöreklenir. Kara düşüncelerle gezenler çoğalınca aydını koruyup kollayacak devlet gücü de zafiyete uğrar. Çünkü demokrasi anlayışı da seçim sistemi de kararan kafaların amaçları doğrultusunda kullanılır. Koltuk kapmak için herşeyini feda edebilecek cahiller ordusu hükümetleri ele geçirirler.
"Hamil Kart Yakinimdir" anlayışıyla gerçek aydının görev alması gereken eğitim ve kültür makamları kara kafaların mekanı olur. Böylece küskünler ordusuna katılan aydınlar yalnızlığa itilirler. Sadece büyük şehirlerde azınlıkta kalan bilginler güçlerini yeterince duyuramazlar. Meydan kara cahillere kalır.
Peki bu böyle devam etmeli midir? Elbette hayır!
Yarım asırdan bu yana ülkemin aydınları siyasette boy göstermedikleri için meydan karanlıklara terk edilmiştir. Şimdi aydınımız uyanmalı. Siyasi kadrolarda sesini duyurmalı ve devletin egemen güçleri içinde yerini almalıdır.
Aydınlanmanın bir koşulu da yetkili makamların bilginlerce yönetilmesidir. Yıllardır siyaset meydanlarında hep aynı terane çalınıyor. Kısır döngüye bir Dur! demenin zamanı geldi ve geçiyor.
Seçim sisteminden mi şikayet ediyoruz? Yöneticilerimizin cahillinden, aymazlığından mı, beceriksizliklerinden mi yakınıyoruz? O halde buyrun siyasete... Ülkenin yönetimine soyununuz.
Gerçek aydınlar, harekete geçiniz! Sıkıntıları yok etmek ve ülkenin geleceğini aydınlatmak istiyorsanız meydanı cahillere bırakmayınız. Ülke yönetiminde söz sahibi olunuz.
Aydınlarının yalnızlığa gömüldüğü ülkede, bilgininin söz sahibi olamadığı vatan topraklarında kötü beslenmekten, hastane köşelerinde sürünmekten, kaliteli bir eğitim alamamaktan, çirkin siyasetçiden şikayet etmeye kimsenin hakkı yoktur.