- Kategori
- Deneme
Sevgi verebildiğiniz sürece sevgi...

Sımsıkı, sımsıcak tutunun o ellere... Unutmayın ki, sevgi verebildiğiniz sürece sevgi...
Hepimiz çevremizde zaman zaman duymuşuzdur. Bazı sohbet ortamlarında konuşulan, hatta adapte edilmeye çalışılan klişeleşmiş, katı inanışlar vardır; Hani sevgi çok fazla gösterilmemeli, aksi takdirde çocuk şımarık olur, tepenize çıkar sonra da sizi kullanmaya başlar gibi bir sürü temeli, dayanağı olmayan düşünce...
Ben yüreğimin sadece yüreğimin sesini dinliyorum. Bu katı inanışlara inatla karşı çıkıyor ve asla onaylamıyorum. Önce şunun ayırdımına varmak gerekiyor bence; Sevgimizi göstermememiz gereken, şımaracak yada tepemize çıkacak olan kim?... Bizim için en değerli olan, yaşama amacımız, hiç bir şeye değişemeyeceğimizi düşündüğümüz, herşeyiyle bizim olan çocuklarımız değil mi?... Öyleyse böylesine sevgisiz bir yaşamı sunmak, verebileceğimiz en değerli şeyi esirgemek, onlara da kendimize de işkence etmek neden?... Anlayabilmiş değilim doğrusu.
Bütün dünya karşı çıksa da, aksini iddia etse de ben göstermekten yanayım sevgimi. Benim en değerli varlığıma... Hem de hiç çekinmeden, hiç korkmadan. Sevgimin bitmeyen, tükenmeyen ışığı kızım... Ben ona olan sevgimi içimden gelen her an gösteriyorum. Her dakika onu öpüp kokluyor, sımsıkı sarılıyor, o eşsiz kokusunu içime çekiyor, '' seni seviyorum '' diyorum. Sabahları uyandığında, geceleri uyurken, günün her anında, her dakikasında, her yerde ve her koşulda. Böyle şımaracaksa şımarsın. Her ne demekse şu şımarmak. Tepeme çıkacaksa çıksın, beni parmağında mı oynatacakmış, oynatsın. Ben bunlara dünden razıyım. O benim en değerlim, o benim en sevdiğim, o benim yüreğim. Ben tüm sevdiklerimi sevgisiyle besleyen, sevgisini göstermekten asla çekinmeyen insanlardanım çünkü.
Yaşanılan hiçbir anın tekrarı yok, kaybedilen boşa geçirilmiş zamanların bir yenisi ile değiştirilme şansı yok, bir yenisi yok, telâfisi mümkün değil... Yaşama bir de bu pencereden bakmak gerekiyor belki. Mutlu anlarımızı çoğaltmak, ileride keşke dememek, verebilmek hâlâ mümkünken sevgimizi sunabilmek, sevgiye sınırlar koyup onu kısıtlamamak için. Hayatımızdaki gülüşleri çoğaltmak için.
Sevgi sadece ifade edilebildiği sürece, gösterilebildiği sürece sevgi... Beslemek gerekiyor onu, büyütmek gerekiyor. Emek vermek, zaman vermek gerekiyor, tıpkı bir çiçek gibi. Başka türlüsünün bir değeri yok ki, içinde büyüttüğün ama gösteremediğin bir sevginin kime, ne kadar yararı olabilir ki?...
Dolaysız, önyargısız, sıcacık, sahici bir yüreğe sahip ama bir o kadar naif, kırılgan, savunmasız küçücük birer melek bütün çocuklar. Onlar hayatı koşulsuz bir sevgiyle yaşıyorlar, çevrelerindeki herkese koşulsuz karşılıksız açıyorlar o tertemiz yüreklerini. Verdiğiniz sevginin milyonlarca katını sunuyorlar size. Şu bir gerçek ki, ne ekerseniz onu biçersiniz, ne kadar verirseniz o kadar alırsınız. Ben kızımın gülüşündeki ışıltının hiç sönmemesini istiyorum, gözlerindeki ışığın yanmasını sonsuza kadar ve bu sevgi ışığını yaymasını tüm insanlara!...
Sevgiyle öğretilen ve öğrenilen her seyin daha kalıcı olduğuna inananlardanım ben. Anılarımızda küçük bir tebessümle hatırladığımız bizi mutlu eden anıların sadece güzel ve sevgi ile yaşanmış anlar olduğunu, oysa kötü anıları hatırlamak bile istemediğimizi düşünecek olursak bunun aslında çok doğru bir düşünce olduğunu da hepimiz görürüz.
Öylesine saf, öylesine tertemiz bu küçücük beyinlere korkuyu, zaafları, baskıları, güvensizliği öğretmek bir insanlık suçu bence. Bir gülüşlerinde binlerce güneşi gördüğümüz; Sevgi, hoşgörü ve yaşama sevinci ile dopdolu olan bu küçük melekler, bırakalım da öyle kalsınlar. Bir çocuğun o en saf, o en temiz haliyle. Sevgiyi verebilmek en büyük erdem bence. Çünkü, geleceğe sunduğumuz birer armağan çocuklarımız. Dünyaya onlara gösterdiğimiz pencereden bakacaklar ve ne kadar aldılarsa o kadar verecekler geleceğe. Sevgi dolu bir gelecek, sevgi dolu çocuklar için; Lütfen sevginizi gösterin onlara. Sımsıkı sarın, sarmalayın, öpüp koklayın, doya doya yaşayın çocuklarınızı!...
Bu küçük savunmasız melekleri üzmek, kırmak Tanrı'yı da üzmekle aynı şey belki de. O'nun lütfuna saygısızlık, haksızlık. Çünkü, O başka türlü istese idi, daha farklı yaratırdı onları. Sevgi dolu, tertemiz, kötülüklerden uzak yaratması tüm insanlığa bir mesaj, belki de bir çağrı. Görebilmemiz, kapısını açabilmemiz için iyiliklerin, sevgilerin, tüm güzelliklerin yeniden. Yeni doğmuş gibi hayata. Allah insanları eşit yaratıyor, iyi ya da kötü olmayı insan sonradan kendisi seçiyor.
Şimdi hemen tutun ellerini sevgiyle bütün çocukların, sevebildiğiniz kadar sevin, sevin ki aydınlansın dünya ve hiç bırakmayın o ellerin ve sevgilerin peşini... Sımsıkı, sımsıcak tutunun o ellere... Unutmayın ki, sevgi verebildiğiniz sürece sevgi!...
****
Yıllar önce bir gazetenin anneler günü ekinde küçük bir kız çocuğu ( muhtemelen şimdi küçük olmayan, belki de artık bir anne olan bir kız çocuğu ) şöyle sesleniyordu şiirinde;
'' Dünyadaki anneler
Meleklere benzerler,
Dünyadaki melekler
Çocukları severler.''
REZZAN SAİTOĞLU