21 Şubat '07
- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sevgili sanal dünya

Sevgili sanal dünyamız... Telefon kablosundan bize verdiğin görkemli dünya. Tatmin aracımız. Ne zaman yanımızdaydın? Ne zaman vardın?
Bilgisayar dediğimiz teknoloji harikasının nikotin etkisiydin sen. Saliseleri sayarken yıldırım gibi girdin hayatımıza. Belki hiç bir zaman çıkmayacaktın. İçimizdeki tatmin aracıydın sonuçta...
Bize ne kazandırdın biliyor musun sevgili sanal dünya?
-3.55 İlköğretim diploması
-3.45 Lise diploması
-Köklerimizi rahatça sokabileceğimiz bir sandalye
-Parmaklarımızı boşa çalıştırabileceğimiz bir klavye
-Gözlerimizi isyan noktasına getiren bir monitör
-Ve kişiliğine rahatça saldırabileceğimiz milyonlarca insan!
Sana ne kaybettiğimi söylemeyeceğim sevgili sanal dünya. Çünkü hepsini çok iyi biliyorsun, bizim sana bağlılığımız ancak seni tatmin etti. Kimisi bir yazıya aldanıp adam öldürdü, kimisi bankadaki tüm parasını kaybetti. Ama kimse bir şey kazanmadı… Kazanamadı.
Sana verdiğim tatmin duygusunu şimdi geri almak için savaşacağım seninle… Senin bana verdiğin zararları teker- teker alacağım senden. Çünkü sende bir virüssün ve içine girebileceğin bir organizma kalmadığında sende kayıp düşeceksin. Ve inşallah bir gün gelecek ki… Sabah kalktığımda sol ayak başparmağımla bilgisayarın “güç” düğmesine basmayacağım… Ve seninle her zamanki yerde buluşmayacağım… Ben orada olmayacağım…
Sana kendi ellerimle verdiğim ömrünü yine ben tüketeceğim. Seninle bütün bağlarım kopunca sana sadece şu cümleyi söyleyeceğim… “Artık yoksun, hiç olmadın.” Ve kendimi işe yarayan bir insan olarak gördüğümde eski “ben”i hatırlayacağım ve bileceğim tek gerçek şu olacak:
“Boş insanlar kendilerini ancak sanal dünyada tatmin eder. Ne yazık ki sanal dünya kimi mutlu etmiş ki biz mutlu olalım?”