- Kategori
- İlişkiler
Sevgiliden intikam almak için kapatılan telefonlar..
Buranın kişisel bir blog sayfası olmadığının farkında olduğumu ve buna rağmen kişisel bir yazı yazacağımı söyleyerek, affınıza sığınıp yazıyorum.. Hayatım boyunca, yaşadıklarımı en kolay atlatma yönetemim her zaman kelimelerle kurduğum dünya oldu. Ve tavsiye ederim bu çok işe yarıyor..Bütün o kafanızdaki olumsuz duygu ve düşünceleri yazmalısınız. Hatta başarmak istediklerinizi de.. Bir kitap da okumuştum günde ortalama bir insanın kafasından 60.000 düşünce geçiyor ve eğer bunlardan birini öğreniğin başarmak istediğiniz birşeyi, elinize kalem kağıt alıp yazıya dökerseniz beyninizde kırmızı alarm çalıyor. "60.000 tane düşünce içinden efendim bunu seçti ve yazdı! bu çok önemli" diye beyin bunu not ediyor ve sürekli tekrarlar halinde o hedeflediğiniz şeyin gerçekleşmemesi adeta mümkünsüzleşiyor. Yazmak insan hayatında o kadar önemli ki, bunu test edip onaylayıp burada yazıyorum. Geçenlerde 13-14 yaşında yazdığım notları buldum ve orada kendime oluşturduğum "kişisel hedef" notlarımı buldum, o günden bu güne gerçekten hepsini gerçekleştirmişim, kendimle gurur duydum. Ama asıl anlatmak, vurgulamak istediğim yazın, hayatınızdaki iyi kötü herşeyi ama herşeyi yazın.
Birine kızmış olabilirsiniz, hastalanmışsınızdır ve sevgiliniz hiç ilgilenmemiştir, o beklediğiniz sevgi sözlerini aileniz bir türlü söylemiyordur, arkadaşlarınız sürekli sizi kullanıyordur! bütün bunlara bir anda patlayıp insanlara hiç telafi edilemeyecek sözler söylemek yerine bütün olumsuz düşüncelerinizi bir A4 e mutlaka yazın. Bu süreç içinde sizin tepkilerinizi, aslında olayların nasıl gelişmesini istediğinizi de yazın ve tekrar tekrar okuyun. Bu adımdan sonra çok daha sağlıklı kararlar verebilir ve tepkilerinizi oldukça "kararında" gösterebilirsiniz.
Aslında bu yazıyı yazmaya başlarken amacım bambaşkaydı. Canımdan çok sevdiğim birine içimdeki kırgınlığı yazmak istemiştim. Bunu ona söylemeden ya da içimden gelen o hain sese kulak verip gemileri yakmadan önce, duygularımı burada yazıp rahatlamak istiyordum. Ama özür dilerim bir derse dönüşmüş yazım.
Neden kırarız ki hep en sevdiklerimizi? En çok kırdıklarımız hep en sevdiklerimiz olur.. Bir bankadaki memura ya da üniversite de o güzel gözlü kıza kibar olduğunuz kadar hiç annenize kibar davranmayı başarabildiniz mi? Otobüste, markette ve sosyal ilişkiler kurduğumuz bir çok yerde çoğumuz kibarlıktan adeta kırılıyoruz! Peki neden annemiz, kardeşimiz, babamız, bizi en çok sevenlere karşı neden kibar olamıyoruz? Anlayışlı davranamıyoruz. Gerçek benliğimin oluştuğuna ikna olduğum günden beri bana en aptal görünen şey, sevgilisiyle kavga edip-ayrılıp cep telefonunu kapatan insanlardır. Ya kardeşim, sevgiline kızdın kapattın telefonunu, senin annen, baban, arkadaşların yok mu? ya sen telefonunu kapattın, bütün gün işlere, müziğe ya da sahile vurdun kendini onu unutmaya çalışıyorsun.. Peki bu sırada seni dünya da herşeyden ve herkesten çok seven annene-babana bişey olsa? örneğin bi kamyon çarpsa ya da kalp krizi geçirse! ve sana ulaşamasalar! Nasıl rahatlatacaksın bütün ömür boyu o vicdansız vicdanını?
Sizi en çok sevenleri kırmayın, hayatınız boyunca sizi karşılıksız seven, koruyan, herşeyde yanınızda olacak olan, sizi en çok sevenler, " anneniz, babanız, kardeşleriniz " onları incitmeyin! bir yıl sonra belki de yüzünü bile görmeyeceğiniz o kız ya da erkek için annenizin üzülmesine izin vermeyin! sevgilinize kızıp odanızda sinir krizi geçirip ağlarken, kapıyı açıp içeri girmesine izin vermediğiniz annenizin çektiği acıyı düşünün kendi acınızdan önce....