​ Sevgililer gününe az kala… / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Sevgililer gününe az kala…

Sevgililer gününe az kala…
 

Kaynak:İnternet


Bazı insanlar vardır, güçlüden ziyade güçsüzün yanında olan, bildiniz mi? Hah işte, ben de onlardan biriyim!

Sevgililer gününde aklımın yalnız olanlara düşmesi de bu yüzdendir!

Yalnızlıkları tokat gibi vurur yüzlerine; hele bir de az zaman önce ayrılmışlarsa sevgililerinden yürekleri toz dumandır hepten vesselam!

Elimde hep fazladan birkaç paket mendil ile dolaşasım gelir; bilirim ki çok ağlayan olur, o gün…

Elinde çiçekle geçen birine hüzünle bakan gözler gördüğümde omuzuna dokunup bir mendil uzatasım gelir; gerçi uzatsam da o mendil alınmaz, bilirim, zira böyle durumlarda gözyaşlarının en sevdiği yer yastık üstleridir…

Usul usul süzülür yaşlar, biraz sitemkar…

******

Sevgilisi ile buluşanlara da mendil uzatasım gelir o gün.

Çoğunun ağlayacağını da bilirim üstelik…

Uzatsam almazlar ama; zira hayal ülkesinin prens ve prensesleridir!

Taa ki hayal kırıklıkları yaşayana kadar!...

Ya alınan-verilen hediyeler yetmeyecektir, ya da söylenen sözler…

Bir şeyler hep eksik kalacaktır; fazlası abartı duracaktır…

Beklenenler cuk diye oturmayacaktır!

Sonuç: yastıklarda gözyaşları…

******

O an için birbirlerine çok aşık olanları ayrı tutuyorum, onların gözü zaten kör!

Gözleri açılınca hangi kategoriye dahil olurlar, bilemem!

******

Bir gerçek var: Beklenti ne kadar çok olursa hayal kırıklığı da o oranda çok oluyor!

Bir güne fazladan bindirilen önemin kişilerin beklentilerini tetikleyip hayal kırıklığını da desteklediğini düşünüyorum.

“Sevgililer günü” pek safiyane olarak kimin kime ilgisi, sevgisi varsa o gün çekinmeden ifade etsin diye başlamış olmakla birlikte ki, bu hali ile “Süper!” diye desteklememe rağmen, gelinen noktaya teessüf ediyorum!

Reklam sektörünün nemalandığı 14 Şubat Sevgililer Günü maalesef naif bir günü en nihayetinde “göz yaşartıcı” hale getirmiştir!

Yoksa ne diye ağlasın sevgilisi tektaş pırlanta yüzük hediye etmedi diye bir kızcağız, durduk yerde?

Ya da ne diye kahrolur seven bir genç zar zor buluşturup aldığı hediyenin karşılığında kocaman bir tebessüm beklerken zar-zor bir gülümseme ile birlikte kaçırılan gözleri gördüğünde…

******

Az daha unutuyordum, yıllar öncesinden bir fikrim vardı sevgililer gününe alternatif olarak: “Yalnızlar Günü” olsa, mesela o gün herkes istediği mekana gidip istediği gibi takılsa…

Daha çok hemcinslerim için düşünmüştüm, itiraf edeyim, karşı cins istediği zaman istediği mekana daha kolay intikal ettiğinden dolayı…

O gün kimse tarafından kınanmayacağını bilerek, ille de yanına arkadaş bulma zorunluluğu duymaksızın istediğince eğlenme özgürlüğüne sahip olsa keşke, en azından bir gün dişi cinsin, diye çok istemiştim!

İnternet bu kadar yaygın olsaydı, doğum günüm olan 26 Eylül’ü önerir, kim bilir, belki de fikrime katılım bulurdum!

******

Sonuç itibari ile günlere yüklenen gereğinden ağır yüklere karşıyım!

Amaç özgürlük olsun, amenna, teşekkür, şükür olsun, tamam!

İfade olsun, itiraf olsun…

Malzeme olmasın ama!

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..